İnanılmaz yaratıcı şarkılarla bezenmiş, çok ama çok komik, orijinal ve görmeye alışık olmadığımız tarzda bir dizi Crazy Ex-Girlfriend. Kırk dakikalık bir müzikal komedi olmasına bakmayın, yer yer oldukça derin ve can yakan cinsten. Rachel Bloom tarafından canlandırılan ana karakterde, belki bazen sizi rahatsız edecek derecede kendinizi bulmanız olası.

Rachel Bloom, kullanılan şarkıların ve dizinin yazarlarından biri, yapımcısı, başrolü; kısacası Crazy Ex-Girlfriend’in her şeyi. Bu diziyle birlikte Golden Globe alan yetenekli komedyen çok başarılı bir iş çıkartıyor ve bu sebeple özel bir parantezde bahsedilmeyi kesinlikle hak ediyor.

Dizinin diğer yapımcısı ve hikayenin yaratıcısı Aline McKenna, Rachel Bloom’un youtube kanalında yayınladığı videolarına denk gelmiş ve hazır bulunan senaryosu için harika bir başrol olacağına kanaat getirmiş. İkili süreçlerini anlatırken “aklınıza gelebilecek tüm kanallardan” red yediklerini söylüyorlar. En sonunda The CW bu cesur ve orijinal işe bir şans vermiş.

Sadece dizinin başrolü değil, tüm ekip inanılmaz yetenekli; hepsi özellikle müzikal bölümlerde döktürüyor. Dans etme ve şarkı söyleme yetenekleriyle farklarını ortaya koyuyorlar. Zaten auditionları da birer şarkıyla yapılmış. Buradan da anlayabileceğiniz gibi dizinin büyük bir kısmını müzik oluşturuyor. Bu da Crazy Ex-Girlfriend’i benim için apayrı bir noktaya taşıyor.

Bu kadar az bilinmesine çok şaşırdığım dizilerden Crazy Ex-Girlfriend. Belki isminden, belki kanalından, belki de yanlış tanıtımından dolayı akılda cheesy bir romantik komedi algısı yaratıyor olabilir fakat bu dizi bundan çok daha fazlası. Hatta genelde romantik komedi klişeleriyle alay ediyor, ikili ilişkileri olabildiğince mizahla harmanlayarak sunuyor.

En güzel özelliklerinde birisi de, senaryoya düzenli olarak dördüncü duvarı yıkan replikler serpiştirmeleri. Gerek şarkılarda, gerek diyaloglarda “sezon”, “bölüm” kavramlarını kullanarak; hatta bazen kendi düşük ratinglerini gündeme getirerek “kendini farkında” bir dizi dünyası yaratıyorlar. Bu durum da dizinin eğlencesini ve orijinalliğini oldukça arttırıyor.

İnanılmaz eğlenceli, izlediğim hiçbir şeye benzemeyen, izleyenin modunu çok yükselten bir dizi bu. Özellikle müzikal kısımlarının yaratıcılığı, sadece bu dizi için bestelenen orijinal şarkılarının güzelliği, diziyi oldukça izlenesi kılıyor.

Dizinin konusunu kısaca anlatmak gerekirse, ana karakterimiz Rebecca Bunch New York’ta yaşayan çok başarılı, üst düzey bir avukat. Kariyeri her ne kadar yolunda gitse de hayatında onu tatmin etmeyen bir şeyler var. Firmasından partnerlik teklifi aldığı gün “Kendini en son ne zaman gerçekten mutlu hissettin?” sloganlı bir reklam karşısına çıkıp duruyor ve bu Rebecca’yı büyük bir krize itiyor. İşte bu kriz anında 16 yaşındayken bir yaz kampında tanışıp birkaç ay çıktığı Josh Chan‘le karşılaşıyor ve kafasında yarattığı bir hayalin peşinden koşmaya karar veriyor. Ani bir kararla tüm hayatını geride bırakıp West Covina‘ya yerleşiyor, bir peri masalının hayalini kovalıyor aslında. Josh’a karşı beslediği duygular, onu takıntılı bir eski sevgili haline getiriyor. Yeni taşındığı bu şehirde sıfırdan bir kariyere başlıyor, yeni bir arkadaş grubu oluşturuyor ve kendisine yepyeni bir hayat kuruyor.

Dizi, hayatı boyunca annesinin istekleri doğrultusunda yaşamış, ailesinin yarattığı çocukluk travmalarının izlerini taşıyan Rebecca’nın mutluluğu arayışını, bu arayış sırasında takıntılarıyla, mental rahatsızlıklarıyla yüzleşerek kendisini buluşunu anlatıyor aslında.

Müzikal bölümlerde karakterlerin şarkıları, görünümleri bize Rebecca’nın perspektifinden aktarılıyor, onun diğer karakterleri ve olayları görüş açısını yansıtıyor. Müzikal kısımlar, Rebecca’nın kafasında yaşanıyor gibi düşünebiliriz.

Dizide kadın olmanın en radikal ve açık hali tüm ayrıntılarıyla yansıtılıyor. Bu eğlenceli havasına rağmen Crazy Ex-Girlfriend çok karanlık noktalara gitmekten de asla çekinmiyor. Gerçek sorunlara, psikolojik hastalıklara değiniyor. Rebecca Bunch, sorunları olan bir karakter. Psikolojik olarak, dizinin büyük kısmında sağlıksız bir noktada. Çocukluk travmalarına, intihar meyiline, depresyonlarına, terk edilme korkusuna ortak oluyoruz bölümler boyunca.

Dizinin castı, müzikal bölümlerini sahnede canlı olarak sergiledikleri bir tur yapıyor ki bu da bir dizi için hayli ilginç. Bu durum bile oyuncuların yeteneği ve dizi üstünde harcanan emek konusunda size bir fikir verebilir.

İlk birkaç bölümde, özellikle bir dizide görmeye alışık olmadığım müzikal bölümler yüzünden bana biraz uzak ve yabancı gelse de, o kısa alışma dönemini atlattıktan sonra, kısa süre içinde beni en çok eğlendiren, en keyifle izlediğim diziler arasında yerini aldı.

Şimdilerde dördüncü ve final sezonu yayınlanan dizi, başından beri dört sezonluk bir proje olarak tasarlanmış. Diziyle ilgili yapabileceğim tek olumsuz eleştiri şarkılarının fazla akla takılan cinsten olması olurdu herhalde. Toplum içinde bağıra bağıra söyleme isteğinizi bastırmakta biraz zorlanabilirsiniz. Maalesef aklınıza takılanların çoğu, insan içinde söylemek için fazla uygunsuz kaçanlar olacaktır.

Bir çırpıda izlenebilecek farklı bir şeyler arayışındaysanız, bu diziye mutlaka bir göz atın derim.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here