Onu ya Buffalo Springfield grubundan tanıyorsunuz, ya Crazy Horse‘la yaptığı düetlerden, ya da solo halde Neil Young olarak. Hayatınızın herhangi bir anında Neil Young’ı duymuş, dinlemiş olmanız muhtemel, bilerek veya tamamen denk gelerek hatta farkına varmayarak. Bazılarımız Harvest Moon şarkısıyla zihnimizde ayın yörüngelerinde uçtuk, bazılarımız Keep On Rockin In The Free World şarkısıyla gaza gelip gerçek hayatta koştuk. My My, Hey Hey (Out Of The Blue) şarkısıyla çoğumuzu bunalıma soktuğu da oldu Neil Young’ın, aynı şarkının hard rock versiyonu olan Hey Hey My My (Into The Black) ile coşturduğu da. Bu şarkı birçok müzisyeni de etkilemiş, öyle ki Oasis 2000 yılında verdikleri konserlerden birinde çalmış, Battleme de bir versiyonunu Sons Of Anarchy dizisi için çıkarmış. Şarkı Kurt Cobain’i öyle etkilemiş ki, Cobain intihar mektubunda bu şarkıdan “it’s better to burn out than to fade away” sözlerine yer vermiş.

12 Kasım 1945 doğumlu, Kanadalı, 60’lı yılların sonundan bugüne dek müziksiz yapamayan, yaşı ilerledikçe daha çok üreten bir sanatçı Neil Young. Kurt Cobain, David Gilmour, Oasis, U2 gibi büyük sanatçı ve grupları etkileyen, konserlerinde Neil Young çalıp söyleten. Mızıkayı ustaca kullanır ve kendine özgü bir gitar çalışı vardır müzisyenin. Rock türünün çoğu dalında şarkı ürettiği gibi, akustik parçalar da çıkarmıştır. Şarkılarının hem akustik hem hard rock olanlarında hangisi daha kusursuz seçmek zordur açıkçası. Yıllar içinde yaptığı efsaneleşmiş şarkıların, verdiği devasa konserlerin, çıkardığı çok fazla albümün yanında, yardımseverliği ile de tanınır. Eşi Peri Young ile birlikte yürüttükleri The Bridge School Benefit isimli bağış kuruluşu için konserli etkinlikler düzenliyorlardı bu seneye kadar. Oldukça büyük isimler katılıyordu bu konserlere. Son defa 2016’da verildi bu bağış konserleri ve üzücü olarak 14 Temmuz 2017’de eşiyle birlikte açıklama yapıp konserlerin devamının olmayacağını duyurdular. Geçmiş 30 yılda Roger Waters, David Bowie, Metallica, Elton John, Guns’n Roses, Bob Dylan, Tom Waits gibi isimler sahne almış ve cömertliklerini sunmuşlar. Artık konserlerin düzenlenmeyecek oluşunu ‘kişisel sebepler…’ diye açıklayıp, oğluna hep yanında olduğu için teşekkür ediyor Young.

Sanatçının şarkılarında bazen alttan alttan bazense doğrudan gözümüze çarpan anarşistlik, başkaldırı ve eleştiri ögeleri mevcut. Rockin’in The Free World şarkısı American Dream denilen hayat tarzının eleştirisi niteliğinde. Living With War şarkısı ise Irak Savaşı’na yönelik eleştiriler barındırıyor. Barış yanlısı, çevreci ve yardımsever oluşu, tüm hayatı boyunca hiç azalmadan devam etmiş, hala ilk günkü kadar canlı Neil Young’ın.

Sanatçı, kendisini anlatan film ve belgesellerde oynarken, hayatını gözler önüne sermiş, şarkıları filmlere soundtrack olmuş. “Neil Young Journeys” filminde nasıl bir hayat yaşadığını bizzat kendisi anlatıyor, eski hatıralarını gün ışığına çıkarıyor, film müziğinin bestesi kendisine ait. “Neil Young: Heart of Gold” isimli belgesel tadındaki filmde de yine aynı şekilde. “Neil Young: Trunk Show” filminde ise, yine başrol ve hayatının bazı kesitlerini, özellikle konser anlarını sunuyor ama bu sefer film müziğinin bestecisi aynı zamanda bu üçleme filmlerinin yönetmeni olan Jonathan Demme. Johnny Depp’in başrol olduğu, sinemanın ası çocuğu Jim Jarmush’un yönettiği ve kült filmler arasında sayılan Dead Man filminin soundtrackleri de Neil Young’ın elinden çıkma. Çoğu şarkıyı filmi izlerken doğaçlama olarak ortaya koymuş olduğu söyleniyor.

Bu zamana kadar 45 albüm çıkarmış Neil Young. “Harvest” isimli albümü, gelmiş geçmiş en iyi albümlerin arasında görülüyor. 72 yaşında da boş durmuyor ve aralık ayında hayranlarına yeni albüm sunmaya hazırlanıyor. ” The Visitor” isimli 10 şarkılı albümün ilk parçası Already love yayında, diğerlerine ise 1 Aralık’ta ulaşabileceğiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here