Orijinal adı “Cache” olan ve Türkçeye “Saklı” olarak çevirilen 2005 tarihli filmin yönetmenliğini Michael Haneke üstlenmiştir. Filmin başrollerini ise ünlü oyuncular Daniel Auteuil ve Juliette Binoche paylaşmaktadır. Soğuk renklerin hakim olduğu film ağır bir tempoyla, toplumsal bir mesele tabanında suçluluğu irdeler.

Film, açılışını Georges Laurent (Daniel Auteuil) ve ailesinin evinin önünü gösteren bir görüntüyle yapar. Çok geçmeden bu görüntünün bir video kaydı olduğu anlaşılır. Kimliğini bilmedikleri biri aileye, evlerinin görüntüsünün kayda alındığı bir kaset gönderip durmaktadır. Aile bu durum neticesinde endişelenir ve polise gider. Ancak polisler bir olay gerçekleşmeden bir şey yapamayacaklarını söylerler. Bir süre sonra bu belirsiz kişi, Georges’un çocukluğunun geçtiği evin görüntüsünün kayda alındığı bir video kaset daha gönderdiğinde, kahramanımız bu kişinin kim olduğunu çözer. Bu kişi Majid yani Georges’un çocukluğunda evlerinde çalışan Cezayirli ailenin çocuğudur. Majid’in anne babası, 1961 yılında Paris’te yaşayan Cezayirliler’in Fransa’nın ülkeleriyle ilgili politikası ve işgalini protesto için yapılan gösteride öldürülür (kaynaklarda 200-400 arası kişinin hayatını kaybettiği, Seine nehrinde ceset ve ağır yaralıların yüzdüğü bilgisi olan olay, dünyadan ve Fransızlardan saklanmıştır). Bu acı olaydan sonra ailesini kaybeden Majid Georges’un ailesi tarafından evlat edinilecekken hayatı Georges’un attığı iftirayla alt üst olur. O da bunun intikamını almak istemektedir ancak filmde çizilen Majid karakteri o bildiğimiz intikamcı karakterler gibi değildir. Sakin ve iyi biridir ve biz o kasetleri gerçekte onun yollayıp yollamadığından dahi emin olamayız. Georges’un karakteri ise oldukça küstah ve kendini beğenmiş hissi uyandırır. Şöyle ki, Majid sessiz kaldıkça Georges suçluluğunun o kadar da büyük olmadığını daha fazla bağırmak ister.

Film ağır bir tempoda ilerleyişini sürdürürken ani ve yüksek adrenalin, hissedebileceğiniz bazı sahneleri de göstermeyi ihmal etmez. Bu sahneler ise genelde Majid’e ait sahnelerdir. Göçmen sorununa değinen film, küçük bir çocuğun sözüyle nelerin değişebileceğini gösterir. Buna karşın hangi ırka ait olmanın yanı sıra, toplumda hangi sınıfa ait olduğunun, sözünün geçerli kılınıp kılınmayacağında etken olduğunu da belirtir. Filmde bir Fransız çocuğun sözleri yasa kabul edilirken Cezayirli bir çocuk işlemediği bir suçun bedelini öder.

Georges, filmde birkaç defa bu kişiyle yüzleşmiş olsa da asla derinde bir vicdan azabı çekmez. Georges, çocukluğunda yapmış olduğu bir şeyin hata olsa da çocukluk olduğu fikrindedir ve bu sebepten kendini suçlu hissetmemektedir. Ya da içten içe kendini suçlarken başkalarının onu suçlamasına izin vermemek adına suçlu olduğunu kabullenememektedir. Oysa geniş pencereden bakıldığında Georges’un bu Cezayir kökenli adamdan aldığı şey değerli bir yaşamdır ve filmin sonuna doğru Majid, Georges’a bu durumu kanlı canlı göstererek kanıtlayacaktır.

Film bütün bunları anlatmayı başarmış olsa da insanın içinde bütün bunların daha etkileyici ve akıcı anlatılabileceği fikrini barındırır. Bir diğer hata da hikayedeki gizemi erken ortaya çıkarmakla yapılır. Filmin sonuna kadar, ortalarında çözülmüş bir hikayeden arta kalan yeni bir olay ya da sır beklersiniz. Ancak bu durum gerçekleşmez. Baş karakterimizin geçmişiyle ilgili yaptığı çocuksu hata filmin sonlarına yakın anlatılmış olsaydı eminim daha başarılı bir film hissi bırakacaktı. Yine de IMDb punaı 7,3’tür. Büyük ihtimalle bunda değindiği toplumsal meselenin etkisinin olduğu düşüncesindeyim.

Bütün bunların yanında filmin, Cannes Film Festivali’nden En İyi Yönetmen, FIPRESCI Prize, Prize of the Ecumenical Jury ve Palme d’Or ödülleri bulunmaktadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here