Bu yazımda sizlere izlemekten müthiş keyif aldığım ve çok beğendiğim bir filmden bahsetmek istiyorum. Sizler de benim gibi Total War serisinin hayranıysanız Waterloo filmi sizleri çabucak etkisi altına alacaktır. Özellikle de seride ünlü komutan ve imparator Napoléon Bonaparte adına çıkarılmış bir oyun –Napoleon: Total War- olduğunu göze alınca bu filmi izlemek büyük bir zevke dönüşüyor. Çünkü, bildiğiniz gibi Total War serisinde savaş alanında ordularımızı kontrol ediyoruz ve bunu kapsamlı bir strateji içinde yapmamız gerekiyor. Eğer ordularınızı yanlış yönledirirseniz veya savaşı yanlış bir stratejiyle planlarsanız ordunuz büyük facia yaşayabilir. Bunun tarihteki en büyük örneklerinden biri de Napoléon’un komutasındaki Fransız ordusunun Waterloo Muharebesi’nde ihmal ve yanlış kararlar doğrultusunda büyük bir yenilgi almasıdır. Filmde de Napoléon’un sonunu getiren bu efsanevi savaşı detaylarıyla izleme şansını elde ediyoruz.

 

Biraz da filmden bahsedeyim…

Waterloo

Filmin başında döneminin savaş filmleriyle ünlü, Rus yönetmeni-yapımcı,oyuncu ve yazarı-  Sergey Bondarchuk’u görüyoruz. Waterloo, kudretli imparator Napoleon’un efsanevi gidişatını bir anlık cesaret ve düşüncesizliğe ait bir hamleyle değiştiren bu büyük savaşı,savaşın gidişatını ve büyük imparatorun kendisine ışık tutan bir film. Film, 1970 yapımı olmasına rağmen dönemine göre gayet iyi bir tekniğe sahip. Filmin büyük bir prodüksiyona sahip olduğu da rahatlıkla anlaşılıyor. Tabi, buna bağlı olarak da kostüm ve sanat yönetmenleri gayet iyi işler çıkarmışlar. Kullanılan kostümler,alet-edevatlar,silahlar ve aksesuarlar gerekse kapalı ve açık alanlardaki arka planı süsleyen günlük eşyalar başarılı bir şekilde tasarlanmış. Zaten bunu filmin aldığı BAFTA ödüllerinden (En iyi sanat yönetmeni ve en iyi kostüm tasarımı ödülleri) de anlayabiliyoruz. Bu başarılı çalışma sayesinde, savaşın ortamını ve atmosferini hissetmek konusunda herhangi bir sıkıntı çekmiyoruz.

Savaşın vehametini, general ve komutanların çaresizliğin içindeki gurur ve görkemleri anlatılmak için fazlasıyla vakit ayrılmış. Ancak bana göre bu konu, izleyiciye sağlam aktarılmak istenirken biraz gereğinden fazla vakit ayrılmış. Örneğin filmin başındaki Napoleon’un sürgüne gitmeye zorlanması veya Wellington’ın savaşın başlangıcından hemen önce balo vermesinin üstünde durulmuş ancak bu “görkemli” olaylar anlatılırken izleyicinin sıkılabileceği göz ardı edilmiş sanırım. Teknik konusunda ise yine BAFTA ödüllerinde sinematografi ödülüne aday bir filmden bahsediyoruz. Böyle büyük ve kalabalık savaş sahneleri olan bir film için görüntü yönetmenleri bir hayli mesai harcamış diyebiliriz. Bu kadar büyük bir alanda yer alan sahnelerde anlatılmak istenen zorluklar, askerlerin durumu ve o döneme hakim olan savaş taktikleri, komutanların ve askerlerin mevzilenmeleri ve filmde göreceğiniz daha bir çok muharebe detayı gayet iyi yansıtılmış.

Benim akıl dikkatimi çeken ise; Napoleon ve Wellington’ın taktik savaşları,çaresizlikleri ve dehalarının yanı sıra, o tarihlerde Avrupa’da her olayın şaşalı ve çok görkemli olması. Filmin içeriğine de çok girmeden örnek vermek gerekirse Wellington’ın savaştan önce komutanlarından birinin kıyafetiyle ilgilenmesi veya savaş alanında önce kadeh kaldırılması bunları bize gösteren sadece ufak iki sahne. Ayrıca filmde gördüğümüz İngiliz ordularının başındaki isim Wellington(Arthur Wellesley), döneminin en iyi ikinci generali olarak söylenir ve çok büyük bir diploması ve taktik dehası ayrıca da büyük bir centilmen olarak geçmiştir tarih kayıtlarına. Bu özelliklerinin de filmde çok iyi yansıtıldığı düşünüyorum ve Wellington ile alakalı sahneleri hayret ve zevk ile izlediğimi kesinlikle belirtmeliyim.

Son olarak, filmin daha faza detayına girmeden izlerken büyük bir haz alacağınızı söylemeliyim ve filmin imparator Napoléon’a olan bakış açınızı da değiştirebileceğini umuyorum. Şimdiden iyi seyirler!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here