Friedrich Nietzsche denince akla üstinsan kavramı gelir. Nietzsche’den İnciler yazımızda hem değerli filozof hakkında bilgi edinecek, hem de “ADAM NE GÜZEL SÖYLEMİŞ BE” dedirtecek aforizmaları okuyacağız.

Friedrich Nietzsche

Buyrukçuların çıkarları için eğitilen bir insan, köle olmayı isteyecek kadar salaktır.

15 Ekim 1844 tarihinde Almanya’da doğdu Nietzsche. Kariyerine Yunan/Roma metin eleştirmeni (filolog) olarak başladı. 24 yaşına geldiğinde Basel Üniversitesi‘nde filoloji kürsüsüne atandı, o kürsüde yer alan en genç filologdu…

Hayatı kaybetmenin kıyısında yaşayanlar, onu daha iyi tanırlar.

Geleceğe dair yaptığı bir çok tahmin gerçekleşmişti. İçinde yaşadığımız milliyetçi aşırılıklar, tehlikeli gelişmeler ve çağın savaşları; bundan çok uzun zaman önce Nietzsche tarafından öne sürülmüştü.

İki temel sorunu var insanlığın. Adaletsizlik ve Anlamsızlık. Birine karşı hukuk’u bulduk, diğerine karşı sanatı. Ama insanlar hukuk’a ulaşamadı. Ve sanat insanlara.

İnsan ve insani değerler üzerinde bu kadar durmasının bir anlamı olduğunu görebiliyoruz. Bugün gerçekten içinde parçalandığımız insanlık yoksunluğu çağımızı bitiriyor, gelecek nesillere kötü bir zemin hazırlıyor.

En derin yaralarla başlar en derin güçlükler. En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek nefeste yaşamayı.

Tartışmalarında ve fikirlerinde çoğu zaman Üstinsan kavramı merkezde oldu. Onun için insan, yontulmayı bekleyen bir taştır.

Bir ülkede akıl ve sanattan çok servete değer verilirse bilinmelidir ki; orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır.

İnsanları iki gruba ayırır, iki gruba ayırdığı insanlar da kendi içlerinde ayrılır. Onun için değerli olan üstinsan’dır; yenilikçi olan, ortaya bir şeyler koyan, geleceğe yön veren insandır.

Sizin gibi değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ben hiçbir şeyim, siz ise sığ bir gen havuzundan başka hiçbir şey değilsiniz. Can çekişen içgüdülerinizle tam bir sefalet içindesiniz.

Değerli filolog, filozof, şair, müzisyen; 3 Ocak 1889’da zihinsel bir çöküş yaşadı. Olayın yaşanmasından 3 gün sonra bir psikiyatriye götürülen Nietzsche‘nin zihinsel yetilerini tamamen kaybettiği belirlendi.

İyi olduğun için herkesin sana adil davranmasını beklemek; vejeteryan olduğun için boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer.

1889 yılında annesi tarafından kliniğe yatırılan Nietzsche, 1 yıl boyunca gizli bir şekilde tedavi gördü fakat iyileşmedi. 1890 yılında annesi onu klinikten alıp, kendi evine götürdü. 1897 de annesi Franziska‘nın hayatını kaybetmesinin ardından kız kardeşi Elisabeth ile yaşadı.

Acı çeken birisi için, gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluk olmalı.

1898/1899 yıllarında Nietzsche, iki kere daha kriz geçirerek konuşamaz ve yürüyemez hale gelerek felç oldu. 1900 yılının Ağustos ayında zatürreye yakalandı. 24 Ağustos gecesi geçirdiği son krizden sonra 25 Ağustos’da hayatını kaybetti…

Az şeye sahip olanın köleliği de az olur. Yaşasın asil yoksulluğum!

“İddia ederim ki benim üst insan dediğime, siz şeytan diyeceksiniz!” dedi Nietzsche. Çünkü insanlığı biliyor, insanları tanıyordu. Maalesef günümüzde tam olarak böyle dönüyor devran. İlim ve irfan kavramlarını değersizleştirmek, yanlış göstermek için çaba harcayan insanlar var.

Bana yalan söylediğine üzülmedim, bundan sonra sana inanamayacağıma üzüldüm.