Eğer gününüzün çoğunda arka planda müzik çalıyorsa bazı şeyler sizi huzursuz edebilir. Tonlar, melodiler, sözlerin akışı gibi noktalar kulaklarımıza batmaya başlar. O an akla gelen sorular şunlardır Müzikte orijinallik nedir ve bu eserin orijinalliği nerede? Arkasından gelen bu parça orijinal değil, burası şuna benziyor, burası şu parçadan çalınmış gibi ithamlar ardından gelir.

Peki asıl orijinallik nerede? Orijinallik cidden müzikten zevk almanızı etkileyebilecek bir faktör mü? Sırf bir eser bir diğerine benziyor diye bunlardan birini çöpe atmak mı zorundayız?

Bir grubu dinlediğimiz zaman o grubu başka bir gruba benzetebiliriz. Peki bu benzetme iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi? İyi yönden bakarsak eğer, benzetilen grubu seviyorsanız size dinlenebilecek daha fazla müzik çıkmış demektir. Kötü yönden bakarsak bu, grubun orijinalliğinin olmadığı düşüncesini ortaya çıkarır. Lakin, esinlenmek ve çalmak arasındaki farkı bilmemiz gerekiyor öncelikle. Bir grup diğer gruptan esinleniyorsa, esinlendiği noktanın üstüne kendinden de bir şeyler katmış demektir. Ancak bir grup bir ses, bir akor, bir şarkı sözü, bir ton çaldıysa bu grubun orijinal olmadığını gösterir. Eğer esinlenmek ile çalmak arasındaki farkı bilmezsek tüm gruplara hırsız demiş oluruz. Çalan kişiye de sanatçı dememiz diğer sanatçılara hakaret olmuş olur. Çünkü sanat özgünlük gerektirir.

Onun dışında benzerlikleri oluşturan ikinci bir faktör var, bu da müzik türünün etkisidir. Her türün, türü icra eden müzisyene getirdiği bazı şartlar ve etkiler vardır. Bu etki ve şartları şöyle alegorikleştirebiliriz; Bir yemeğin tarifi aynı olsa bile her aşçı farklı şekilde pişirir ve üstünde yeni yöntemler dener. Bu yöntemler ise onun orijinalliğini tesciller niteliktedir. Aşçı isterse kitapta yazan tarife uyabilir. Ancak yemeği karıştırma biçimi, bile o yemekte bir fark yaratacaktır.

Olası benzerlikleri ayırt edebildiğimiz zaman asıl orijinalliği ayırt edecek hale gelebiliriz. Bu sanatçının esere kattığı değer ve hissiyattır, taklit edilemez. Asıl orijinallik buradadır. Yeni bulunan teknikler, temalar, stiller, iki müzik türünü karıştırmak gibileri ise bu orijinalliğe renk katan şeylerdir.

Müzikte orijinalliğin parametresini sanatçı belirler. Sanatçı ne kadar özgürse o kadar orijinaldir. Ne kadar okumuşsa o kadar orijinaldir. Orijinallik sıfırdan ortaya çıkmaz. Edinilen bilgi birikimi ve denemeler sonucu ortaya çıkar. Bu yüzden sanatçıların denemelerine izin vermeliyiz. Onları direkt çöpe atmak yerine gelişmelerine izin vermek en doğrusu olur. Yine de bazen ısrarla taklit etmeye devam eden müzisyenler çıkmaya devam edecektir. Bu taklit edenlere prim vermek ise orijinalliği bitiren asıl nokta olacaktır. Çünkü taklitler ile birlikte özgünlük yavaş yavaş bitecek ve 3-4 tip müziğe hapsolacağız. En büyük korkularımızdan birkaçı bu taklitlerin yüceltilmesiyle bu hapis durumuna, orijinallik ve kaliteden uzak yozlaşmış bir müzik çağına geçilmesi. Bu konuda dinleyiciye iki yükümlülük düşüyor. Taklit diyerek her eseri çöpe atmamak ve ısrarla taklit edenlere gereken primi vermek yine orijinaline yönelmek. Bu taklit dediklerimiz de ikiye ayrılıyor. Kendini tekrar edenler ve başkasını taklit edenler. İkisi arasında korkmanız gereken ise kendini tekrar edenlerdir. Çünkü onların asıl amacı müzik olmaktan çıkmış, özgünlüğünü yitirmiş insanlardır. Onlar size artık müzik vermez, müzik satar. Müzisyen kimliklerini bir kağıt üstünde bırakmış, başlarında olan kişilerin emirleri doğrultusunda hareket eden kişilerdir. Taklit ne olursa olsun müziği öldüren en büyük etkendir. Bu yüzden orijinaliteyi belirleyen şey aslında taklit etkisidir.

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here