Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

Bugün sizlere Türk sinemasını Cannes Film Festivali‘nde ödüllere alıştıran başarılı yönetmeni Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filmi Ahlat Ağacı’nın, Cannes Film Festivali‘nde gösterimi sonrası The Guardian gazetesi köşe yazarı Peter Bradshaw‘un film incelemesini çevirdik.

Altın Palmiye ödüllü Türk sinemacı Nuri Bilge Ceylan; kasvetli, gülünç, boşboğaz yapısı olan filmleri ve onun eşsiz, ilgi çekici tarzıyla Ahlat Ağacı; nazik, insancıl, güzel yapılmış muhteşem bir film.

Filmde; çocukluk ve kasabaya dönmenin sakin, elverişli bir adres olma düşüncesi ve her ikisine de dönmenin acı tatlı bir yanı var. Yönetmen, bir önceki filmi Kış Uykusu‘nda olduğu gibi Çehov‘un ruhuna dikkat çekiyor fakat Çehovyan değil kendine has tarzıyla.

Sinan, hırslı ve bir o kadar da şikayetçi bir şekilde, doğduğu büyüdüğü köyüne diplomasıyla geri döner fakat iş yoktur. Şimdi öğretmen olmak için sınavları verip vermeyeceğine karar vermek zorundadır, aynı zamanda onu askerlik hizmeti beklemektedir. O, geçmişte yaşananlardan dolayı ailesi ve köydeki arkadaşları tarafından bozguna uğramış, hayal kırıklığı yaşamış hissediyor ve gelecekteki henüz yaşanmamış başarısızlıklarından da kendini suçlu görüyordur.

Sinan(Aydın Doğu Demirkol), büyüdüğü yere belirsiz duygularla geri dönmüştür. Pek çok yazarda olduğu gibi, o da evinden uzak olduğunda evi harika görünüyordu. Fakat aslında orada olmak, ona tüm kızgınlıkları ve saçmalıkları hatırlatıyordu.

Sinan memleketi ile ilgili Ahlat Ağacı adlı otobiyografik deneme/anı türünde bir edebi çalışma yapacaktır. Nuri Bilge Ceylan film boyunca şu metaforik başlığı korur: Uyumsuz, Yalnız ve Biçimsiz.

Murat Cemcir tarafından müthiş bir şekilde canlandırılan İdris (Sinan’ın babası) rolü genç cazibesi ve romantizmi olan bir adamdan, yaşıyla birlikte boş yaygaraların önüne geçen ve tatmin edici bir şekilde konuşan bir tarafa evrilmiş.

İdris, kasabadaki herkesten ödünç para alan bir kumar bağımlısı; onun bu bağımlılığı ailesini yoksulluk içinde bırakıyor. Eşi, banka kartına ve ödeme planına el koyarak evi ayakta tutuyor. Ancak İdris, evin yanındaki küçük bir arazide su kaynağı olduğuna kendisini inandırıyor ve bu yüzden her hafta sonu bir kuyu kazarak suyun gelmesini umuyor.

Bu sırada Sinan, edebi çalışmasının yayınlanması için kredi ve bağışlara ihtiyacı vardır. Bir gün eski dostlarından bazılarını görür, bunlardan en önemlisi ise gençken aşık olduğu ve hâlâ güzel olan Hatice’dir (Hazar Ergüçlü).

Harika sahnelerin olduğu filmde, bazı sahneler kısa antolojik hikayeler barındırıyor. Hatice ile karşılaşmaları nefes kesici şekilde iyi, ruh hali ve sesler mükemmel yönetilmiş. Hatice onun huysuzluğu hakkında dalga geçiyor. Sinan, Hatice’nin evliliğe yakın düşüncelerine kızgın. Bu ilişkinin filmin ilerleyen sahnelerinde olmaması üzücü.

Bir başka muhteşem sahnede ise; Sinan ünlü bir yazar olan Süleyman (Serkan Keskin)ile Çanakkale’de bir kitapçıda karşılaşır ve ondan tavsiye ve önerilerini ister. Süleyman, Sinan’ın onu dinleyip dinlemediği veya söyleyeceklerini kabul edecek gibi gözükmediği için tereddütlü bir şekilde kabul eder ve ona tüm edebi kuruluşların kibir ve ikiyüzlülüğünü anlatır.

Ama Sinan’a bir başka aldatıcı sahnede sempati duyabiliriz. Sinan, belediye başkanı tarafından verilen halkın parasını yardım etmeye çalışırken batırır ve yerel müteahhiti görmeye gider. Çünkü; adamın müthiş bir okuyucuya ve bu gibi projelerde yardımcı olabilecek birilerine ihtiyacı vardır. Fakat Sinan oraya vardığında korkunç gerçekleri fark eder. Müteahhit, edebiyat sponsorluğunu umursamaz ve sadece birkaç yerel tarih kitabı satın alır, çünkü belediye başkanından buna karşılık kamu sözleşmeleri istemiştir.

Nuri Bilge Ceylan bu filminde, 20’li yaşlarımızın başlarında yapmamız önerilen, hayatın kumarı ve hayatın sorularını incelemiş.

Kaynak: 1

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here