Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
12

2010 yılında Belçikalı Max Colombie tarafından kurulmuş olan Oscar and the Wolf projesi, kağıt üstünde solo sanatçı olarak gözükse de sahnede bir topluluk. Hatta grubun klavyecisi ve dj’i de Ozan Bozdağ isimli başarılı bir Türk. Hem bu nedenden hem de halk olarak “kaliteli hüznü” (bkz. LP- Lost on You) bağrımıza bastığımızdan grup, ülkemize sürekli konsere geliyor. Peki tipik bir röportaj sorusu olarak “Neden Oscar and the Wolf?”. Bu sorunun cevabını ise Colombie, yine şöyle bir röportajda ismin hem ışığı hem de karanlığı ifade etmesi diye yanıtlıyor. 2014’te yayımlanan ilk albüm Entity ile topluluk, dünya genelinde kısmen; Avrupa’nın büyük bir kesiminde ise önemli bir çıkış yaptı.

Ertesi yıl ise grup, artık Charlotte de Witte ismindeki Raving George ile düetleri You’re Mine güzelliği ve Belçikalı Black (2015) filmindeki muazzam Back to Black cover’larıyla konuşuldu. Entity albümü ise Colombie’nin kendisine ve gruba yakıştırdığı karanlık indie pop / baroque pop çizgisinin oldukça başarılı bir örneği. Colombie, şu videoda belirttiği gibi bu işe başladığında yaptığı müzikten saçının şekline kadar Bon Iver’dan etkilendiğini ancak daha sonra kendi tarzının oturduğunu ifade ediyor. Bu albüm ise neredeyse içerdiği her parçayla grubun kendine özgü tarzının etkileyici bir yansıması.

Albümün açılışını arabesk hissi yaratan bir sample ile açan Joaquim, bu melodilerin şarkı boyunca ilerlemesiyle de adeta dinleyeni hipnotize etmeye başlıyor. Bu arada şu entry’e göre söz konusu Türkvari yaylıların fikrini Bozdağ vermemiş. Aslında grubun çoğu parçasında da formül belli: Colombie’nin hüzünlü ve naif vokalleri, atmosferik bir pop beat’i veya enstrüman altyapısına eşlik ediyor. Ancak birçok şarkının temeli bu yapı olsa da albüm, hiçbir şekilde sürekli aynı şarkıyı dinliyormuş gibi hissettirmiyor. Bu hissiyat, kesinlikle Colombie’nin şarkı yazarlığının kalitesinin bir sonucu. Buna rağmen, albümün birkaç ufak sıkıntısından biri de yine bu şarkı yazarlığından kaynaklı: Bazı şarkı sözleri, kullandığı basit dille, grubun Amerikalı ya da İngiliz değil de Belçikalı olduğunu çok belli ediyor.

Bloom (Oh My Baby), kaydın en çok akılda kalan güzelliklerinden biri olmasına rağmen söz konusu basit dilin bir örneği: “I am lost. You’re an ocean, you’re an ocean. You had me lost and again. We dream in slow motion. We hide mistakes.” gibi. Ancak tabii ki bu sorun çok önemli bir sebep değil. Albümdeki en dikkat çeken parçalardan Princes ise aynı zamanda kaydın ilk single’ı olarak yayımlanmış. “Got my boys in the water. Got my girls bending over. Tight.” sözleriyle hafızalara resmen yapışan şarkı, grubun yapmış olduğu en başarılı işlerden biri oluyor. Ayrıca, Somebody Wants You da “But at least you’re not bitter.” cümlesini kalpler kazıyor. Colombie’nin bazı cümleleri böyle tekrarı ise albümün daha önce değindiğimiz hipnotize edici özelliğinin bir parçası.

Albüme kısmen de olsa ismini veren Strange Entity, gerek vokalleri gerek de altyapılarıyla kaydın en değerli işlerinden biri. Özellikle son bölümdeki gitarlar fazlasıyla etkileyici. Şarkının anlamını ise Colombie şurada ifade ediyor: “Strange Entity is about asking to be loved even when the other person is gone.”. Sırf bu neden bile şarkıyı albüm içindeki diğer eserlerden ayırmak için bir sebep. Parçanın şuradaki klibi ise Yunan mitolojisindeki Orpheus ve Eurydice hikayesinin modernize edilmiş bir hali. En önemlisi ise bu şarkı, kendini defalarca art arda dinletebilen bir eser. Aslında genel olarak albüm de böyle; “ortam”ınız müsaitse, hava kararmışsa, kafalar da tatlıysa loop tuşunuzu hazırlayın!

Kaynak: 1.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
12

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here