“İnsanoğlu kendisine karşı bile dürüst davranmakta zorlanmaktadır. Kendinden söz ederken, birtakım hayal ürünü yalanlar ekleyerek daha ilginç görünmeye çalışır.”

Kurbağa Yağı Satıcısı kitabında bu cümleleri kuran senarist, yönetmen ve yapımcı Kurosawa, 1910 yılında Tokyo’da doğar. Yönetmen olmadan önce, Batı Resim Sanatları Doshisha Okulu’nda resim eğitimine başladı. “Storyboard” kavramını yağlı boya sanat eserlerine dönüştürmesinin temeli de bu yıllardaki eğitimine dayanıyor.

‘Dreams’
‘Dreams’

İkinci Dünya Savaşı’na tanıklık eder, atom bombası gibi bir felaketi yaşar.

İlk uzun metrajlı filmi Sugata Sanshiro için 1943′te kamera arkasına geçer, fakat film sansüre uğrar.

Dostoyevsky‘nin Budala adlı romanını beyazperdeye uyarladığı Hakuchi, sonrasında İkiru ve 1954′te ona Oskar adaylığını getiren filmi Seven Samurai’yi çeker. Bu film Japon sinemasının en önemli filmlerinden biri olarak kabul edilir.

‘Seven Samurai’ filminden bir sahne

1980 yılında Francis Ford Coppola ve George Lucas tarafından hayranlıkla izlenen yönetmen epik bir samuray filmi olan Kagemusha‘yı (1980) yönetir. Bu filmiyle Cannes Film Festivali’nden büyük ödülle döner.

Kagemusha için resim çalışması

İzlenesi beş filmine mini bir giriş yapalım.

1- Seven Samurai (1954)

16. yüzyıl Japonya’sında silahlı haydutlar tarafından saldırıya uğrayan köylüler çaresizce çözüm ararken Yedi Samuray bulmaları ile ilerleyen film epik bir anlatıma sahip. Paralı askerlerin işe alımı, çiftçilerin eğitimi ve köyün saldırıya uğraması gibi unsurlara değiniyor. Dönemi içinde en pahalı Japon filmidir.

2- Hakuchi (1951)

İkinci Dünya Savaşı’nın şokuyla sarsılmış olan eski asker, epilepsi hastası Kameda tedavi gördüğü hastaneden taburcu olduktan sonra Hokkaido’ya gelir ve aile dostlarının evine yerleşir.  Kurosawa’nın Dostoyevski’nin aynı adlı romanından yaptığı uyarlamasıdır.

3- Rashomon (1950)

Gerçeğin göreceliliğini sorgulayan yönetmenin, Batı’da en iyi bilinen filmidir. Venedik Film Festivali’nden Altın Ayı Ödülü ile dönmüştür.

4- Ikiru (1952)

Rus edebiyatına olan ilgisini bir kere daha hissederiz. Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü adlı romanından etkilendiği söylenen psikolojik dramaya örnek filmdir. Ölmeden önce hayatın anlamını ve amacını bulmaya çalışan, ölümcül bir devlet çalışanını konu alır.

5- Ran (1985)

Yönetmenin en pahalı filmidir. Shakespeare’in Kral Lear adlı oyunundan uyarlamadır. Ortaçağ Japonya’sında Shakespeare’i abartılı bir şekilde bize sunar.

İyi seyirler.

Kaynaklar: 1, 2, 3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here