Orhan Veli. Hepimizin dizeleriyle muhakkak karşılaştığı, hepimizin bildiği bir şair.

Bugün, o aslında kimdi, hayatı nasıldı, bunları anlatmayacağız. Bugün, Orhan Veli’den kalan bir ufak sırrı konuşacağız.

Orhan Veli, 36 yaşında aramızdan ayrılmış ve geriye şiirlerini bırakmış. Bir şiiri var ki yayımlanmamış ve belki hatta tamamlanmamış. Orhan Veli öldüğünde kalan eşyalarının arasında bulunuyor.

Diş fırçasını sardığı ambalaj kağıdının üzerinde. Son şiiri.

Yaşanmış veya yaşanamamış tüm aşklarını kaleme almış Orhan Veli bu şiirde. Hayatına girmiş tüm kadınları. Eksikleri var şiirin, okunamayan yerleri ama ona rağmen onu okuyacak insanlara bir şekilde ulaştırılmış.

Aşk Resmi Geçidi

Birincisi o incecik, o dal gibi kız,
Şimdi galiba bir tüccar karısı.
Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
Ama yine de görmeyi çok isterim,
Kolay mı? İlk göz ağrısı.

İkincisi Münevver Abla, benden büyük
Yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
Gülmekten katılırdı, okudukça.
Bense bugünmüş gibi utanırım
O mektupları hatırladıkça.

………….. çıkar
………….. dururduk mahallede
……………………. halde
………… yan yana yazılırdı duvarlara
………………. yangın yerlerinde.

Dördüncüsü azgın bir kadın
Açık saçık şeyler anlatırdı bana.
Bir gün de önümde soyunuverdi
Yıllar geçti aradan, unutamadım,
Kaç defa rüyama girdi.

Beşinciyi geçip altıncıya geldim.
Onun adı da Nurinnisa.
Ah güzelim
Ah esmerim
Ah
Canımın içi Nurinnisa.

Yedincisi, Aliye, kibar bir kadın.
Ama ben pek varamadım tadına.
Bütün kibar kadınlar gibi
Küpe fiyatına, kürk fiyatına.

Sekizinci de o bokun soyu.
Elin karısında namus ara,
Kendinde arandı mı küplere bin.
Üstelik …….
Yalanın düzenin bini bir para.

Ayten idi dokuzuncunun adı.
İş başında şunun bunun esiri,
Ama bardan çıktı mı,
Kiminle isterse onunla yatar.

Onuncusu akıllı çıktı
……. gitti ………
Ama haksız da değildi hani.
Sevişmek zenginlerin harcıymış
İşsizlerin harcıymış.
İki gönül bir olunca
Samanlık seyranmış ama,
İki çıplak da, olsa olsa,
Bir hamama yakışırmış.

İşine bağlı bir kadındı on birinci,
Hoş, olmasın da ne yapsın,
Bir zalimin yanında gündelikçi.
………leksandra
Geceleri odama gelir,
Sabahlara kadar kalır.
Konyak içer sarhoş olur,
Sabahı da işbaşı yapardı şafakla.

Gelelim sonuncuya.
Hiçbirine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der,
Eşit olsak der.
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar.

Şiiri okuduğumuzda duygulanıyoruz belki, içimize dokunuyor, bir tatlı hüzün seziyoruz ya da.
Ama bir şey dikkatlerden kaçmıyor. Yazılmamış beşinci kadın. Kasten geçilmiş olan.
Neden yazılmadı? Neden atlandı? Kimdi bu beşinci kadın?

Orhan Veli her kadın hakkında az ya da çok, öyle veya böyle bir bilgi vermiş. Bu beşinci kadın hariç.

Sonuncu kadının ise Nahit Hanım olduğu söylenir ve hatta neredeyse emindir birçok kişi. Ama bu başka bir aşkın ve yazının hikayesi.

Bazıları beşinci kadının da o olduğuna inanır. Nahit Hanım’dır bu, ilk karşılaşmalarıdır, beşinci kadının zamanı derler.
Kim bilir? Ama düşük bir ihtimal.

“Bu şehirdedir işim gücüm,
Ekmek param.
Fakat bütün bunlara mukabil
Yine budur başka bir şehirdeki
Bir kadın yüzünden
Bıraktığım şehir.”

Bu şiirine istinaden birileri bu beşinci kadının Ankara’da yaşadığı ihtimali üzerinde durur. İstanbullu ve aşığı olan Orhan Veli bir anda Ankara’ya yerleşir. Bu şiirde de bir kadın yüzünden bıraktığım şehir der. O kadın beşinci kadınsa ve Ankara’da yaşıyorsa? Belki…

“Şimdi kılıksızım, fakat
borçlarımı ödedikten sonra
ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak
ve ihtimal sen
yine beni sevmeyeceksin.
bununla beraber pazar akşamları
sizin mahalleden geçerken,
süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana
şimdiki kadar kıymet vereceğim?”

Yazılışı, Ankara’ya taşınmasından bir süre sonrasına tekabül eden bu şiire dayanılarak ise Orhan Veli’nin aşkına karşılık alamadığı düşünülür.

Tüm bunlar birer tahmin, çıkarım. Ama yapılmasının bir anlamı var. Orhan Veli’nin bir otobiyografi tadında kaleme aldığı şiiri “Ben Orhan Veli” isimli şiirinde geçen dizeler.

“bir de sevgilim vardır, pek muteber;
ismini söyleyemem,
edebiyat tarihçisi bulsun.”

Bilinmeyen ve bir sırrın içinde kalmış beşinci sevgili olduğu sanılıyor buradaki sevgilinin.

Orhan Veli’nin mizahi yönüne uygun bir küçük kalp ağrısından bir bilmece.
Cevaba erişemedik ve belki hiç erişemeyeceğiz.
Ya da kim bilir o kadın bir dizeye gizlenmiş veya bir anıya.

Her neyse, onu da edebiyat tarihçisi bulsun.