Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Müzik şirketleri, hangi şarkıların hit olacağını belirlemek için yıllardır insanların yaptığı aramaları ve indirme oranlarını inceliyor. Bu şüphesiz ki müzik dünyasının kirli tarafı olan iş dünyasına büyük katkı sağlıyor. Peki bu durum ya bizim kaliteli müzikten mahrum kalmamıza neden oluyorsa?

2000 yılında Stanford’da ekonomi doktorası yapan Avery Wang ve arkadaşları, Shazam adlı uygulamayı geliştirdi. Amaçları, en kalabalık ortamlarda bile sadece cep telefonunu kullanarak saniyeler içerisinde herhangi bir şarkıyı tanımlayabilecek bir sistem geliştirmekti. Fakat Wang’ın bir korkusu vardı; dünya üzerinde müziği arka plan gürültüsünden ayırabilecek herhangi bir teknoloji yoktu. Uzun çalışmalar sonucu tüm şarkıları tanımlamak yerine her parça için akustik parmak izi yaratacak bir algoritma geliştirdi. Buradaki hile, her bir şarkıyı bir veri parçasına dönüştürmek oldu.

Akıllı telefonlardan önce kullanıcıların verilen numaraya öğrenmek istedikleri şarkıyı dinlettikten sonra, mesaj yolu ile sanatçının ve şarkının adının geri bildirimini beklediği Shazam, 2002 yılında kullanıma açıldı. 30 milyon şarkının bulunmasına yardımcı olan uygulama, yayınlandığı günden beri 500 milyondan fazla indirildi ve bu, Shazam’ı dünyanın en popüler uygulamalarından biri haline getirdi. Kullanıcılar uygulamayı ismini bilmedikleri şarkıları bulabilmek için kullanırken, müzik şirketi sahipleri daha farklı bir şeyin peşindeydi; hit şarkılar için erken uyarı sistemi!

Shazam, müzik şirketi sahiplerinin favori uygulaması haline gelmesinin ardından müzik yapımcılığı işine gireceğini duyurdu ve uygulama üzerinden keşfedilen sanatçılar için Warner Music Group adlı şirketi kurdu.

Aslında Shazam, pop müzik yapanlara rehberlik eden uygulamalardan sadece bir tanesi. Shazam’ın başlattığı etki ile bu tür uygulamaların müzik dünyasına etkisi gün geçtikçe arttı. Ülke veya dünya çapında turnelere çıkan sanatçılar ve müzik grupları, Spotify sayesinde hangi ülkede veya şehirde hangi şarkılarının daha çok dinlendiğine bakarak listelerini düzenliyor. İnternet üzerinde yaptığımız her arama, indirme ve paylaşma işlemi, müzik endüstrisinin belki de asırlardır cevabını aradığı bir soruya hizmet ediyor; insanlar bundan sonra ne duymak istiyor?

New York merkezli beş yıllık bir müzik analiz şirketi olan Next Big Sound, Spotify kullanıcılarını, Instagram yorumlarını ve dijital dünyanın diğer büyük sosyal medya mecralarını inceliyor ve bir sonraki yılın çıkış yapması muhtemel 100 sanatçısının belirlenmesi için günde yarım milyon işlem gerçekleştiren bir algoritma ile çalışıyor. Bu şirketin araştırmacılarından biri olan Victor Hu, “Belirlediğimiz bu 100 ismin 20 tanesi muhtemelen o yıl Billboard 200 listesinde yer alacak” diyor. Bunun anlamı %20 net başarı demek! Şirket bu amaca hizmet eden bir de uygulama geliştirdi; Find.

Uygulamanın amacı, kullanıcılara sosyal medya üzerinden yıldız olmaya aday sanatçılar bulmak. Örnek olarak; takipçi sayısı hızla artan ve az bilinen müzik gruplarını bulmak istediniz, Find bunu size saniyeler içinde listeleyebilir.

Hangi sanatçının veya grubun patlama yapacağını ön görmede sosyal medyanın yanı sıra, sanatçı hakkında yapılan Vikipedi aramaları en büyük ikinci etken olarak gösteriliyor. Vikipedi aramaları da aslında aynı Shazam aramalarında olduğu gibi bize şunu gösteriyor; insanlar her zaman daha fazlasını öğrenmek istiyor.

Aynı şirketin araştırmasına göre bir şarkıyı dinleyiciye tanıtmanın en etkili yolu o şarkıyı radyoda yayınlamak. Çünkü insanlar, radyoda duydukları şarkıyı sevmeye daha eğilimliler. Fakat bu noktada işler daha çok karışıyor. Acaba radyoda duyduğumuz bu şarkılar bize hangi yollardan geçerek ulaşıyor? Geçmişte birçok müzik şirketinin kendi şarkılarını radyolarda duyurmak için baskı uyguladıkları ve rüşvet dahi verdikleri kanıtlandı. Bazı şarkılar hit oldu çünkü müzik şirketi sahipleri hit olmasına karar verdi…

Fakat günümüzde radyolar artık sosyal medyanın gücünden ve elle tutulur verilerden yararlanmaya başladı. Herhangi bir müzik şirketinin, çıkardığı şarkıyı radyolarda yayınlayabilmek için baskı yapabilmesi çok daha zor. Çünkü; sanatçının Facebook ve diğer sosyal medya etkileşimlerini, hedef kitlesini, hakkında yapılan anketleri, satışları ve Youtube izlenme sayıları gibi birçok noktayı birleştirmeleri gerekiyor.

Biraz da yapılan başka bir müzik devriminden bahsedelim. Billboard 100 listesi, 1958 yılından beri Amerika’nın en çok dinlenilen şarkılarını listeledi ve yıllarca en çok satılan ve dinlenilen şarkılarla alakalı verileri kayıt şirketlerinden ve radyolardan aldı. Her iki taraf da bu verilerle alakalı çoğu zaman yalan söyledi. Çünkü müzik şirketleri rüşvet ile hangi şarkının hit olacağına karar veriyordu. Amerika’da tüm müzik endüstrisi bir döngüye girmişti. Müzik şirketi ve müzik mağazası sahipleri bu şarkılara karar veriyordu ve onlarca şarkı listelere hızlıca girip çıkıyordu. Bunun nedeni, daha fazla şarkı piyasaya sürülsün ve daha fazla satış yapılabilsin! Billboard 100 listesi bu konunun incelenmesinde çok önemli bir yere sahip. Çünkü bu listeler uzun yıllar boyu dinleyici tercihlerini yansıtmadı. Yansıtmadığı gibi dinleyicilerin müzik zevkini de şekillendirdi.

Billboard, 1991 yılında listeleme sistemini değiştirdi. Tüm sıralamayı müzik mağazalarında yapılan satışlara göre şekillendirdi ve bir devrimi gerçekleştirdi. Bu sayede insanlar sıralamada “gerçekten” neyin çok dinlendiğini görmeye başladı. Bu değişimin ardından Rock müzik düşüşe geçti ve Hip Hop, R&B türündeki şarkılar listelerde zirveye oturdu.

2006 yılında Columbia Üniversitesi’nde şarkıların, yapılan listelerdeki sırasının önemini kanıtlayan ve bu konuda çığır açan bir araştırma yapıldı. Araştırmacılar, katılımcıları binlerce müziği dinleyebilecekleri ve favori şarkılarını indirebilecekleri bazı web sitelerine yönlendirdiler. Bu sitelerden bazıları en çok indirilen şarkıların listesini araştırmacılara sundu, bazıları ise bu listeyi gizli tuttu. Sıralamayı görebilen katılımcıların favori şarkıları daha çok dinlemesi olasıydı ve öyle oldu.

Araştırmacılar, eğer bu sıralamaları manipüle ederlerse ne olacağını da görmek istediler. Katılımcıların yönlendirildiği sitelerin bazılarında gerçek sıralama gösterilirken, bazılarında en az popüler şarkının 1 numarada olduğu ters sıralamalar yayınlandı. Bu manipüle denemesi her şeyi değiştirdi. Daha önce katılımcıların göz ardı ettiği şarkılar popülerlik bakımından yükseldi ve daha önce popüler olan şarkıların dinlenme oranları düştü.

Bir başka değişim ise Billboard’un, 2000’li yılların ortasında müziklerin indirilme oranlarını dikkate almasıyla başladı. Müzik yapımcılarının favorisi olmayan ama dinleyicilerin çok sevdiği şarkılar listelerde yükselmeye başladı. Çünkü müzik endüstrisi artık dinleyicilerin neyi dinlediğini ve çok sevdiğini takip ederek hangi şarkıların hit olacağını tahmin etmeye başladı. Bu konuda ilginç bir bilgi vermek gerekirse, tüm zamanların en ünlü rock şarkılarından biri olan Led Zeppelin – Stairway to Heaven’ın yayınlandıktan sonraki yıllarda radyolarda çalındığına dair hiçbir delil yok ve şarkı hiçbir zaman Billboard 100 listesinde kalarak rekor kırmadı.

Yıllar geçtikçe tüketiciler, geçmiş yıllara göre daha fazla söz sahibi olmaya başladı. Fakat bu noktada şöyle bir handikap vardı; eğer dinleyiciye çok fazla söz hakkı verilirse aynı tarzda üretilen şarkıları sonsuz bir döngüye girerek istemeye başlayacaklardı.

Bunun kanıtı olarak; artık listelerin çoğu dinleyicinin satın aldığı ve dinlediği şeyin doğrudan yansıması olduğundan, şarkılar listelerde daha uzun süre kalmaya başladı. Örneğin, Billboard 100 listesinde en fazla süre kalan 10 şarkı, yukarıda bahsettiğimiz gibi 1991 yılından itibaren satış miktarlarının dikkate alınmaya başladığı tarihten sonra piyasaya sürüldü. Yani, dinleyiciler aynı şeyi defalarca, defalarca ve DEFALARCA dinlemek istiyor!

Tüketicinin sürekli aynı şeyleri dinleme isteği beraberinde birçok sorunu doğurdu. Bu sefer listeler birbirleriyle neredeyse aynı şarkılarla dolup taşmaya başladı. Tüketicinin ne istediğini artık nokta atışı gibi tespit eden müzik şirketleri, bir iki ufak oynama ile birbirlerine benzeyen şarkılar piyasaya sürdü.

2012 yılında İspanya Ulusal Araştırma Konseyi yaptıkları bir araştırmayı yayınladı. Araştırmada 1955 yılından 2010 yılına kadar yapılan 464.411 popüler şarkının kaydı incelendi. Araştırmaya göre; milenyumdan sonra çalınan şarkılarda nota geçişlerinde daha az çeşitlilik olduğu saptandı. Araştırmacılar enstrümantasyonu canlandırarak ve ortalama ses şiddetini artırarak eski şarkıların kolayca yeni modaya uydurulabileceğini ortaya koydular.

Aslında sorun sadece pop şarkıcılarında değil. Çünkü beynimiz halihazırda bilindik melodileri tercih etmeye yönelik şekilde çalışıyor. Ohio State Üniversitesi’nde Müzikolog olarak görev yapan David Huron, müzik dinlerken geçirdiğimiz zamanın %90’ında beynimizin daha önce dinlediğimiz şarkıları düşündüğünü söylüyor. Çünkü beynimizin daha önce duymaya alışık olduğumuz melodileri işlemesi daha kolay ve birbirine benzeyen şarkıları sevmeye daha eğilimliyiz.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi veren Norbert Schwarz, bu durumdan şöyle bahsediyor: “İnsanlar özellikle endişeli hissetiklerinde tanıdık melodileri duymak isterler. Kendinizi kötü hissederken arkadaşlarınızla konuşmak ve dertleşmek istersiniz. Stresli olduğunuzda yeni bir müzik keşfetmek veya yeni bir film izlemek yerine zaten bildiğiniz şeylere yönelirsiniz. Bu durumlarda sadece eski ve tanıdık şeyler istersiniz.”

İnternet, günümüzde milyarlarca kullanıcıyı müzikle buluşturmaya devam ediyor. Bu dünya çok büyük gibi görünse de aslında aynı zamanda kişisel alanımızı oluşturabileceğimiz kadar da küçük. Her ne kadar biz internetin en derinlerine inerek yeni müzikler keşfetmeye açık olsak da, “Today’s Top Hits” halen Spotify’ın en çok dinlenilen listesi ve müzik ile ilgili hangi web sitesine girerseniz girin en çok dinlenilen listeler her zaman hit şarkılardan oluşan listeler. Çoğumuz bunu reddetse bile hepimiz herkesin dinlediği şeyleri dinlemeyi tercih ediyoruz. Aynı sonsuz bir döngü gibi.

Kaynak:

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here