Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

Avrupa’nın kuzey batısındaki Britanya Adası’nda yaşayan İngilizler ve İskoçlar tarihin birçok döneminde karşı karşıya gelmişlerdir. İngilizlerin adanın tamamında egemenlik kurma iştahı ve İskoçların bağımsızlık mücadelesi pek çok kanlı savaşın yaşanmasına sebep olmuştur. Bu savaşlar, 1707 yılında imzalanan Birlik Anlaşması ile son bulmuş günümüze kadar gelen Britanya Krallığı | Birleşik Krallık’ın temelleri de bu anlaşma ile atılmıştır.

Öte yandan bağımsızlık taraftarlarının tekrar güç kazanmaya başlamasının sonucu olarak 18 Eylül 2014’te İskoçya bir bağımsızlık referandumuna gitti. Avrupa Birliği’ne bağımsız bir ülke olarak üye olamama endişesi ve ekonomik kaygılardan dolayı %55 ‘’hayır’’ oyu ile İskoçların bağımsızlık hayali bir süreliğine rafa kalktı. Ancak Birleşik Krallık’ta 2016 yılında yapılan Avrupa Birliği’nden ayrılma (Brexit) referandumundan ‘’evet’’ çıkması sonucu İskoçya’da yeni bir bağımsızlık referandumu gündeme geldi. 2022 yılına kadar yeni bir referandum yapılması planlanan İskoçya ile İngiltere arasındaki gerginlik devam ederken Netflix, bu gündemden fırsat sağlayarak 9 Kasım’da yeni filmi ‘’Outlaw King’’i yayımladı.

Filmin yönetmen koltuğunda Perfect Sense (2011), Starred Up (2013) ve Hell or High Water (2016) filmleriyle ön plana çıkan David Mackenzie oturuyor.

1304 yılında İskoçya’da kral, yerine geçecek kimsesi olmadan ölünce İskoç lortları varis seçmesi için İngiltere Kralı I. Edward’ı (Stephen Dillare) görevlendirirler. Kralın hakemlik yapması beklenirken ülkeyi işgal etmesi sonucu ayaklanan İskoçlar William Wallace önderliğinde bir araya gelirler. Ancak ağır bozguna uğratılan İskoçlar, başka şansları olmadan Kral Edward’a bağlılık yemini ederler. Giriş jeneriğinde bu bölümü anlatan film, lortların bağlılık yemini etmesiyle başlar.

Kral ile yapılan anlaşmadan kısa bir süre sonra İskoç lortlarından biri olan Robert the Bruce (Chris Pine), İngiltere tarafından vahşice katledilen direnişçi William Wallace’ın izinden giderek ülkesinin bağımsızlığı için mücadeleye yeniden başlar.

Eylül ayında Toronto Film Festivali’nde gösterilen Outlaw King’in, eleştirmenler tarafından topa tutulmasından sonra Mackenzie, filmi baştan kurgulayıp 20 dakika kısalttı.

Yazının bu bölümü, filmi henüz izlemeyenler için sürpriz gelişmeler içermektedir.

Outlaw King, İskoçya’nın bağımsızlık mücadelesini öğrendiğimiz Mel Gibson’ın Braveheart filmine göre daha ılımlı ve daha az epik bir tarih filmi olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle Braveheart gibi destansı anlatılara sahip filmleri tercih ediyorsanız bu filmden keyif almanız biraz zor.

Film, İskoç lortlarının Kral Edward’a bağlılık yemini ettiği açılış sekansı ile izleyenleri adeta büyülüyor. Ancak bu durum uzun sürmüyor. Filmin 20 dakika kısaltılmadan önceki versiyonunu bilmesek de bu düzenlemenin kurguya pek yardımcı olduğunu söyleyemeyiz. 2 saate indirgenen filmde İskoçya’nın bozguna uğratılması, Robert the Bruce’un evliliği, babasının ölümü, eşi Elizabeth’in kaçırılması ve kardeşinin katledilmesi, William Wallace’ın öldürülmesi sonucu çıkan isyan ve Robert’ın ordu kurma mücadelesi gibi pek çok tarihi olay yer alıyor.

Bu durum da kısa süren sahnelerin keskin geçişlerinden dolayı filmin bütünlüğünü bozuyor. Ayrıca karakter gelişimlerinin eksik olmasının yanında karakterlerin birbirleriyle olan ilişkilerine de yeteri kadar yer verilmiyor. Buna örnek olarak Robert ve davası için önemi büyük olan eşi Elizabeth gösterilebilir.

Outlaw King, Robert’ın topladığı bir avuç insan ile ülkesinin davası için girdiği kanlı savaşın olduğu son sahnelerde nefesimizi tutmamıza sebep olsa da ortalama bir filmin üstüne çıkamıyor.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here