Sene 1870, karikatürlerin daha önceden örnekleri bulunsa da etkin kullanımları mizah dergilerinin basımıyla başlıyor. 24 Kasım’da tarihe bir ayraç ekliyor ve Teodor Kasap’la birlikte ilk Türk mizah dergisi “Diyojen”i açıyoruz. Devletten maddi yardım istemeyen, logosunun altında “Gölge etme başka ihsan istemem” sloganını bulunduran mizah dergimiz doğası gereği günlük yaşamla ve haliyle siyasetle pek bir içli dışlı oluyor. Korkusuzca eleştiriler yapıyor, siyasi figürleri iğneleyip rahatsız ediyor ve otoritelerin sabrını taşıracak işler çıkartıyor.

Baskılara dayanamıyor ve kapatılması uygun görüldüğü için üç yıllık kısa ömrüyle 1873’te tozlu raflara kalkıyor. Ancak bu üç yıllık süre, sadece Diyojen’in ömrü olarak değil; Türk mizah dergilerinin temel atma töreni olarak görülüyor. Önceden gazetelerin yanında verilen ve sosyal yaşantıdan uzak durduğu için dikkat çekmeyen ölü doğan mizah eklerinin aksine bu sefer ayrı bir dergi olarak çıkartılıyor. Üstelik kendinden öncekiler gibi başarısız batı mizahı uyarlaması olmuyor.

Mizahı hakaret aracı olarak değil bir muhalefet aracı olarak kullanarak, siyasi eleştirileri ve akıl dolu işlerini kuşanıyor, capcanlı olarak sokaklarda yürüyor, halkı güldürüyor, birilerini rahatsız ediyor ve insanlarla iletişim haline geçiyor.

     Diyojen Gazetesi

Diyojen’in kapatılma kararı Takvim-i Vekay-i’de şu şekilde aktarılıyor:

“Diyojen, mizah gazetesi olduğunu ileri sürerek genel adaba aykırı ve hükümet kurallarına uymayacak bir yolda dil kullanmaya alışmıştır. Kendisine yol değiştirmesi defalarca anımsatılmış ve gazete birkaç kere kapatılmışsa da Diyojen kendi işinde dayatarak bazı kişilerin onurlarına dokunacak yazılar yayımladığı için süresiz kapatılmıştır.”

 

Dergisinin kapatılmasına öylece göz yumamayan Teodor Kasap, II. Abdülhamit’in baskıcı yönetiminde dergi ve gazete çıkarılmasının zor olacağını anlayıp ne yapıyor dersiniz? Eleştiri amaçlı gülmeceyi kullanmaktan yine de vazgeçmiyor, sistemi sarmaşık misali sarmaya uğraşıyor! Bu sefer farklı adlar kullanarak “Çıngıraklı Tatar” ve “Hayal” dergilerini yayımlıyor.

   Çıngıraklı Tatar Dergisinden bir karikatür

“Hükümetin ve halkın sorunlarına değinilecek, ülkemize yabancı olan şeylerle alay edilip, küçük görülecektir.” şeklinde Diyojen’de amacını net bir şekilde belirten Teodor Kasap, yayın hayatı boyunca dergisinin 15 kere geçici olarak kapatılmasını izlemek zorunla kalıyor.

Hayal Dergisinde, Diyojen’de anlattığı hikayelere kıyasla, iddialı karikatürlere daha fazla yer veriyor. Döneminin devlet düzeninin aksaklıklarından, çalışmayan devlet adamlarından bezmiş halkın sesi oluyor. İnsanları güldürürken, sık sık rejime ve siyasi kişiliklere yergiler yağdırıyor. Haftada iki veya üç sayı basılıyor. Böylesine büyük sorumluluk alan biricik mizah dergisi Hayal, tabii ki ödülsüz kalmıyor ve 1874’te kapatılıyor.

 

-Nedir bu hal Karagöz?

                                                                        -Kanun dairesinde serbestî Hacivat!

 “Bereket versin hava pupa…! Lakin bir fırtına çıkarsa ne demirimiz var ne dümenimiz..!”

                    Hayal Dergisinin kapatılmasına sebep olan 368. sayıdaki karikatür

Elleri zincirle bağlı Karagöz karikatürü yüzünden dergi kapatıldıktan sonra, Mart 1877’de üç yıl hapse mahkum ediliyor. Tahliye olduktan sonra, sonunun pek iyi görünmediğini düşünüyor ve geri dönmek üzere bir gemiyle Fransa’ya kaçıp hakkında olumlu karar çıkmasını bekliyor.

Bunca politik mizah ve iktidarın sarsılan prestijiyle birlikte ilk sansürler de geliyor. Aynı dönemde Diyojen, Hayal ve Çıngıraklı Tatar’dan cesaret alan birçok yazar ve çizer mizah dergisi oluşturmaya çalışıyor.  Her ne kadar basın özgürlüğü konusunda mücadele etseler de laflarını esirgemediklerinden dolayı Latife, Şafak, Kamer, Meddah, Tiyatro, Kahkaha, Şarivari Medeniyet, Geveze, Çaylak dergileri de kısa süre yayınlanmaya devam edip, kapatılıyor.

1876’da Mehmet Tevfik sahneye çıkmaya çalışıyor, ancak sert rejim onun da önüne geçiyor. Açtığı “Çaylak” dergisinin ömrü birkaç sayı sürüyor. Özgürce çalışamayan sanatçılar, zamanla ısınan rejimle ve 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla rahat bir nefes alıyorlar.

1908 yılında Türk mizahının ve karikatürünün bayrağını taşıyan “Kalem” dergisi yayımlanıyor. Fransızca ve Türkçe çeviriler halinde yazılar yazılıyor, Osmanlı’daki çok kültürlü ortam dergiye de yansıyor ve farklı milletlerden karikatüristler çizimlerini paylaşabiliyor. Türk karikatürünün öncüsü Cemil Cem, derginin başyazarları Refik Halit Karay ve Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kalem’in parlayan isimlerinden oluyor. Ancak aşağıda görüleceği gibi Abdülhamit’i ve İttihat ve Terakki’yi eleştirmekten geri durmadıkları için 130. sayısında Kalem de kapatılan mizah dergileri kervanına katılıyor.

   Kalem Dergisi Kapağı

Kalem dergisinin hemen ardından öne çıkan dergi: “Cem”. Cemil Cem’in kuruculuğunda açılan ve Refik Halit Karay’ın başyazarlığını yaptığı dergi iki farklı dönem halinde olsa da 1910 yılında başlayıp, Cumhuriyet döneminde de uzun bir süre boyunca varlığını koruyor. 1929 yılında, yönetimler ne kadar değişirse değişsin her mizah dergisi gibi muhalefet olup yeni bir bakış açısı sunmaya çalıştığından devlet ile ters düşüp kapatılıyor.

 

 CEM dergisi kapağı

Karikatür çizim tekniklerinin sadelikten uzak olmasından, hatta resim gibi olabildiğince gerçeğe benzetilmesi istendiğinden çizimlerde her türlü ayrıntının verilmesine odaklanılıyor. Komedi unsurları genelde yazıyla ve karikatür altındaki karşılıklı konuşmalarla sağlanması karikatüristleri zorladığı için ancak haftalık olarak çıkabiliyor.

Mizah adına önemli adımların atıldığı bu dönemlerde, “Ezop ile Karakuş” (1908), “Eşşek” (1910), “Gecekuşu” (1910), “Şakacı” (1908) gibi dergiler de sevilerek takip ediliyordu. Kurtuluş Savaşı ile birlikte ülke tarihine yön veren ferahlatıcı olaylarla birlikte Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi arasındaki geçiş sürecinde ise, kimi dergiler inkılaplarla birlikte okur yazar oranının artmasıyla başarıyı yakalıyor kimi dergiler de harf devrimiyle birlikte yayım hayatına son vermek zorunda kalıyordu.

Osmanlı’da mizahın gelişmesinde ve toplumun mizahi neşriyatlarla haşır neşir olmasında, kendi içinden beslenen zincirleme olaylar bütününe baktığımızda da şunu söylemeden edemiyoruz:

15 kere kapatılan dergide her seferinde pes etmeden ayakta duran Teodor Kasap, büyük insansın!