Ömer Kavur‘un yönetmenliğini üstlendiği ve senaryosunu Barış Pirhasan ile beraber yazdığı, 1985 tarihli yapım bir yol hikâyesidir. Bütün bu yol hikâyesi içinde; dönüş, arkadaşlık, zaman, değişim, aşk, kadın olmak, suç ve polisiye gibi temaları da içinde barındırır. Başrolleri Zuhal Olcay, Kadir İnanır ve Mine Çayrıoğlu paylaşmaktadır.

Filmin hikâyesi kısaca şöyle; yıllar sonra Almanya’dan İstanbul’a dönen Hasan (Kadir İnanır) TIR şoförlüğü yapmaktadır. Seneler sonraki dönüşü onu bir zamanlar aşık olduğu Sabahat (Zuhal Olcay) ile yeniden karşılaştırır. Ancak Sabahat Hasan’ın yakın arkadaşı Yavuz ile evlenmiş ve bu evlilikten de kızları Ayşe (Mine Çayıroğlu) olmuştur.

Amansız-Yol-Film-Wannart-1

Yavuz bazı kirli işlere bulaşmıştır. Bu kirli işler Yavuz’un ve Sabahat’in peşine iki adamı musallat eder. Yavuz bu adamlardan aldığı parayı Hasan’a bırakır ve kayıplara karışır. İşte bu süreç Sabahat ve Hasan’ı tekrar bir araya getirir. Çünkü Sabahat ve kızı bu adamlarla karşı karşıya ve bir başlarına bulurlar kendilerini. Amansız yolculuk bu adamlardan kaçışla başlar. Hasan, Sabahat ve Sabahat’in küçük kızı uzun bir TIR yolculuğuna çıkarken, bir yandan da geçmişle yüzleşmelerini yaşarlar.

Film, bildiğimiz Ömer Kavur filmlerinden farklı bir çizgidedir. Ömer Kavur’un zaman savrulmalarını anlatmaya başlamadan evvel ki sinema dili hakimdir. Büyük derinlikli anlamlar ve anlamakta güçlük çektiğiniz imgeler yoktur. Bu yüzden rahat izlenir bir filmdir. Yer yer melodram havası da kolayca sezileceği gibi değindiği aşk hikâyesinden kaynaklı hafif yeşilçam teması da hissedilebilir. Yine de bütün bunlara rağmen Ömer Kavur izi taşımaktadır. Onun filmlerinde olan arayış, kişisel savrulmalar, sorgulayış, sevgisizlik, tükeniş ancak yine de hayata dair umut veren film çizgisi hakimdir bu filminde de. Kavur’un filmlerindeki karakterlerde onun kendi ruhunu da görmek mümkündür anlayacağınız. Ömer Kavur bu filmi Wim Wenders’in çalışmalarından etkilenerek çektiğini söylemiştir.

Film çekimlerine başlamadan evvel Zuhal Olcay ve Ömer Kavur arasında geçen küçük bir olaya da değinmek gerekir. Zuhal Olcay, tiyatrolardan çok ses getiren bir oyuncudur o dönem. Ömer Kavur da bu kadın karakteri yazarken Olcay’ı hep düşünmüştür ancak bir sorun vardır. Kavur, Olcay’ı uzun saçlı bildiği için bu karakteri yazarken de hep kafasında böyle kurmuştur. Ancak film için ilk buluşmalarında buluşma yerine gittiğinde, Olcay’ı bir turist sanar ve oyalanmak adına dolaşmaya başlar. Neyse ki Zuhal Olcay, Ömer Kavur’ı tanır da yanına gider. Kavur bu karşılaşmada karşısında kısa saçlarıyla Zuhal Olcay’ı görünce şaşırır biraz da hayal kırıklığına uğrar. Bu, Ömer Kavur için bir sorundur. Olcay’ın saçları ise perma sonrası yandığı için bu durumdadır. Peruk takmanın kötü olacağı kanısına varırlar ve Olcay bu hâliyle karakteri canlandırır. Ne yalan söyleyeyim uzun saçlı Sabahat’i izlemek daha güzel olurdu doğrusu.

Filmin 22. Antalya Film Festivali “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”, İstanbul Sinema Günleri “En İyi Türk Filmi” ve Sinema Yazarları Derneği’nden Orhan Oğuz’un aldığı “En İyi Görüntü Yönetmenliği Ödülü” bulunmaktadır.

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here