Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
31

4. İstanbul Tasarım Bienali, 20 Eylül Perşembe gününü oldukça keyifli bir basın toplantısıyla başlatarak basın ön izlemesi için kapılarını açtı. Jan Boelen kuratörlüğünde düzenlenen bienal, 22 Eylül – 4 Kasım tarihleri arasında, ücretsiz olarak ziyaretçilerini karşılamaya hazırlanıyor. 2012’den bu yana ülkemizde tasarıma yön veren İstanbul Tasarım Bienali, bu yıl çeşitli tasarım okullarından da zaman zaman esinlenerek öğrenmenin ne anlama geldiği, nasıl tasarlandığı ve tasarlanması gerektiği gibi sorular üzerinde yoğunlaşıyor. Alan skalası oldukça geniş olan bienalde tasarım, mimari, biyoloji, sosyoloji, pedagoji gibi birçok alana ait projeler görmek mümkün.

Gelelim açılış toplantısına! Toplantı öncelikle İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı‘nın konuşması ile başlıyor. Hayatı iyileştirecek çözümleri tasarım yoluyla aramanın öneminden bahseden Sayın Eczacıbaşı’nın ardından, İstanbul Tasarım Bienali direktörü Deniz Ova‘yı dinliyoruz ve sonrasında moda tasarımcısı Vivien Tauchman, katılımcıların da dahil olduğu deneysel ve oldukça eğlenceli bir egzersiz gerçekleştiriyor.

Ardından 4. İstanbul Tasarım Bienali küratörü Jan Boelen‘e kulak veriyoruz. Boelen, Bu tarz egzersizlerin öğrenmenin farklı bir yolu olduğunu ve bilginin somutlaştırılabileceğini vurgulayarak söze başlıyor. Bienali Okullar Okulu olarak adlandırarak geleneksel okul çağrışımının ötesine geçmeyi hedeflediklerinden, tasarımı ve tasarlamaktan öğrenmeyi bir olarak ele aldıklarını dile getiriyor ve sözü yardımcı küratör Nadine Botha‘ya devrediyor. Nadine Botha ise bize bienalin altı farklı mekanda ziyaretçilerini bekleyen, altı okulunu anlatıyor:

Akbank Sanat – Bozum Okulu: Yeni yapıların fikir, yapım ve bozum aşamalarını ele alıyor. Var olanın bozumu ve işlevinin değiştirilerek yeniden tasarlandığı işlere ev sahipliği yapıyor.

Yapı Kredi Kültür Sanat – Akışlar Okulu: Suyun, kültürün, objelerin ve bilginin sürekli devam eden değişimini, etkileşime dayalı bir ağ oluşturmak için nasıl bir araya gelindiğini inceliyor.

Pera Müzesi – Ölçekler Okulu: Dil, tekneoloji gibi kurulmuş standartları ve değerleri sorguluyor; değer olgusunu rakamlarla ölçmenin absürtlüğünü vurguluyor.

Arter – Dünya Okulu: Şu an içinde bulunduğumuz durumu, kapitalist büyümeyi gezegenimizle olan ilişkimiz arasına koyan anlayışı sorguluyor ve geleceğimizin nasıl olmasını istediğimizi hakkında daha etraflı düşünmemizi istiyor bizden.

SALT Galata – Zaman Okulu: Zaman, özellikle geniş sorgulamalar yapmaya açık bir alan. Zaman Okulu ise hayatımızı baştan tasarlayan teknolojinin bizi zamandan koparışını anlatıyor.

Srudio-X Istanbul – Sindirim Okulu: Topluluk ve ekoloji üstünde duruyor. Bilincin merkezini beyin yerini bağırsak kabul ediyor ve bağırsakları bir metafor olarak alarak, bilginin dağılımında mikronun makroyu etkileyişinin altını çiziyor.

Bienalin sadece bir sergiden ibaret olmadığını; sohbetler, atölyeler, konferanslar ve film gösterimleriyle dolu altı hafta olacağını belirterek sözlerini noktalıyor. Kaldığı yerden devam eden Vera Sacchetti bienalde yer alacak tasarımcı sohbetlerinden, derslik buluşmaları şeklinde adlandırılan etkinlikler (Akbank Sanat, Yapı Kredi Kültür Sanat, Arter ve Studio-X Istanbul olmak üzere 4 mekannda gerçekleşecek) ekleyerek bitiriyor ve bizler de alt kata inerek Akışlar Okulu’na, “çoğunlukla görmezden gelinen veya fark edilmeyen sayısız bağlantı ve değişim ağını” araştırmaya gidiyoruz!

Unutmadan “Öğrenme biçimi olarak tasarım, tasarım biçimi olarak öğrenme.” fikrini vurgulayan, Okan Bayülgen‘in seslendirmesi ile hazırlanmış tanıtım filmi de bienale çok yakışmış. Onu da buraya bırakalım!

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
31

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here