Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

1993 yılına geri dönüyoruz. Özgür Kurcan (vokal ve gitar), Ege Madra (gitar) ve Ulaş Akın (bas gitar) bir grup kurdular. Grup adını Hermann Hesse‘nin kitabı Siddhartha‘dan aldı. Enstrümantal tınılarıyla 70’lerde aşina olduğumuz Psychedelic Rock’a, 90’larda yeni bir soluk getirdi grup. İlerleyen yıllarda, klavyede Volkan Yıldırım, davulda Ari Sarkis Alpert ve Serkan Yılmaz ile birçok konser ve canlı performans gerçekleştirdiler. 1996 yılında gerçekleşen 1. Roxy Müzik Günleri’nde ikinci olan grup, albüm teklifleri aldı. 1998 yılında da nihayet albüm hazırlıkları başladı. O dönemde yaşanan birkaç ayrılıkla grup, yollarına Kaan Sezgin (davul), Orkun Öker (klavye), Volkan Yıldırım (klavye) ve Neslihan Engin (klavye) ile devam etti.  Önce Sesimizi Yükseltiyoruz adlı  Baba Zula ve İhtiyaç Molası‘nın da içinde bulunduğu toplama albümde karşımıza çıktılar. Ardından da grubun adını taşıyan ”SiddharthaAda Müzik etiketiyle yayımlandı.

Siddhartha, 1998

Grup, bu albüm sonrasında dağıldı fakat 2009‘da Trail Records albümde küçük düzenlemeler yaptı ve ”Trip To Innerself” adıyla yeniden yayımladı.

Enstrümantal tınılara vokalleriyle Nil Karaibrahimgil ve Kerem Özyeğen eşlik etti. İlk, Om adıyla dinlediğimiz parça Trip to Innerself‘te Black adıyla karşımıza çıkıyor. Bu parçaya konuk vokal olan Nil Karaibrahimgil’den başka kadın sesine rastlamayız albümde.

1998 Ada Müzik çıkışlı albüm, dokuz parça gözükse de aslında on parçadan oluşmakta. Bu isimsiz parça, albümün kapanış parçası olan Om’dan sonra başlıyor. Aslında bu parçaya spontane olarak karar verilmiş ve albüme eklenmiş.

Biz dinleyiciler için kısa ve tadı damağımızda kalan bir müzik geçmişine sahip olan Siddhartha, geçmişte ve günümüzde sayısız dinleyiciyi içsel bir yolculuğa çıkardı, çıkarmaya da devam ediyor. Siddhartha dinleyicileri için Ege Madra‘ya ulaştık ve kısa bir röportaj yapma fırsatı yakaladık.

1- Günümüzde kaliteli müzik dinlemek pek mümkün değil, sizin tınılarınız dünya standartlarındaydı diyebiliriz. Siddhartha’yı içselleştirmeyi, bu denli kaliteli bir tat yakalamayı nasıl başardınız?

Teşekkür ediyorum, dünya standardında olduğu konusunda çok da emin değilim aslında. O dönemde dinlediğimiz ve etkilendiğimiz birçok şeyin üç dört yıllık bir süre içinde harmanlanmasından, mayalanmasından ve biraz da deneysellikten oluşan bir tattı o. Yani uğraşa uğraşa özgün bir noktaya geldi ve grup kendi tınısını buldu, o zaman zaten anlamıştık ve o tat üzerinde yoğunlaştık.

2- Grubu toplayan ve bir arada tutan bir unsur olmuş. Sürekli birkaç kişi gruptan ayrılmış ve yeni müzisyenler gelmiş, ama üç kişi hep bu grubun temelindeymiş. Bunu sadece bir dostluk olarak mı tanımlamamız gerekir?

Dostluk elbette önemli bir unsurdu fakat sadece bu değil. Gerek müzikal beğeni ve ulaşmak istediğimiz tınıyı anlayabilmek olsun, gerekse bir gruba sürekli olarak vakit ayırmak olsun, gerekse de belli bir müzikal yetkinliğe sahip olsun kişileri bulmak çok da kolay olmuyordu. Özellikle davul her zaman çok problematik olmuştur, tam sayısını hatırlamıyorum ama en az altı kişi, kısa ya da uzun süre davul çaldı Siddhartha’da. Biz üçümüz yakın semtlerde oturduğumuzdan ve ben Ulaş’la aynı lisede sınıf arkadaşı olduğumdan sık sık görüşme imkanı buluyorduk, bu sayede grubun ateşi sönmüyordu, harlıyorduk sürekli.

Bu konuyla ilgili olarak en üzüldüğüm noktalardan biri de uzun süre sonra grubu bir arada tutan esas unsurun ben olduğumu anlamamdır. 1998’de albüm kaydı biter bitmez, daha piyasaya çıkmadan bir senelik değişim öğrencisi olarak ABD’ye gittim. Ne yazık ki ben oradayken grubun bir kere bile toplanmadığını öğrendim. Geri döndüğümde grubu tekrar bir araya getirmek mümkün olamadı.

3- Grubun, ismini Hermann Hesse’nin kitabından aldığını düşünürsek, üretimlerin felsefesi de bu kitap üzerinden oluşmuş diyebilir miyiz? Tarzınızı oluşturmanızda size ilham kaynağı olan gruplar, müzisyenlerde olmuştur elbette, bunlar sizi hangi yönde ve nasıl etkiledi?

Grubun isminin kitaptan geldiği doğru. Müziğe etkisinin direk bir etki olduğunu hiç düşünmemişimdir ben, ama her zaman bir arayış, nereye varacağını önceden kestiremediğiniz ama iyiye, kendi özünüze vardıracağını umduğunuz bir yolun yürünmesi manasında bir paralellik olduğu düşünülebilir. Gerek bu roman ve diğerleri, gerekse ilham kaynağı olan grupların temel ilham noktası “içsel yolculuk” diyebileceğim, hiçbir zaman net ve derli toplu olmayan, kaotik ve değişik ruh hallerini barındıran unsurlar olmuştur.

4- Bazı yerlerde 19 yakın demo kayıt olduğu yazmakta. Bir ihtimal bu kayıtları gelecekte dinleme fırsatımız olur mu?

Bu kadar demo kaydı olduğundan haberim yok benim, belki grup elemanlarının kendi kayıtları vardır ve muhtemelen de tüm gruba maledilecek, yani “Siddhartha” denecek nitelikte bu sayıda kayıt gerçekten yoktur. Bende hiç bir kayıt bulunmuyor. Mevcut kayıtlara da ulaşılması kolay olmayabilir. Öte yandan burada büyük bir kayıp yok, çünkü birlikte stüdyo dışında kaydettiğimiz şeylerin çoğu ya ses kalitesi olarak, ya da müzikal yeterlilik olarak başarılı değil. Ulaşabilirseniz ben de dinlemek isterim.

5- 1998 yılında Ada Müzik’ten çıkan albüm ile 2009’da Trail Records’tan çıkan albüm arasında farklılıklar olduğunu düşünüyor musunuz?                                                     

Çok büyük bir farklılık yok. 2009 albümü plak şirketinin kendi beğenisine uygun olarak parça seçiminde biraz değişiklik yapıyor, orijinal albümdeki iki parçayı eliyor. Şahsi fikrim ses kalitesinin ve albüm kapağının 2009 versiyon’unda çok daha iyi olduğu yönündedir.

6- Yaptığınız şey dönemine göre deneysel ve yenilikçiydi, dönemin dinleyicilerini de hesaba katarsak riskli olduğunu söyleyebilir misiniz?

Dönemin alışılagelmiş ve “mainstream” diyebileceğim müziklerinden uzak olsa da ben yapıldığı döneme göre çok yenilikçi ve deneysel olduğunu aslında düşünmüyorum, bunun için hep olması için gerekenden bir kaç sene geç çıktığını düşünmüşümdür. Eğer daha çok kişiye ulaşıp daha çok satılmasıyla ilgili ticari bir riskten bahsediyorsanız bu bizim hiç umurumuzda değildi, biz sadece kendi yapmak istediğimizi yapmanın peşindeydik, yapım şirketinin ne düşündüğünü bilemem. Eğer anlaşılabilirlik anlamında bir riskten söz ediyorsanız bu konuda bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Albümün tınısının beslendiği kaynaklara aşina olan dinleyiciler her zaman vardı.

7- Peki şuan da müzikle ilgili üretimlerde bulunuyor musunuz? Özellikle Siddhartha’nın ruhunu yaşatacak cinsten tınılar duymamız mümkün mü?

Ben yıllardır müzik içeren bir faliyet yürütmüyorum. Sizin yerinizde olsam hiç umutlu olmazdım bu konuda.

Ege Madra’ya röportaj için ve içeriğin düzenlenmesine olan katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

123

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here