Cumartesi, Ağustos 19, 2017

Dustin Hoffman, alışık olduğumuz Hollywood tiplerinden hem karakter hem de fizik olarak oldukça farklıdır. Kendisi ünlü olduğu dönemdeki hiçbir aktörün yakışıklılığına sahip değildi fakat diğerleri de onda ki yeteneğe sahip değildi. 8 Ağustos 1937’de Los Angeles, California’da dünyaya geldi. Sanatçı kişiliğini ailesinden almış olmalı çünkü annesi Lillian Gold caz piyanisti, babası Harry Hoffman ise mobilyacı olmadan önce Columbia Pictures için çalışan set direktörüydü. Ailesinin oyuncu Dustin Farnum’dan esinlenerek verdiği Dustin adının, belkide oyunculuk konusunda Farnum’la kader birliği etmesinde payı vardır.

19 yaşına geldiğindeyse ‘Doktor olmak istiyorum’ diye başladığı eğitim hayatına, oyunculuğa odaklanmasıyla son verdi. Pasadena Playhouse’da o dönemlerde tanışıp dost olduğu Gene Hackman ile birlikte oyunculuk yapmaya başladı. İkisi de o dönemdeki Hollywood yıldızlarının fiziksel olarak gerisinde olduğunu biliyordu ama bu onlara engel olmadı çünkü asıl hedefledikleri yetenekleri ile bir yerlere gelebilmekti. O parlak yıldız tozlarından oluşan bir oyuncu olmak yerine, oyunculuk gücüyle çok ama çok iyi bir karakter oyuncusu olarak yazdırdı adını Hollywood’a.

Daha sonra New York’a taşınan Hackman ile bir süre ev arkadaşı da oldular. Hoffman oyunculuğa giden bu çetrefilli yolculukta restoranlarda, belediyenin yazı işlerinde ve birçok farklı işte çalışmak zorunda kaldı. İzleyicilerle ilk canlı temasını ise 1961 yılında Broadway‘de bir oyunda rol alarak yaşamıştır.

60’lı yılların ortalarında Naked City, The Defenders ve Halkmark Hall Of Fame gibi TV şovlarında oynayan Hoffman’ın kariyerinin çıkışa başlaması ise başrollerini Eli Wallach‘la paylaştıkları The Tiger Makes Out filmiyle oldu.

1966’da En İyi Yönetmen Oscar’ını daha yeni kucaklamış olan Mike Nichols’ın bir sonraki projesi olan, Charles Webb‘in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan The Graduate’te oynaması Hoffman için büyük bir şans oldu. Zira kendisinden önce Benjamin Braddock rolü başta Warren Beatty daha sonra da Robert Redford’a teklif edilmişti. Dönemin en iyi oyuncuları tarafından reddedilen rolün Hoffman tarafından kapılması kariyeri için harika bir ivme olacaktı. Rol, Hoffman’ın şansına beceriksizlik ve acemilik gerektiriyordu ve bu özellikler aktörlük konusunda henüz rüştünü ispatlamamış olan oyuncu için oldukça uygundu. Zira The Graduate, Hoffman’ın filmografisi için oldukça önemli oldu. Kendisine En İyi Erkek Oyuncu Oscar adaylığını kazandırmasının yanı sıra Nichols’u da en iyi yönetmen dalında ödüle kavuşturdu ve AFI’nin tüm zamanların en iyi filmleri listesinde yedinci sıraya yerleşti.

İstediği rol için yapmayacağı şey olmayan Hoffman James Leo Herlihy’un romanından beyaz perdeye uyarlanan ve sokaklarda yaşayan bir dolandırıcıyı oynadığı Midnight Cowboy’daki Ratso Rizzo rolünü kapmak için prodüktörün karşısına onun bilgisi olmaksızın bir dilenci gibi çıkmış ve rol için en uygun kişi olduğunu kanıtlamıştır. Bu rol kendisine ikinci Oscar adaylığını kazandırmıştır.

Filmin sahnelerinden biri New York’un kalabalık ve trafiğin işlek olduğu bir caddede çekiliyordu. Sahnenin tam ortasında başrol arkadaşı Jon Voight’la ezilme tehlikesi geçiren Hoffman, o an sahneyi bozmadan şoföre “Hey, I’m walkin’ here! I’m walkin’ here!” diye bağırarak sinema tarihinin en efsane doğaçlama sahnesine imza atmıştır.

Bu filmden sonra iyice ünlenen Hoffman, Little Big Man‘de 121 yaşındaki bir Kızılderiliyi, Papillon‘da ömür boyu hapse çarptırılmış bir mahkumu ve ona üçüncü Oscar adaylığını kazandıracak olan Lenny‘de bir komedyeni, All The President’s Men‘de Watergate skandalında önemli bir rol oynayan gazeteci Carl Bernstein‘i canlandırdı. Ardından 1976 yılında Marathon Man‘de efsanevi oyuncu Sir Laurence Olivier’la beraber çalışma fırsatı buldu.

1979 yılında Kramer vs. Kramer‘deki oyunculuğuyla ilk Oscar’ını nihayet kazanan Hoffman, settekilere ecel terleri döktürmüş, doğaçlama yapan Meryl Streep‘in kafasına kristal kadeh fırlatmıştı. Filmin yönetmeni Robert Benton daha sonra vereceği bir röportajda, Dustin Hoffman’la çalışmanın zorluğuna değinerek “Verdiğiniz hiçbir ödül bana Dustin Hoffman’la geçirdiğim dört ayımı geri veremez” diyecekti. İlk defa Meryl Streep’in yerinde olmak istemedik.

İş bulamadığı için kadın kılığına girip soap operada rol alan bir aktörü canlandırdığı Tootsie, oyuncunun filmografisinde başarılı bir yapım olarak yerini aldı. Film bunun yanı sıra bir skandala da imza attı. Gösterimden sonra kendisini fotomontajla kadın giysileri içinde gösteren Los Angeles dergisine 3 milyon dolarlık tazminat davası açan aktör, ironik biçimde davayı kazanmıştı.

Yönetmenliğini Elaine May’in yaptığı, ünlü oyuncu Warren Beatty’le başrolleri paylaştığı, Haluk Bilginer’in de ufak bir rolle yer aldığı Ishtar isimli filmdeki oyunculuğuyla üç dalda Razzie Ödülleri’ne aday gösterilmişti. Bütün rollerine titizlikle hazırlanan Hoffman, bir country şarkıcısını canlandırdığı için James House’dan kendisine vokal koçluğu yapmasını istemiştir.

Dustin Hoffman, 1989’da Barry Levinson’ın Rain Man, filminde yine olağanüstü bir kompozisyon çizdi ve ikinci kez En İyi Oyuncu Oscar’ının sahibi oldu. Levinson ve Hoffman seyirci tarafından oldukça sevilmiş ve güzel bir enerji oluşturmuştu. Beraber üç filmde daha birlikte çalıştılar. Sleepers isimli yapımın da dikkat çektiği bu birlikteliğin en verimli örneği ise Robert De Niro ile başrolleri paylaştığı Wag the Dog oldu.

1989’da Berlin Film Festivali Onur Ödülü’ne, 1996’da Venedik Film Festivali Kariyer Ödülü’ne ve 1999’da da Amerikan Film Enstitüsü Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne değer bulunan 2 torun sahibi Dustin Hoffman, son olarak henüz post prodüksiyon aşamasında olan Mr. Magorium’s Wonder Emporium filminde rol almıştır.

Daha nice seneler bizlerle kalması dileğiyle…

– Sen bir kadınla mı tanıştın?
+ Evet
– Nasıl biriydi?
+ Göz kamaştırıcı bir şeydi. Tatil gibi.

Rain Man

Kaynak: 1.

0 Comments

Leave a Comment

POPÜLER YAZILAR

Game of Thrones’un “Gece Nöbetçileri” IKEA’dan Giyiniyor!
Türk Balesinin Zarif Kurucusu Ninette De Valois
Tüketim Anlayışımızı Yüzümüze Çarpan 20 İllüstrasyon
Filmlerinden Efsane Sahnelerle Edward Norton
Hayali Dünyalara Yeni Bir Geçit
Romantik Piyanist ve Ünlü Besteci Sergei Rachmaninoff
Dünya Tarihinden Çarpıcı Anların Fotoğrafları
Mısır’ın 4. Piramidi: Ümmü Gülsüm
Her Biri Ayrı Hikayeye Sahip 15 Fotoğraf
Mindhunter’ın Yayın Tarihi Açıklandı
Ünlü Eserleri Yumurta Kabuklarına İşleyen Sanatçı: Süreyya Noyan
Düzenin İronik Ölümsüz Senaryosu ve Brecht
Ruhumuzun Melankolik Blues Gitaristi: Yavuz Çetin
Moonlight: 3 Dönem Tek Yüz
Lana Geri Döndü: Bir Arzu Nesnesi Olarak Lust For Life
September Kimdir?

September Kimdir?

14 Ağustos 2017
Sewp: Seksi ve Ölümcül Dövmeler
19. Yüzyılda Akıllara Takılan Soru: 2000’lerde Neler Olacak?
Loving Vincent Filminden Taze Fragman
13 Ağustos 1997: South Park Yayına Başladı
Film, Dizi ve Oyun Dünyasının En Güçlü Silahlarını Yapan Demirciler
Asi ve Özgür: Şebnem Ferah
Son Zamanların En İyi Dizisi The Handmaid’s Tale İzlemek İçin 5 Sebep
Son Zamanların En Havalı Film Müzikleri
Sanatçı Tatsuya Tanaka’dan Minyatür Fotoğraf Projesi
Ciddi Miktarda Spoiler İçeren Game Of Thrones 7. Sezonun Sızan Senaryosu
Will.i.am ve Nicole Scherzinger Louvre Müzesi’ndeki Klibini İzleyin
Hannibal Geri Dönüyor!
21 Maddede Bilinmeyenleri İle Robin Williams
Fotoğraf Sanatına Damgasını Vurmuş 11 Fotoğrafçı