Türkçe, Türk halklarının tarih boyunca süregelen göç hareketliliği dolayısıyla Çin’den Avrasya’ya ve Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada konuşulan ve yazılan bir dil olmayı başardı. Ayrıca günümüze kadar neredeyse on farklı alfabe ile yazıldı, kayda geçirildi. Bunlar; Köktürk, Soğd, Uygur, Arap, Kiril, Latin, Yunan, Ermeni şeklinde sıralanabilir. Tüm bu alfabeler arasında Köktürk yazısının ise özel bir yeri olduğu tartışmasızdır. Çünkü diğer tüm alfabelerden farklı olarak sadece Türkçe yazmak için üretilmiş olma olasılığı oldukça yüksektir. Fakat söz konusu Köktürk harflerinin kökeni olduğunda farklı yaklaşımların ve kabullerin olduğunu bilmeliyiz. Runik köken, Aramice köken ve Türk tamgaları-ideogramları üç temel tez olarak karşımıza çıkmakta. Bu tezleri değerlendirmeden önce yazının deşifre edilmesine ve özelliklerine biraz değinelim.

Vilhelm Thomsen (1842-1927)

Çok temel bir lise bilgisini hemen hatırlatalım: Orkun Yazıtlarının dili 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından deşifre edildi. Thomsen’ın Danimarka Bilimler Akademisi’ne sunduğu kısa bildiride çözdüğü ilk üç kelime; teñri, türk ve kültigin‘di. Aslında yazıtların Çince yüzü çok daha önce okunduğu ve Türklere dair bilgiler içerdiğinden bilinmeyen yazının, Türklere ait olması yüksek bir ihtimaldi fakat bu ihtimal ancak Thomsen’in keşfi ile kesinleşmiş oldu. Bu üç yazıt, II. Köktürk Kağanlığı döneminde, 731 ve 735 yılları arasında Bilge Kağan, kardeşi Kültigin ve devlet adamı Tonyukuk adına dikildi. Thomsen deşifre ettiği dilin, Uygur dili ile tamamen aynı olmasa da kesinlikle bir Türk dili olduğunu ayrıca Uygur yazısında görülemeyen ince bir ses düzenine de sahip olduğunu söyleyecekti. 

Orkun yazısı toplamda 40 harften oluşur. Fakat Orta Asya coğrafyasındaki diğer yazıtları da dahil edersek harf sayısı neredeyse 50’ye ulaşır. Tüm bu yazıtlar arasında Orkun yazıtlarının öne çıkması ise çok gelişmiş bir yazı düzenine ve önemli bir tarihi ve kültürel içeriğe sahip olmasıdır. 4 sesli harf, Türkçe 8 ünlüyü karşılar. 10’ar tane kalın ve ince sessiz harf vardır. Bu da Türkçenin en temel özelliklerinden biri olan büyük ünlü uyumunun Köktürk yazısı için de geçerli olduğunu gösterir. Ayrıca 7 nötr sessiz harfle beraber 3 tane de çift sessiz vardır. Bu özellikler birçok dil bilimcinin bu yazının kökeninin çok daha gerilere gitmesi gerektiğini düşünmesine neden olmuştur. Hatta Altay bölgesindeki Kırgız yazıtlarının, Orkun yazıtlarının öncülü olduğu, uzun yıllarca doğru kabul edildi çünkü Kırgız yazıtları Orkun yazıtları kadar sistemli değildi ve iyi bir şekilde yazılmamıştı. Fakat Kırgız yazıtları üzerinde yapılan tarihlendirme çalışmaları, onların Orkun yazıtlarından sonra yazıldığını ortaya çıkardı. Bu ne demek oluyordu? Kırgız yazıtlarının kötü yazılmış olması onların daha eski bir prototip olduğunu anlamına gelmiyordu. Taşra denilebilecek bir bölgede kötü yazıcılar tarafından yazılmışlardı. Ayrıca bu bulgu Thomsen’in en baştan beri savunduğu Arami köken tezini de güçlendiriyordu. Şimdi sırayla bu tezleri inceleyelim.

Orkun harflerinden Runik harfler olarak da bahsedildiğini duymuşsunuzdur. Bu iddianın ilk sahibi Axel Olai Heikel’dir. Somut bir dayanağı olmayan tezi de İskandinav runik harflerinin Sibirya üzerinden Orta Asya’ya ulamış olabileceğidir. Hiçbir tarihsel ve dilbilimsel dayanağı olmayan bu tezin tek önemli noktası İskandinav runikleri ile Köktürk harfleri arasındaki şekil benzerlikleridir. Bu benzerliğin sebebi ise her iki yazının kağıt yerine ağaç kabukları ve taşlar gibi sert materyallerin üzerine yazılmasıdır. Bu nedenle her iki yazı da oval olmayan, köşeli ve birbirini genelde dik kesen çizgilerden oluşan harflere sahiptir. Fakat günümüzde hala Orkun harfleri yanlış bir şekilde runik olarak adlandırılmaya devam ediliyor.

Talat Tekin (1927-2015)

Şimdi ise yazıtları deşifre eden Thomsen’ın, 13. yy öncesi Türkçenin etimolojik sözlüğünü yazan İngiliz Türkolog Gerard Clauson’ın ve ilk Orkun Türkçesi grameri kitabını yayınlayan Talat Tekin’in de savunduğu Arami köken tezine değinelim.

Bu tez Köktürk harflerinin, II. Kağanlık döneminde doğrudan veya dolaylı olarak Arami yazısından üretildiğini savunur. Dayanakları ise her iki yazının da sağdan sola yazılması, benzer harflerin yine benzer seslere sahip olması, Türkler ile İranlı halklar arasındaki yakın ilişkilerin varlığı ve I. Köktürk Kağanlığı dönemindeki yazıtların Türkçe yerine Soğdça yazılmasıdır. İrani bir dil olan Soğdçanın yazısı da aynı Arapça gibi yine Semitic bir dilin yazısı olan Aramiceden türetilmiştir. Özetle Köktürk yazısı Türk kimliğini daha önce hiç olmadığı kadar öne çıkaran II. Köktürk Kağanlığında bir nevi devlet teşvikiyle üretilmiş olabilir. Fakat yaklaşık 20 harften oluşan Arami alfabesi Köktürk yazısının kökenini açıklıyor olsa da harflerin tamamının nereden geldiğini açıklamada yetersiz kalıyor. Bu noktada Türk tamgaları ve ideogramları tezi tamamlayıcı bir argüman olarak ele alınabilir.

Türk tamgaları aslında söz konusu boylar olduğu zaman kaşımıza çıkıyor. Her boyun kendisine ait bir tamgası olduğu ve bu tamga boyu simgelediği gibi aynı zamanda sürü hayvanlarını işaretleme gibi pratik amaçlar için de kullanılıyordu. Şekil benzerlikleri açısından tamgalar ile harfler arasında yakınlık bulunsa da Orkun harflerinin bir kısmının doğrudan tamgalardan evrildiğini söylemek çok kolay değil. Tamgalardan ziyade ideogramlar yani belli bir dilde sadece o dil için doğrudan doğruya bir fikri ifade eden ya da yansıtan şekiller, Köktürk alfabesindeki bazı harfleri açıklamamıza da yardım ediyor. Örneğin el harfinin ele benzemesi, at harfinin bir yay ve oktan oluşması yine aynı şekilde ek harfinin bir buğdayı andırması gibi örnekler yaklaşık 10 tane harfin ideogram olarak üretildiğini gösteriyor. Sonuç olarak, Orkun harfleri zaman içinde evrim geçirerek ortaya çıkmaktan ziyade muhtemelen belirli kişiler tarafından belli bir dönemde bir ihtiyaca karşılık olarak icat edildiler. Bu icadın birincil kaynağını Arami yazısının oluşturduğunu düşünmemizi sağlayan güçlü deliller mevcut. Bununla beraber Arami köken teziyle çelişmeden yani harflerin tamamının değil de belli bir kısmının sadece Türkçe için bir anlam ifade eden ideogramlardan türetildiğini var sayabiliriz. Her halükarda Köktürk yazısının Türkçeyi yazıya dökmede günümüzde kullandığımız Latin harflerinden sonra en elverişli alfabe olduğunu söyleyebiliriz ve belli ki bu alfabe Türkçe yazmak için üretildi.

 

 

Kaynakça

Gerard Clauson, Turkish and Mongolian Studies, London: The Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland, 1962.

Jean Paul Roux, Türklerin Tarihi, İstanbul: Kabalcı, 2007.

Talat Tekin, A Grammer of Orkhon Turkic, Indiana: Indiana University, 1968.

Talat Tekin, Tarih Boyunca Türkçenin Yazımı, İstanbul: Simurg, 1997.

Vilhelm Thomsen, Orhon Yazıtları Araştırmaları, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2011.

2 YORUMLAR

    • Merhaba. Orkun yazısında h harfi bulunmuyor. Aynı şekilde Göktürkçede de h sesi yoktur. Dolayısıyla orijinali kalın k iledir. Günümüz Türkçesine uyarlandığı için öyle yazılıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here