Roguelike, Metroidvania, Souls-lite… Nedir tüm bunlar?

Takdir edersiniz ki Steam‘in bağımsız yapımlara sağladığı destekten ötürü Steam’de kaliteli ve ucuz bir iş bulmak şu zamanlarda epey zor oluyor. “Oyun Önerileri” serimizde bu oyun kalabalığının arasındaki kaliteli yapımların daha fazla kişi tarafından fark edilmesini amaçlıyoruz. Ve bu seride inceleyeceğimiz oyunlardan dördüncüsü, henüz erken erişimde bulunan, Steam’den satın alabileceğiniz bir oyun olan Dead Cells.

“This is a strange place…”

Oyuna başladığımızda kendimizi ne olduğunun, neler döndüğünün farkında olmadığımız bir evrende buluyoruz. İki boyutlu bir evrende elimizde yalnızca bir kılıçla başladığımız Dead Cells, son derece tatmin edici dövüş mekanikleriyle oyuncuya keyifli bir deneyim sunuyor. Reflekslerin çok önemli olduğu, aksiyonu eksik olmayan haritası ile Dead Cells ilk bakışta oldukça hoş bir oyun gibi gözüküyor. Roguelike bir oyun olan Dead Cells, öldüğünüz her turun sonunda sizi haritanın başına atıp elinizde avucunuzda ne varsa alan bir yapıya sahip. Peki kulağa hiç de hoş bu dinamiğin mantığı nedir? Oyunda amacımız başladığımız her turda, ölmeden bir önceki turda ilerlediğimizden daha fazla ilerleyerek bir takım kalıcı avantajlar edinmek. Öldürdüğümüz düşmanlarla ve haritanın belirli kısımlarında bulduğumuz lootlarla kazandığımız cellleri içinde bulunduğumuz bölümün sonuna kadar ölmeden taşıyıp, bir takım silahlar ve özellikler açıyoruz. Böylece her öldüğümüzde başa saran bu oyunda biraz daha avantajlı bir başlangıcı sağlamış oluyoruz.

Peki aynı haritada devamlı savaşmaktan sıkılmıyor muyuz? Bu sorunun son derece hoş bir cevabı var: aynı haritada savaşmıyoruz. Oyunun kodlarındaki harita tasarlama algoritması sayesinde, oyun her bölümün başında sizi aynı atmosfere sahip farklı bir labirentin içine atıyor. Böylece ölseniz de, yepyeni bir haritanın içinde diriliyorsunuz. Oyuna başladığınız zamanlarda ilerleme sağlayamasanız da oyunda ilerleme sağladıkça farklı haritalar görmeye, farklı atmosferler tatmaya başlıyorsunuz. Oyunun dövüş mekanikleri ise çoğu oyuncunun severek oynadığı bir 2D Platformer olan Castlevania‘yı andırıyor. Fakat özgün yapısı ile Dead Cells, basit bir esinlenmeden çok eskilere bir saygı duruşu mahiyetinde.


İlgi çekici boss savaşları ise tüm bu güzelliklerin tuzu biberi oluyor.

Oyunun grafik tasarımı ise iki boyutlu bir platform oyunundan bekleyeceğinizin çok üzerinde. İlgi çekici düşman ve karakter tasarımı, oldukça yoğun atmosferi ve dövüş animasyonları ile oyun muazzam görünüyor. Pixel art şeklinde tasarlanan oyun grafikleri canlı renkleri ve keyifli animasyonlarıyla oyuncuya erken erişimde dahi kusursuz bir deneyim sunuyor. Gamepad ile oynanmasını tavsiye ettiğim bu oyun, bizim görüşümüze göre düşük fiyat aralığında şu an alınabilecek en hoş bağımsız yapımlardan birisi.

Oyunun Steam sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here