İtalyan filmlerinin ve Federico Fellini, Vittorio De Sica gibi yönetmenlerin vazgeçilmez aktörlerinden biri olan Marcello Mastroianni, 28 Eylül 1924 yılında Ciociaria’nın köyü olan Fontana Liri’de doğdu. Oyunculuğu; komedide keyif, dramada heyecan uyandırır. İtalyan sinemasını keşfetmemiş olanların Mastroianni filmleriyle bu yolculuğa başlaması yeterli olacaktır; çünkü İtalyan Sineması dendiğinde akla gelen ilk filmlerde başrolü oynamıştır. Gelin bu listede size bu başarılı aktörün mutlaka izlemeniz gereken filmlerini sunalım.

1. La Dolce Vita (Tatlı Hayat) – 1960

Ünlü İtalyan yönetmen Federico Fellini imzası taşıyan filmde, Marcello Mastroianni bir gazeteci olarak karşımıza çıkar. Ona verilen görev İtalyan arsitokratların hayatlarına ait söylentileri gazetedeki köşesinde yazmasıdır. Bunun için bu ortamlarda vakit geçirmeye başlayan Marcello Rubini (Marcello Mastroianni) bu hayatın dışarıdan göründüğü gibi parlak olmadığına şahit olacağı olaylar yaşayacaktır. Toplumsal ahlaki çöküşün resmedildiği film dönemin filmlerine göre yeni bir anlatımın habercisi olması bakımından önemlidir.

2. 8½  (Sekiz Buçuk) – 1963

Federico Fellini imzası taşıyan bir başka filmi Sekiz Buçuk‘tur. Film, yeni çekeceği filme olan ilgisini bir anda kaybeden bir yönetmenin, yazmakta ve ilhamda sıkıntı çektiği dönemi yansıtmaktadır. Federico Fellini’nin hayatından kesitler taşıyan filmin anlatım dili döneminin çok önünde ve farklı bir perspektifte sunulur. Rüya ve gerçeğin iç içe geçtiği film, siyah ve beyazın bu karmaşayı sunuşuyla ilham verici olmayı başarır.

Filmin Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı ödülüyle beraber Kostüm dalında da Oscar ödülü bulunmaktadır.

3. Matrimonio All’italiana  ( İtalyan Usulü Evlilik) – 1964

Ünlü yönetmen Vittorio De Sica’nın yönetmenliğini üstlendiği ve Mastroianni’nin, Sophia Loren ile başrolü paylaştığı film, komedi ve dram dengesini iyi tutturmuş keyifli bir eser olması bakımından izlenmeye değerdir.

Sophia Loren’in  bir hayat kadınını canlandırdığı filmde Marcello Mastroianni zengin, çapkın bir iş adamına hayat verir.

Filmin hikâyesi kısaca şöyledir; Filumena (Sophia Loren) ve Domenico (Marcello Mastroianni) 2. Dünya Savaşı sırasında, bir karartma gecesinde, genel evde tanışırlar. Sonrasında Filumena, Domenico’nun metresi olur ve hayatlarına böyle devam ederler. Bu süre zarfında Filumena’nın 3 çocuğu olur. Sık sık yurt dışı ziyareti yapan Domenico bu durumun farkında bile olmaz. Ancak bir gün Domenico, bir başka kadın ile evlenmeye karar verdiğinde Filumena son kozunu oynar ve bu üç erkek çocuktan birinin Domenico’dan olduğunu söyler. İşte filmin bundan sonrası Domenico’nun hangisinin onun çocuğu olduğunu anlamaya çalışmasıyla geçer.

4. İeri Oggi Domani (Dün, Bugün, Yarın) – 1965

Marcello Mastroianni, İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının öncüsü olan Vittorio de Sica‘nın bir başka filmi olan İeri Oggi Domani‘ninde başrolü yine Sophia Loren ile paylaşmaktadır. Bu film, bu akımın dışında kalmış, biraz gerçeklikten uzak olmakla birlikte komedi unsurları eşliğinde yine de toplumu resmetmeyi başarır.

Film üç ayrı hikâyeden oluşur. Bu üç ayrı hikâye üç ayrı senarist tarafından kaleme alınmıştır ve Roma, Napoli ve Milano olmak üzere üç ayrı şehirde geçer. Marcello Mastroianni ve Sophia Loren’i üç ayrı karakterde izleriz. Trajik hikâyeleri komedi çerçevesinden anlatan film, toplumun farklı yaşayışlarını gözler önüne serer. Üç ayrı hikâyedeki baş karakterlerimiz, birbirinden çok ayrı dünyalara ait insanlardır ve İtalya’nın farklı yaşam alanlarında yaşamaktadırlar. Film, bu insanları birbirinden bağımsız zamanlarda ve ayrı mekanlarda seyirciye sunar.

5.  I Girasoli – (Güneş Çiçekleri) – 1969

Yine bir Vittorio De Sica filmi ve yine başrolü Sophia Loren ile paylaşır. Eklemeden geçmemek gerekir ki, Sophia Loren ve Marcello Mastroianni’yi karşılıklı izlemek müthiştir. Gerçekten enerjileri çok uyumludur ve birbirlerine de çok yakışırlar. De Sica bunu fark etmiş olacak ki, bu ikiliyi sık sık bir araya getirmiştir.

Film iki farklı zaman diliminde geçer. Giovanna (Sophia Loren), kocası 2. Dünya Savaşı’nda Rus cephesine gitmiş bir kadındır. Giovanna seneler geçmiş olsa da, kocası Antonio’yu(Marcello Mastroianni) beklemektedir. Savaşın bittiği haberini aldığı günden bu yana, savaştan dönenlere Antonio’nun fotoğrafını göstererek ondan bir iz aramaktadır. Bir gün tren istasyonunda, savaştan yeni dönmüş bir askere rastlar. Asker Antonio’yı tanır, ancak ona en son ne olduğunu bilmediğini söyler. Bunun üzerine Giovanna, kocası Antonio’yu bulmak için Rusya’ya gitme kararı alır.

Filmin diğer zaman dilimi, Antonio ve Giovanna’nın nasıl tanıştıklarını ve nasıl evlendiklerini konu edinir. Film, bu iki zaman diliminin bir bölümünde komedi ağırlıklı ilerlerken, ikinci zaman diliminde bir trajediyi anlatır.

6. Una Giornata Particolare (Özel Bir Gün) – 1977

Ettoro Scola‘nın yönetmenliğini üstlendiği, Marcello Mastroianni ile Sophia Loren‘in başrolü paylaştığı film, İtalya’nın Mussolini dönemindeki faşist yönetiminin yansımalarına farklı bir bakış açısıyla, eleştiri getirmektedir.

Film, açılışını Hitler ve Mussolini‘nin buluşmasındaki tarihi görüntülerle yapar. Hitler’in trenin gara girişi ve halkın onu tezahüratlarla karşılayışı gibi arşiv görüntüleri, yerini bir apartman dairesindeki kalabalık bir ailenin evine bırakır. Antonietta (Sophia Loren) sabahın ilk saatlerinde kalkmış ve eşi için kahve pişirmiştir. Elinde kahve fincanı, sıra sıra bütün çocuklarına seslenmeye başlar. 6 çocuklu bu kadının bu evdeki yaşayışı, evin temizliği, çocukların temizliği, yemek pişirmek ve eşinin istekleri çerçevesinde giden bir düzende sürüp gider. Bu sabahın ise diğer sabahlardan bir farkı vardır. Bu sabah, Hitler ve Mussolini görkemli bir törenle buluşacaklardır. Ülkedeki herkes bu tarihî güne tanıklık etmek için sabahın erken saatlerinde kalkıp hazırlanarak tören yerine giderler. İşte böyle bir günde Antonietta, çocuklarını ve eşini bu tören için hazırlayıp yollar. Onlarla birlikte apartmanda yaşayan hemen herkes de tören alanına gider. Film, hikâyesini bu süreçten sonra anlatmaya başlar. Çünkü karşı dairede oturan Gabriele (Marcello Mastroianni) ile Antonietta bu sayede tanışacaklardır ve bu tanışıklık Antonietta’nın hayata bakış açısını etkileyecektir. Marcello Mastroianni’nin bu filmden Oscar adaylığı bulunmaktadır.

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here