Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Bir akşam kırmızı şarap eşliğinde, belki de eve dönerken sırılsıklam sokaktan geçen arabaların yere vuran ışıkları ezdiğini izlerken, kulağında bir tını ister insan. Bu yazımızda bize eşlik eden Fransızca tınıları seçtik. Fransız müzik ekolünün tarihsel bağlamda işleneceği bu yazı, kültürün ve müzik sanatının iletişim gücüne değinecek, farklı öneriler ile sizi olduğunuz yerde yakalayacak.

Kültür, başlı başına doğduğu diyarın dışına çıkan canlı bir varlıktır. İçinde oldukça yoğun iletiler barındırır, ulaştığı yere farklı bir dinamizm taşır. Müzik kültürü ise, toplumun bir üyesi olarak insanoğlunun genel kültürün yanında kazandığı müzik sanatına ilişkin bilgi, beceri, tutum ve davranışlar ile müzik ortamlarında geçerli ahlak kuralları, gelenekler ve benzeri diğer yetenek ve alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütündür. Bundan hareketle, müzik sanatı insanlığın, dahası ulusların tarihsel süreçleri, belli olaylara yaklaşımı ve süregelen zamanda nasıl bir harekete sahip olduğu hakkında muhteşem ipuçları taşır.

Fransızlar, farklı kültürlere karşı kucaklayıcı olduğu gibi, ana akım medyada dışarıdan gelen iletileri kültürel yozlaşmaya karşı sıkı bir süzgeçten geçirir.

Fransa’da Bastille Operası müziğin sembolikleşmesi açısından büyük önem arz eder. İlginç bir hikayesi vardır. Uruguay kökenli Kanadalı mimar Carlos Ott tarafından tasarlanan Bastille Operası, 13 Temmuz 1989‘da Fransız İhtilali’nin 200. yıl dönümü arefesinde açılmıştır. Bastille Operasının bulunduğu Bastille Meydanı da Fransız İhtilali açısından önemli biliyorsunuz; zira 14 Temmuz 1789’da, vaktiyle burada bulunan Bastille Hapishanesi’ndeki tutsakların kurtarılmasıyla başlayan isyanla Fransız İhtilalinin ilk kıvılcımı alevleniyor, bu isyan sırasında Bastille Hapishanesi yıkılıyor ve o hapishaneden günümüze bir iz kalmıyor. Eylül 1859’da ise buraya Gare de Paris-Bastille adında bir tren garı inşa ediliyor. RER-A‘nın açılmasıyla işlevini kaybeden gar binası Aralık 1969’da kapanıyor ve bina bir süre çeşitli sergilere ev sahipliği yapıyor ama buraya Bastille Operasının inşa edilmesi kararından sonra Paris-Bastille Garı 1984’te yıkılıyor.

Frédéric Chaslin’in şefliğinde gerçekleşen bu performans, operanın büyülü havasını ekrandan bile sezdiriyor.

Bastille Operası sadece klasik müzik performanslarına değil tarih içerisinde rock, rap gibi çeşitli müzik türlerine de sahne oluyor. David Bowie’nin 1995 yılındaki performansı, operanın farklı çehrelere de büründüğünün bir resmi.

Hal kısaca böyleyken sizi sarıp sarmalayacak tınıları daha fazla bekletmek istemem.

1. Cœur de Pirate – Hôtel Amour

Biraz kırgın hissettiğimd, aklım bu şarkıya giderdi bir zamanlar. Şimdi ise bir kaçıştan daha öte, bildiğim bir sokak gibi, rahatça gezmenin hoş hissi var üstümde. Spotify üzerinden en çok dinlenme lokasyonu Paris.

2. Charles Aznavour – La Boheme

Vefatının ardından tanıştığım ses, Charles Aznavour olduğu için oldukça üzgünüm. Japonya turnesi dönüşü 94 yaşında vefat eden sanatçı, aynı zamanda bir diplomattı. La Boheme, performansında sahneyi nasıl çabasızca doldurduğunu gördüğünüzde tekrar hayran kalacaksınız. Ama benim gibiyseniz eğer biraz kaderinize üzülebilirsiniz de.

3. Dalida & Alain Delon – Paroles

İç gıcıklayıcı bir ses tınlıyor, o an göğüs boşluğunuzu hafif bir esinti dolduruyor. Dalida ve Alain Delon, ruhunuzu salıncaklara davet ediyor. O yaramaz yanınızı erotizmle ortaya çıkarıyor.

4. Lara Fabian – Je T’aime

Şarkıda Fransızcanın sound içinde, oldukça iyi yerleştiğini duyabilirsiniz. İngiliz dilinin matematiksel olarak müzik eserlerini rahatlatan bir yapısı olduğu malumunuz olduğunu varsayıyorum. Seni seviyorum, demenin “Je Taime” demekten daha farklı tınlaması olması şaşırtıcı olmamalı, kelime sayıları ve karşılığı olan notasal değer değişkenlik gösterir. Lafı geçmişken “müzikalite” sözcüğü dilimize Fransızcadan geçmiştir.

5. Edith Piaf – Milord

Edith Piaf olmadan bu listenin böylece uzayıp gitmesi elbette imkansızdı. 14 yaşında Paris’te La Marseillaise’i seslendirirken keşfedilen Piaf, 20. yüzyılın en önemli ikonlarından biri oluyor. Küçük ve dalgın bedeninin aksine sarsıcı sesi, neşelendirmeyi bildiği gibi hüzünlendirmeyi de iyi beceriyor. Işıklar seninle olsun!

6. Melanie Pain – La Cigarette

Fransız vatandaşların sigarayı normalden biraz fazla kullandıklarını okumuştum geçenlerde.

7. Carla Bruni – Quelqu’un m’a dit (à l’Olympia)

8. Noir Désir – Le Vent Nous Portera

9. Yves Montand – Les Feuilles Mortes

10. Serge Gainsbourg- L’anamour

11. Patrick Fiori, Daniel Lavoie, Garou – Belle

Başlı başına bir klasikle kapanış yapmak istedim. Her iki sanat disiplininin ne kadar da insana özgü olduğunu, var olduğu her dönemi derinleştirmiş olması mucizenin sürdürülebilmesidir.

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5

 

 

 

 

 

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here