Amerikalı yazar ve senarist Nicholas Sparks‘ın The Notebook adlı kitabı, yayınlandığı ilk hafta ile New York En Çok Satanlar Listesi’ne girmiştir. 2004 yılında sinemaya da uyarlanan film ile yazar adını başarılı bir şekilde daha büyük kitlelere duyurmuştur. Yazarın yayımlanmış romanlarının pek çoğunun beyaz perdeye uyarlanışını da görüyoruz. Sparks’ın en çok ses getiren ve sinema izleyicisi tarafından en çok beğenilen eserlerini kısaca bu listede bulabilirsiniz.

1. The Notebook

Romantik film kategorisinde her zaman yerini belli eden The Notebook, bakımevinde yaşayan yaşlı bir adamın hikâyesini anlatarak başlıyor ve kısa sürede izleyiciyi büyülemeyi başarıyor. 17 yaşındaki Allie‘nin (Rachel McAdams) yaz başında ailesi ile birlikte Southern California’ya gelmesi ve taşralı bir genç olan Noah (Ryan Gosling) ile aşklarının anlatıldığı film bir klasik niteliği taşıyor. Noah ve Allie’nin yıllara meydan okuyan tutkulu aşklarına ise 1940’ların nostaljik mekânları eşlik ediyor. The Notebook, oldukça başarılı işlenmiş konusu, farklı ama sıcak hikâyesi ile eleştirmenlerden tam not almış, hüznü, aşkı ve tutkuyu bir araya getirmiş etkileyici bir aşk filmi.

2. Safe Heaven

Aşk Limanı olarak Türkçeye çevrilen film aslında izleyenlere saklı bir cenneti vadediyor. North Carolina’da geçen film, Katie‘nin (Julianne Hough) buraya gelmesi ile başlıyor. Sığınmak için geldiği bu kasabaya hayran kalan Katie, genç yaşta eşini kaybetmiş olan Alex (Josh Duhamel) ile tanışır ve ona aşık olmaktan kaçamaz. Geçmişinden ve yaşadıklarından uzaklaşmak isteyen genç kadın kendini bir anda Alex ile romantik bir maceranın içinde bulur. Katie’nin geçmişine dair sahneleri de geri dönüşlerle izlediğimiz film, aksiyon ve merak unsurlarını da barındırmasıyla dikkat çekiyor. Oyunculuklarla da oldukça başarılı olan film, içinde pek çok duyguyu barındıran ve soru işaretleri uyandıran keyifli bir yaz filmi.

3. Best Of Me

Lisede sevgili olan Dawson (James Marsden) ve Amanda (Michelle Monaghan) 20 yıl sonra tekrar buluşurlar ve aşk hikâyelerini sorgulamaya başlarlar. Filmde ise hem bu sorgulama süreçlerini hem de geçmişe dönerek bu ikilinin lise aşklarını izliyoruz. Çiftin yıllar ve şartlar altında ezilen ilişkilerinin hiç kaybolmamış bir aşk olduğunu fark edişini keyifli bir şekilde izleme imkanı veren film, bol romantizmi ve sürükleyici konusu ile aşk filmi sevenler için başvurabilecekleri keyifli bir yapıt.

4. A Walk To Remember

Sıcak bir romantik film olarak A Walk To Remember da Nicholas Sparks‘ın dikkat çeken yapıtlarından biri olarak sinema izleyicisi ile buluşmuş. Okulun popüler gençlerinden biri olan Landon Carter (Shane West) ceza alması sonucu okulun tiyatro kulübüne girmek zorunda kalır. Birlikte replik çalışmaya başladığı Jamie’den (Mandy Moore) asla etkilenmeyeceğini düşünen Carter, bu iddiasından kısa süre sonra kendini büyük bir aşkın başkahramanı olarak bulur. Karakterlerin hayran bırakan sıcaklığı ve hikâyenin samimi gelişimi, izleyende kısa sürede kendini filme ait olma hissi bırakıyor. A Walk To Remember, oldukça naif bir aşk filmi olarak beyaz perdeye taşınmış.

5. The Longest Ride

Luke Collins (Scott Eastwood), rodeo rekorunu kırmak için çalışan taşralı bir delikanlıdır. Sophia (Britt Robertson) ise idealist bir üniversite öğrencisidir. Luke’un çıktığı rodeo gösterisinde izleyici olan Sophia ile genç sporcunun aşklarının başlaması uzun sürmez. Ancak farklı hayat tarzlarına sahip olmaları bu ilişkinin önünde bir engel oluşturmuştur. Bir tesadüf sonucu karşılaştıkları Ira Levinson’ın (Alan Alda) aşk dolu hayatı Sophia’nın bu ilişkiye bakışını değiştirecektir. İki ayrı hikâyenin içinde kaybolacağınız The Longest Ride, görülmeye değer bir sinema eseri.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here