Aynı üniversitede bir araya gelen beş arkadaş, müziğe olan aşklarını birlikte yaşatmak için 2016 yılında Son Mavra grubunu kurarak birçok başarılı şarkıya imza attılar. 3 Haziran 2019 yılında ilk parçaları Öldüm Öldüm ile müziğe olan aşklarını kanıtlamış oldular. Genç müzisyenler Batı Eren Ergun, Doğukan Elibol, Mustafa Türer, Ömer Uçak, Meltem Atcı‘nın kurduğu bu grubun hikâyesini bir de onlardan dinleyelim istedik ve güzel bir röportaj gerçekleştirdik.

Keyifli okumalar!

1. Çok klasik bir soru ile başlayalım. Grubunuz nasıl kuruldu? Grubunuzun isminin bir hikâyesi var mı?

Tanışmamız üniversite vesilesiyle oldu. 2016 yılında İTÜ’de bir araya geldik ve müziğe olan ilgimiz de bizi birlikte müzik yapmaya itti. Çalışmalarımıza ve provalarımıza o yılda başlamamıza rağmen demo kayıtlar ve sahne çalışmalarına tam olarak 2018 yılında başladık. “Son Mavra” isminin hikâyesi ise “Mavra” kelimesinin detaylı olarak düşünülmesinden sonra başladı. O güne kadar var olan mavramızı sonlandırmak, müziğe olan ilgimizi artık profesyonel bir seviyeye getirmek maksadıyla bu artık “Son Mavra” olsun dedik.

2. Hepiniz üniversite öğrencisisiniz diye biliyoruz. Eğitim hayatınız bittiğinde okuduğunuz bölümlerde ilerlemek mi yoksa müziğinize mi yoğunlaşmak istiyorsunuz? Müziğinizin geleceği nasıl olacak?

Müziğe olan aşkımız, bizim için bir iş olmaktan ziyade bir hayat tarzı. Elbette bu işi tam zamanlı olarak yapmak, Son Mavra’ya olan ilgi artarsa bir seçenektir ama biz müzik yapmayı -mesleğimiz ne olursa olsun- bırakacağımızı düşünmüyoruz

3. Bildiğiniz gibi yakın zamanda birçok farklı müzik tarzı ortaya çıktı. Hatta çoğu müziğin tarzını bir kategoriye koymakta bile zorlanıyoruz. Siz de tarzınızı alternatif rock’a yakın olarak tanımlıyorsunuz. Yeni dönemde çıkan müzik tarzlarına bakış açınız nasıl?

Tarz konusunda herhangi bir ayrımımız hiçbir zaman olmadı. Yaptığımız müziğin tarzından ziyade bizi yansıtması önem ifade ediyor. Grupça birçok sanatçıyı seviyoruz ve dinliyoruz. Tüm bu türlerin kombinasyonu olarak da neticede kendi tarzımız ortaya çıkıyor. Son çda rock müziğinde yeni tarzlar ortaya çıktı, biz genel olarak müzikalitesi yüksek her türlü müziğe hakkını verme taraftarıyız. Ancak son zamanlarda piyasaya çıkan, özellikle “çilekli lahmacun, amuda kalkıp susam yedim” isimli grupların ziyadesiyle pek de müzikaliteye odaklanmamış parçalar çıkarttıklarını, müziğe gerekli önemi vermediklerini düşünmüyor değiliz. Bu saygıyı ve önemi vermek bizce mühim.

“Öldüm öldüm senin için yine de bakmadım gözlerine…”

4. Sizi siz yapan, müziğinizi yaşatırken ilham aldığınız sanatçılar var mı?

Elbette var. Bu soruya çok uzun bir cevap vermemiz gerekeceğinden, her birimizin favori (ne kadar favori olabilirse) sanatçısını belirtmeye karar verdik. Mustafa’dan Porcupine Tree, Doğukan’dan Pentagram, Ömer’den Pearl Jam, Batı’dan Queens of the Stone Age, Meltem’den mor ve ötesi geldi.

5. Şarkılarınızın oluşum sürecinden bahsedelim biraz da… Şarkıları belirli birisi mi yazıyor yoksa ortak  bir çalışma mı oluyor?

Belli bir şarkı üretme rutinimiz yok. Fikri olan fikrini sunuyor ve üstüne hep birlikte çalışıp bir sonuç elde ediyoruz.

6. 19 Mayıs’da yeni parçanız “Albız”ı paylaştınız. Albız’ın bize anlatmaya çalıştığı bir hikâye var mı?

Hikâyeden ziyade günümüz toplumlarının yozlaşmışlığına ve sınıf ayrımlarının keskinleşmesine dem vuruyor. Parçanın tek bir konusu yok. Her okuduğunuz cümlede ne anlıyorsanız oraya gidiyorsunuz.

 “İnsafsız insanlar dolanınca etrafında hayat çekilmez olur…”

7. 3 Ağustos 2019’da dört şarkılık “Serim” isimli EP’yi yayınladınız. Serim’in hazırlık sürecinde neler deneyimlediniz?

Albümün yapım süreci evimizin garajında bulunan müzik stüdyomuzda geçti. Kayıtları, miksi ve mastering’i bize ait olduğundan müzik üretim sürecine dair her şeyi oldukça yoğun bir biçimde deneyimledik. Serim’in parçaları aslında aylardır var olan parçalardı, konserlerde bol bol çalıyorduk. Ama Son Mavra özelinde bir bilgi verecek olursak, bizim çalışma sürecimizde parçaları hazırlamamız hızlı oluyor ancak kayıt edip yayınlama süreci ziyadesiyle uzuyor. Mesela Albız parçamızı 19 Mayıs 2020’de yayınladık ancak biz bu parçayı 2019 Ekim’de tamamlamıştık.

8. Müzik endüstrisinde değiştirmek istediğiniz ya da karşı çıktığınız bir durum var mı?

Endüstri tek bir tarzı dayatmanın peşinde. Bunun ülkemize has bir durum olmadığını da biliyoruz. Günümüz müzik piyasası enstrüman müziğinden ziyade daha kolay dinlenen, tek bir formüle dayanan, sözleri farklı, müziği aynı parçalar ortaya çıkarmaya bayılıyor. Ortalama bir dinleyiciye sanki başka bir tını yokmuş gibi servis ediliyor. Bu konudan oldukça rahatsızız.

9. Bu pandemi süreci yaşanmasaydı dinleyicilerinizi neler bekliyordu?

Geniş bir konser programımız ve yaz aylarının başlarında tamamlamış olacağımız bir albüm fikrimiz vardı. Hâliyle hepsi ertelenmiş oldu. Pandemi döneminden önce kayıtlarını tamamladığımız Albız parçası da bu albüme dâhil olacaktı fakat bir single çalışması olarak yayınlamaya karar verdik.

10. 10 yıl sonra müziğinizi ve kendinizi nerede görüyorsunuz?

10 yıl sonra kendimizi müzik üretirken hayal etmek bizi çok heyecanlandırıyor. Bu ihtimal her zaman kalbimizin bir köşesinde. Gerçekçi olmak gerekirse inandığımız ve üretmeyi sevdiğimiz müzik tarzının dışına çıkacağımızı düşünmüyoruz. Müziğimizle daha geniş bir kitleye hitap ettiğimiz, tarzımızı sevdirdiğimiz bir on yıl diliyoruz.

11. Ve son sorumuza geldik. Mottomuz “Songs to discover today”. Takipçilerimize dinleyebilecekleri 3 şarkı  önerir misiniz?

Biz müsaadenizle 4 şarkı söyleyeceğiz size. Röportaj için teşekkür ediyoruz, okuyan herkese selamlarımızı iletiyoruz. Sağlıcakla kalın.

Dredg – Sorry But It’s Over

Ghost – He Is

Birsen Tezer – Şarkıcının Şarkısı

Muse – Thought Contagion

Bizimle bu keyifli röportajı gerçekleştirdikleri için Son Mavra’ya teşekkür ediyoruz ve müzik kariyerlerinde başarılar diliyoruz.

Son Mavra’nın müziklerinden haberdar olmak için sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz:

Instagram

Youtube

Spotify

Twitter

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here