Operanın dramatik havasını fazlasıyla abartılı bulan hatta ve hatta operadan nefret eden herkesin bile hayranlıkla izlediği, dinlediği operadır Bizet’in belki de en ünlü eseri Carmen operası. Peki İspanya’nın Sevil şehrinde geçen bu amansız aşk hikayesinin başkahramanı, uğruna erkeklerin birbirlerini yediği, kadınların türlü entrikalarda bulunduğu ünlü, vahşi, güçlü Carmen aslında kimdir?

Carmen operası, Fransız yazar Prosper Merimee‘nin Carmen romanından alınmış hikayelerle yazılmış ve dünyaca tanınmış bir operadır. İspanya’da geçen hikâye Henri Meilhac ve Ludovic Halevy tarafından opera metni şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Besteler ise ünlü Fransız müzisyen Georges Bizet tarafından operaya uyarlanmıştır. İlk defa 3 Mart 1875’te Paris’te Opera Comique sahnesinde oynanan 4 perdelik dev eser büyük bir başarısızlığa uğradı. Bizet‘in aynı yıl genç yaşta ölümünden sonra değeri yavaş yavaş anlaşıldı, bütün dünyada sevildi, tanındı.

1800’lü yıllarda aşk bugün olduğu kadar basit değildi. Herkes özgürce sevgili olamıyor, olsa bile mutlaka aileler ya da toplum müdahale ediyordu. Sevgilisi olan ya da aşkı elde ettiğini düşünen kadınlar ise erkeklerin kararlarına boyun eğiyordu. Fakat 1870’li yılların belki de en ünlü aşk hikayesinin kahramanı Carmen’in o zamanlar bir farkı vardı. Carmen, erkeklere boyun eğmiyordu. Belki de o zamanlar onu farklı kılan buydu. Erkekleri etkileyen, kadınları birbirine düşüren Carmen’in belki de en önemli özelliği kimseye boyun eğmemesiydi. Carmen zaten boyun eğemezdi. Yetiştiği toplum ve aile yapısı buna müsaade etmezdi.

Carmen fabrikada çalışan asi, dik başlı bir kadındı. Yine günlerden bir gün Carmen fabrikada çalışırken arkadaşlarından biriyle amansız bir tartışma içerisine girmişti. Genelde Carmen kavga eden bir tip olduğundan fabrikadaki diğer çalışanlar ve Carmen’in arkadaşları kavgayı pek önemsemedi. Fakat bu sefer farklı bir şey oldu. Carmen’in öfkesi o kadar büyüdü ki tartıştığı arkadaşını bıçakladı. Carmen’in arkadaşları İspanyol polisine güvenmediğinden hemen suçu örtbas etmeye çalıştı. Zira Carmen çingene bir genç kızdı İspanyol polisi kesinlikle Carmen’i asardı. Bu sırada bıçaklanan kızın arkadaşları ise Carmen’i amansızca suçluyordu. İşlerin durmasından ve kargaşaya daha fazla dayanamayan fabrika sahibi polise haber verdi. Polisler fabrikaya ulaştığında sıra dışı bir olay gerçekleşti. Carmen’i tutuklamakla görevlendirilen polis memuru Don Jose, Sevil’in bu asi kızına âşık olmuştu. Öyle âşık olmuştu ki bu amansız aşk Don Jose’nin hayatına mal olacaktı. Don Jose, Carmen’i tutuklamak istiyor fakat yapamıyordu.

Francesco Meli, Don Jose rolünde, Anna Goryachova, Carmen rolünde

Polis arkadaşları Don Jose’yi zorluyordu. Baskılara daha fazla dayanamayan Don Jose Carmen’i tutukladı. Carmen’in hapishaneye atılması Sevil’de büyük bir üzüntüyle karışılandı. Çünkü, Carmen her ne kadar asi olursa olsun Sevil halkı tarafından fazlasıyla seviliyordu. Günler geçe dursun Carmen tutuklandığından beri hapishane memuru olan Don Jose her gün Carmen’in o eşsiz güzelliği önünde eriyip bitiyordu. Carmen hapishaneden kurtulmanın yolunu Don Jose’yi etkilemek olduğunu anladı. Böylece Don Jose’ye kur yapmaya başladı. Don Jose’yi ona âşık olduğuna kolayca inandıran Carmen, Jose’nin onu serbest bırakması için ikna etti. Hapishaneden çıktığı gibi kendi âşık olduğu adama, Don Escamillo’ya kaçan Carmen, Don Jose’ye onu sevmediğini haykırarak Jose’yi terk etti. Don Jose için Carmen artık bir saplantı haline gelmişti. Carmen’i serbest bıraktığı için kendisi tutuklanan Don Jose hapishaneden bir şekilde kaçmayı başardıktan sonra Don Escamillo ve Carmen’in peşinden gitti.

İspanya’nın en ünlü boğa güreşçisi olan Don Escamillo için sıradan bir arena günüydü. Boğa güreşlerinin yapıldığı arenada inanılmaz bir kalabalık vardı. Tüm Sevil halkı da oradaydı tabii. Fakat o gün sıra dışı bir şey olacaktı. Herkes olacaklardan habersiz boğa güreşlerinin başlamasını bekliyordu. Don Jose için artık kartları oynama vakti gelmişti. Don Jose tüm cesaretini toplayarak tüm Sevil halkının gözleri önünde Carmen’e onunla gelmesi için yalvardı. Yalvarması yetmemiş olacaktı ki tehdit etmeye başladı. Fakat Carmen, güçlü ve istediğini yapan bir kadındı. Don Jose’ye şiddetle karşı çıktı, sert sözler söyledi. Don Jose’nin kalbi bir kez daha kırılmıştı ve içi öfkeyle dolmuştu. Don Jose yalvarmalarının işe yaramadığını görünce Carmen’i bıçaklayarak öldürdü. Ve tutuklanmadan önce tüm Sevil halkının önünde son sözlerini söyledi: “Carmen, sevgilim! Evet… Onu ben öldürdüm!… Şimdi beni tutuklayabilirsiniz.”

Carmen operasının sonu yıllardır, aynı şekilde, genç kadının ölümüyle son buluyordu. Ta ki geçtiğimiz yıllara kadar. Floransa Operası kadın cinayetlerine dikkat çekmek için hikâyenin sonunu değiştirdi. Bu sefer Carmen öldürülmüyor, kendisi eski sevgilisine silah çekiyor ve onu öldürüyordu.

Floransa Operasından Paolo KLUN, Telegraph’a bu konu üzerine bir açıklama yapıyor ve “Biz tiyatronun muhafazakâr bir müzik kültürüne sahip olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Carmen 150 yıl önce çok farklı bir kültürel bağlamda yazılmıştı, zaman değişiyor’’ diyor.

La Repubblica gazetesine konuşan Floransa Operası’nın yöneticisi Cristiano Chiarot da “Toplumumuz kadınların öldürülmesi ile yüzleşirken nasıl bir kadının öldürülmesini alkışlayabiliriz?” diyerek bu alternatif sona destek olduğunu vurguluyor.Acaba Bizet operasının, özellikle de ‘’Aşk evcilleştirilemeyen bir kuştur’’ diyen Habanera aryasının, bu kadar dillere pelesenk olacağını tahmin edilebilir miydi?

Kaynak: 1,2,3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here