OnePunch-Man bir süper kahraman parodisidir. Takma ismi One olan bir manga çizeri tarafından yaratılmış olup bir anda yayılmıştır. Aşırı güçlü olan Saitama’nın hikayesini anlatır. Karakter süper kahramanlığı hobi olarak yapmaktadır. Kısa zamanda bu kadar geniş kitleye hitap eden animeyi biz de inceleyelim dedik.

KAHRAMANLIK VE İKTİDAR İLİŞKİSİ

Toplumda çok fazla abartılan ”kahramanlık” bu animede bizlere aslında herkesin kahraman olmasından çok herkesin haksızlık vb. gibi olaylara insani yönünü kaybetmeden yaklaşmasını incelemiştir. Güç, kahramanlık ya da başka bir şey. İnsan iktidarının bir simgesidir. Herkes bunlara sahip olmak ister. Fakat çabalamadan elde edilen bir güç insanı tatmin edemez. Önemli olan o güce erişene kadar gidilen yoldur. Eğer yolunuz yoksa hayat sizi tatmin edemez. İşte OnePunch-Man’deki genel konulardan biri budur.

Saitama’nın çok güçlü olmasından ötürü duygu kayıpları oluşuyor. Böylece topluma karşı yabancılaşma süreci başlıyor. Peki bir güç karşılığında bizler duygularımızı bir kenara atabilir miyiz? Elbette hayır. Gücün stabil ve merkezi olması kötüdür. Foucault’ya göre güç/iktidar el değiştirebilir ve merkezsizdir. Bu çok mantıklı bir eşitliktir. İnsanlar hem güçlü olup hem sevebilir. Böylece her şey dengede olacağından herhangi bir ölçüsüzlük meydana gelmez. Animede bizi heyecanlandıran bir olgu yok. Bir takım kötü canavarlar meydana çıkıyor ve hop, o da ne; kahramanımız Saitama işi bir yumruğuyla bitiriveriyor.

Peki bizi bu kadar merak ettirmeyen bir animeyi bizler neden seviyoruz? Neden sürükleyici geliyor? İçten içe bizler de önemli olmak isityoruz. Saitama’nın tatmin olamamasıbelki bazılarımızı tatmin ediyor. Şöyle ki ”her şeyi olan bir insan” cümlesini hepimiz kurmuşuzdur. Burada bahsettiğimiz her şey genelde güçtür. Canavarların çoğu bunu simgelemektedir. Hepsi birbirinde güçlü olduğunu düşünmektedir.

Yeraltındakiler geldiği zaman Saitama’nın ses tonu ve yüz ifadesi değişiyor burada bir heyecan yaşadığını hissediyoruz. Onu zorlayacak bir olay olunca yaşadığı duygu ve anılar çoğalacak olmasından ötürü yabancılığını üstünden sökebilecektir. Hatta şöyle bir cümle kurar; ”o kadar uzun zaman olmuştu ki unutuyordum gerçek bir dövüşün neşesini” burada dövüş olarak adlandırdığı şey çaba ve emektir. Basit bir örnekle toparlamak gerekirse; eğer bir derste zorlanmıyorsanız o dersi geçmeniz size bir şey hissettirmez fakat o derste kötü olduğunuzu bilip çalışmaya devam edip geçiyorsanız bu  sizi tatmin eder. Bir şeylere ne kadar çabasız, emeksiz sahip olursanız o kadar yalnızlaşırsınız.

KAHRAMANLAR BİRLİĞİ VE KAHRAMANLAR

Kötülüklerle savaşmayı amaç edinmiş bir kuruluştur. Kahramanları fiziksel güçlerine ve teorilerine göre sınıflandırmışlardır. C, B, A ve S sınıfları vardır. Saitama çok güçlü olmasına rağmen teoriden geçemediği için C sınıfındadır. Fakat sonra Saitama gücünü göstererek B sınıfına girer. Genos, Saitama’dan güçsüz olmasına rağmen S sınıfındadır.

Saitama başrol olmasına rağmen diğer karakterler hakkında daha fazla bilgi sahibiyiz. Yan karakterlerden biri olan Genos dev bir sivrisineği yenmeye çabalarken karşımıza çıkıyor. Bu yaratıkla savaşmasına rağmen, yenemeyeceğini anlayıp kendini imha etmeye hazırlanırken Saitama çıkıp bir yumruk atıyor ve dev sivrisineğin işini bitiriyor. Genos gücünü elde edebilmek için çok çabalamış bir karakterdir. Yaşadığı kötü olaylardan dolayı bir cyborg olmuştur. Saitama’nın gücünü görmüştür ve ona büyük bir saygı duymaktadır. Ayrıca öğrencisi olmak istemektedir.

Sonic ise Saitama ile karşılaşana kadar kendini yenilmez sanmaktadır. Gizli bir ninja köyünün üyesidir. Saitama’yı yenememesi onu kompleksli bir hale sokmuştur ve bu yüzden Saitama’nın düşmanı olmuştur.

Başka bir karakter olan Mumen Rider ise C sınıfı bir kahramandır. Güçlü olmamasına rağmen cesaretlidir. Gördüğü her canavara meydan okumaktan çekinmez. Daha insani duygular barındıran bir karakterdir.