Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
25

Karamsar filmleriyle ünlü İsveçli yönetmen Ingmar Bergman, sadece yaşadığı coğrafyayı ve yaşadığı çağı etkilemiş bir yönetmen değil, bundan çok daha fazlası… Avrupa sineması içerisindeki etkileriyle beraber bütün dünyaya yayılmış olan fikirleri, sinema içerisinde yapmış olduğu sorgulamaları, kendine özgü melankolik varoluşsal kimliği ile sinema tarihinin yapı taşlarından biridir.

Bir papazın oğlu olarak doğmuştur dolayısıyla Hristiyan kültürü ile iç içe büyümüştür. Buna bağlı olarak filmlerinde de baskın baba figürü ve sorgulayıcı din yaklaşımları oldukça belirgindir.

Sinema hayatı 5 döneme ayrılarak incelenen yönetmenin okyanusunda boğulmadan önce, izlemeye başlayabileceğiniz 5 filmi sizler için derledik.

1- Persona (1966)

Elisabeth Vogler bir oyun sırasında aniden sessizliğe bürünüp bir daha da konuşmayan önemli bir tiyatro oyuncusudur. Bu sessizliğe alışık olmayan toplum, kadının zihinsel ve bedensel sağlığından şüphe eder ve bu sorunun çözümü için kadın, psikolojik tedavi alması için bir kliniğe yatırılır. Ancak herhangi bir ilerleme olmayınca doktorun tavsiyesiyle beraber hemşire Alma ile bir yazlığa gider. Elisabeth suskunluğuna devam ederken, Alma içindeki her şeyi dökmeye başlar. Bu sessizliğin ve seslerin çarpışmasında iki kadının anlatıldığı Persona, kuşkusuz yönetmenin en önemli eserlerinden biridir.

2-Höstsonaten – Autumn Sonata (1978)

Autumn Sonata filmi ile de karşımıza kadınların dünyası ile çıkan Bergman, bu filminde bir anne ile iki kızı arasındaki ilişkiyi, kadına yüklenen annelik kimliğini anlatıyor. Dünyaca ünlü piyanist Charlotte, eşini kaybettikten sonra yıllardır ihmal ettiği kızı Eva’nın evine gider ve orada daha önce bir kliniğe yerleştirdiği zihinsel engelli diğer kızı Helena’yı görüp şaşkınlığa uğrar. Sonrasında bu 3 kadın arasında gerilim tırmanacak ve gerçeklerle yüzleşmekten kaçınılamayacaktır.

3-Viskningar och rop – Cries & Whispers (1972)

Karin ve Maria, ölüm döşeğindeki kız kardeşleri Agnes’e yardımcı olmak için bir araya gelirler. Ancak merhamet dolu geçmesi planlanan bu buluşma, kardeşler arasındaki kıskançlık ve bencillikle gölgelenir. Kanserin pençesinde kıvranan Agnes, kız kardeşlerinin ufak hesaplarının ötesinde, yaşadığı hayatın bir değerlendirmesini yapar ve geçmişiyle baş başa kalmayı seçer.

Usta yönetmen Ingmar Bergman, bu filminde adeta ölümün bir başka boyutunu anlatıyor ve insan ruhunun ezilmeyen gücünü gözler önüne seriyor.

4-Smultronstället – Wild Strawberries (1957)

Huysuz ve inatçı profesör Isak Borg; hayatta bir başına kalan, yıllarını bakteri bilimine veren 78 yaşında bir fizikçidir. Mezun olduğu Lund Üniversitesi’nden alacağı onur nişanesi için yola çıkan profesör, aynı zamanda iç dünyasında da bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk esnasında türlü kabuslar görecektir. Ölüme adım adım yaklaştığını hisseden adamın kabuslarında sorunlu geçmişi karşısına çıkacaktır. Film, Ingmar Bergman’ın varoluşsal sorunlarını irdelediği başyapıtlarından biri.

5-Det sjunde inseglet – The Seventh Seal (1957)

Savaştan bıkmış bir Orta Çağ şövalyesi, yanında bayraktarı ile Haçlı Seferi’nden dönmektedir. Vebanın kasıp kavurduğu Avrupa’yı gördükçe Tanrı’dan kuşku duymaya ve onun yolundan sapmaya başlayan şövalye, çok geçmeden ölümün eşiğine gelir. Ancak ölüme meydan okuyarak Ölüm’ü satranç oynamaya davet eden şövalye, kaybederse canını vermeye razıdır. Ingmar Bergman’ın 3. dönem filmlerinden biri olan Yedinci Mühür, ilk planlarından itibaren kamerayı gökyüzüne çevirmesi ile metafiziğe yönelen yönetmenin bu döneminin ilk filmidir.

İyi seyirler…

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
25

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here