“60’lı yılların sonlarında henüz genç bir şarkı yazarıyken menajerim bir gün beni aradı ve benden şu Fransız pop şarkısına İngilizce sözler yazmamı istedi. Şarkıyı zar zor yazdıktan sonra bir de başlık olarak “Even a Fool Learns to Love” gibi gülünç derecede berbat bir isim seçmiştim. Menajerim ise şarkıyı tabii ki reddetti. Daha sonra ise Paul Anka, bu şarkıya kendi İngilizce sözlerini yazmayı denedi, başlığına ise oldukça basit ve etkili bir şey koydu: My Way.”

Ölümsüz sanatçı David Bowie, 1999 yılında verdiği röportajda bu şarkının aslında ilk önce kendisi için düşünüldüğünü böyle anlatmıştı.

Daha sonra ise aynı menajer vasıtasıyla şarkı, 60’lı yılların müzik piyasasının genç isimlerinden olan (şimdinin ise üstadı) Paul Anka’ya ulaşır. Anka, Fransız müzisyen Claude François’nın o dönemde pek bir üne sahip olmayan bu Comme d’habitude parçasının haklarını yalnızca 1 dolara satın alır.

Aradan bir süre geçtikten sonra müzisyen, kendisini dönemin en büyük ikonlarından Frank Sinatra ve -haliyle- birkaç önemli mayfa lideri ile Florida’da bir akşam yemeğinde bulur. Sinatra, o yemekte Anka’ya artık eğlence sektörünü bırakmak istediğini ve bu durumun kendisini çok ciddi derece sıktığını büyük bir samimiyetle anlatır. Anka ise Sinatra’nın bu hissiyatını bir ilham olarak alır ve gece otel odasına çıktığında aklına ilk gelen sözleri kağıda döktüğünü şu sözlerle anlatır:

“Saat gece 1 gibiydi, otel odamdaki eski IBM daktilomun başına oturdum ve ‘Eğer Frank bunu yazsaydı, ne derdi?’ diye düşündüm ve mecazi bir giriş yaptım: And now, the end is near…”

Anka, o gece şarkıyı tamamen kendi tarzından farklı olarak, Frank’in içinde bulunduğu bu ruh haline ithafen kaleme alıp bitirir. Sinatra ise şarkıyı Anka’dan dinledikten 2 ay sonra, cover’lardan oluşan bir albüm yayımlayıp bu parçayı da içine dahil etmek ister. Anka’ya ise telefon edip şöyle der: “Hey çocuk! Bunu dinle!”. Sinatra, şarkıyı ona söyledikten sonra ise Anka, gözyaşlarına boğulur.

Daha sonraki hikaye ise malum: Parça, yayımlandıktan sonra dünya çapında uluslararası bir sansasyona dönüşür. Hatta tam 124 hafta ilk 100 listesinde kalarak o dönemin İngiltere rekorunu kırar. Şarkının global bir hite dönüşmesiyle birlikte ise halihazırda kısmen bir cover olan bu şarkı, birçok ünlü müzisyen tarafından cover’lanır: Elvis Presley’nin ikonik performansından tutun Nina Simone yorumuna kadar dönemin birçok büyük sanatçısı da bu parçayı söylemiştir. Hatta Sex Pistols’ın Sid Vicious’ının bile çok eleştirilmiş bir yorumu vardır.

My Way cover’ı demişken günümüze ışınlanıp ülkemizin en değerli gruplarından Athena’nın muazzam işi Ben Böyleyim’den de bahsetmemek olmaz! Gökhan Özoğuz, zamanında Milliyet’e verdiği röportajda şarkı hakkında şöyle konuşmuştu:

“Türkçeleştirdik ama ruhundan da uzaklaşmak istemedik. Şarkının sözlerini tercüme etseydik sırıtırdı. Sonuçta sözler ona ait olmasa da Frank Sinatra’nın badireli hayatının özeti gibidir bu şarkı. Biz de içine kendi hayatlarımızdan cümleler kattık.”

Parça, yıllar içinde klasikleştiği için bir sürü cover’ı olduğu kadar hayatın birçok farklı alanında da kullandı. Anka’nın kaleminin mükemmelliği sayesinde sözlerinin etkileyiciliğiyle de birçok kişi, kendi karakterini bu şarkının hisleriyle özdeşleştirebildi. Özellikle, cenazelerde çok sık çalınan eser, ilginç bir istatistiğe göre de İngiltere’deki cenazelerde en fazla çalınan şarkı bile olmuş. Hatta en son, ünlü Amerikalı siyasetçi John McCain’in cenaze töreni buna örnek verilebilir. Ülkemizdeki cenazelerde duyabilmek ise pek kültürümüz olmasa da mesela Hüsnü Özyeğin’in Hürriyet haberi olan bir konuşmasında bile kullanıldığını görebiliyoruz.

Şarkının içeriği hakkında ise özellikle Anka’nın şarkı sözlerinin bireyselliği ve Sinatra’nın hem gururlu hem duygusal vokalinin “büyülü” uyumundan bahsetmemiz gerekli. Eser, henüz ilk saniyelerinden itibaren dinleyicinin kanına “And now, the end is near. And so I face the final curtain” sözleriyle girmeyi başarıyor. Cenazelerde en çok çalınan şarkılardan biri olmasının sebebini bizlere ilk dizelerinden yansıtıyor.

Daha sonra ise sözler genel olarak, ölümün kaçınılmazlığının farkında olsak bile bu hayatı kendi yolumuzda ve gururlu bir şekilde yaşamamız gerektiğini ele alıyor.

“I’ve lived a life that’s full

I traveled each and every highway

And more, much more than this

I did it my way”

Gerçi “I’ve lived a life that’s full” kısmı gerçekten de biraz öyle olabilir; çünkü Sinatra, iş hayatında 150 milyonun üzerinde kayıt satmış, Grammy, Altın Küre ve hatta Oscar sahibi olmuş, bununla birlikte ise özel hayatında da tabii ki “dilediği gibi” yaşayabilmiş biri. Bu nedenle şarkıdaki bu cümlenin gerçeğe çok yakın olduğunu da unutmayalım.

“For what is a man, what has he got?

If not himself, then he has naught

To say the things he truly feels

And not the words of one who kneels

The record shows I took the blows

And did it my way”

Yukarıdaki bu dizelerde ise parçanın en can alıcı bölümünü dinliyoruz: Hem Sinatra’nın kendine özgü o kusursuz swing caz vokalinin hem de yaylıların ve üflemelilerin başını çektiği orkestranın vitesi artırıp şarkıyı hissiyat olarak adeta zirveye çıkarmasına tanık oluyoruz.

My Way, gelmiş geçmiş en büyük sanatçılardan biri olan Sinatra’nın en değerli işlerinden biri. Buna rağmen kızı Tina’nın açıklamasına göre Frank Sinatra’nın, sözlerini çok benmerkezci bulduğu için zamanla kendi şarkısından soğuduğunu itiraf etmiş olması gerçeğini de belirtelim. Yine de her ruh halinde ve her zaman dinlenilebilecek bu eser, adeta zamanın ötesine geçip artık ölümsüzleşmiş bir şarkı. Özetle, ölüm ve yaşam üzerine gurur dolu bir Sinatra şaheseri!

Kaynak: 123.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here