Asıl adı Neta-Lee Hershlag olan Natatlie Portman, 9 Haziran 1981 yılında Kudüs’te dünyaya gelmiştir. Anadili gibi İbranice konuşabilen güzel oyuncu, daha sonra ailesiyle birlikte Amerika’ya göç eder.

Portman’ın büyükbabası, karanlık Holokost döneminde neredeyse bütün yakınlarını kaybetmiştir. 2003 yılında Harvard Üniversitesi psikoloji bölümünden mezun olan Portman, yaptığı bir söyleşide, akıllı ve donanımlı olmak, film yıldızı olmaktan iyidir” diyerek hem oyunculuk hem de okuduğu bölüm üzerinden ne kadar başarılı ve istikrarlı olduğunu kanıtlamıştır. Kendisi, çocukluk yaşlarından itibaren vejeteryan olmayı tercih etmiş, uzun bir süredir de vegan yaşam biçimini benimsemiştir. Los Angeles’da yaşayan yıldız oyuncu, daha sonra kendisini oraya ait hissetmediğini düşünerek Paris’e taşınmıştır. Evinde televizyon olmadığını söylemiş, sevdiği film ve dizileri internetten takip ettiğini belirtmiştir.

Portman, kariyerinde 39 film ve 2 dizide rol almıştır. 2 filmin yönetmenliğini yapmış, 4 film ve 2 dizinin ise yapımcılığını üstlenmiştir. Güzel oyuncu, Revlon ajansının bir çalışanı tarafından 12 yaşındayken keşfedilmiştir. Luc Besson’ın kült filmi Léon: The Professional‘da oynama fırsatını bulmuş ve bu film hayatının dönüm noktası olmuştur. Hemen herkesin en sevdiği filmlerden biri olan Leon‘daki performansından ötürü milyonlarca insanın beğenisini ve takdirini kazanmıştır. Daha sonra Heat, Everyone Says I Love You ve Mars Attacks! gibi filmlerde rol almıştır. 1996 senesinde, Woody Allen’ın Everyone Says I Love You ve Ted Demme’nin Beautiful Girls filmlerinde seyirci karşısına çıkmıştır. 1999 yılında Susan Sarandon ile birlikte rol aldığı Anywhere But Here filmi ile Sinema Dalında En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Altın Küre Ödülü’ne aday gösterilmiştir. Jude Law ve Nicole Kidman’ın rol aldığı Soğuk Dağ filminde de ufak bir rol almıştır. Natalie Portman, Closer filmindeki Alice rolü ile Yardımcı Kadın Oyuncu dalında BAFTA ve Oscar’a aday gösterilmiş, Altın Küre Ödülü almıştır. Bu ödül ve adaylıklar güzel oyuncunun kariyeri için oldukça önemli olmuştur. Alan Moore’un efsane çizgi roman serisi V for Vendetta‘nın uyarlamasında yer almış ve film için saçlarını kazıtmıştır. Filmdeki unutulmaz performansıyla adından söz ettirmiş ve zirveye emin adımlarla çıkmaya devam etmiştir. En nihayetinde; başarılı oyuncu 2010 yılında Black Swan filminde Nina karakterini canlandırmış ve bu rolüyle Oscar’ı kazanmıştır. Filmi henüz izlemediyseniz şiddetle tavsiye ediyoruz!

Leon: Sevginin Gücü

New York’ta yaşayan 12 yaşındaki Mathilda, üvey ailesinin yanında istemediği bir hayatı yaşamaktadır. Babası, iki yüzlü bir polis için uyuşturucu saklamaktadır. Mathilda’yı kaçıp gitmekten alıkoyan tek şey küçük erkek kardeşidir. Bir gün, markete gittiği sırada tüm ailesi acımasızca katledilir. Mathilda ise tek çare olarak Leon’un kapısını çalar. Kapıyı açması için yalvardığı adam ile daha sonra birçok şey yaşayacak ve duygularının karmaşıklığı içerisinde onunla hayatına heyecan katacaktır.

Black Swan / Siyah Kuğu

Nina, New York’ta hayatını idame ettiren genç ve yetenekli bir balerindir. Hayatının tamamını kaplayan bale onun en büyük tutkusu, yaşama amacıdır. Nina, eski bir balerin olan ve kızına dans konusunda sürekli hırs aşılayan annesiyle birlikte yaşar. Kuğu Gölü balesini sahneye koyan bale yönetmeni Thomas Leroy, yeni sezonda Beyaz Kuğu’yu canlandıran baş balerini değiştirmeye karar verir ve ilk tercih olarak da Nina’yı düşünür. Bu rol Nina’nın başına birçok iş açacaktır. Yönetmen zarif, masum ve saf Beyaz Kuğu ile kötülüğün, şehvetin ve bilinmezliğin temsilcisi Siyah Kuğu’yu aynı anda canlandırabilecek bir balerin arıyordur. Nina bu rol için ne kadar çabalarsa çabalasın rakipleri ona meydan okur. Beyaz Kuğu karakterini kusursuz canlandıran Nina, Siyah kuğu olmakta güçlük çeker ve role bir türlü adapte olamaz. Ancak daha sonra, rakibiyle kurduğu arkadaşlığın ardından kendi içindeki Siyah Kuğu’yu keşfeder ve performansı zirve yapar. Fakat bu, onun hayatını bütünüyle mahvedebilecek bir olaydır.

V for Vendetta

Film, 2020 yılının İngiltere’sinde geçmektedir. Ülke, son derece baskıcı bir toplum düzenini yaşamaktadır. Türlü yasaklar ve engellerle idare edilen halk, şiddet yanlısı bir konuma gelmiştir. Gizemli V, belaya bulaşmış masum bir kadın olan Evey’i kurtarır. Ancak bu kurtarış, tam da ulusun kurtuluşunu temsil eder çünkü onun davranışı aslında toplumun uyanışını tetikleyen ve başkaldırıyı başlatan unsurdur. Tam da bu sebeple artık insanlık adına bir ayaklanma zamanıdır.