Venedik Film Festavali’nde gösterilen Darren Aronofsky’nin korku filminde Jennifer Lawrence’ı paranoyanın içine düşen bir kadın olarak izleyeceğiz.

Bir korku filminden beklediğiniz sizi gözünüzü kırpmadan ekrana bağlaması ve ağzınızı açık bırakmasıysa ya da size nefesinizi tutturmaksa “mother!” sizin için bir başyapıt. Jennifer Lawrence’ı film boyunca paranoya duygusunda izleyeceğiniz film, içinizi ürpertmek için tasarlanmış göz kamaştırıcı yetenekli bir makine gibi, bir barok kâbus.

“mother!” gibi bir film için olduğundan fazlasını istemek -deneyimi anlamlı bir şekilde bağlamasını istemek- bu noktada eski kafalı ve alakasız gözüküyor. Sıradan korku filmlerinin sayısını düşününce Aronofsky’nin yeni filminin kaderinde başarılı olmak var. Sebebi ise Aronofsky’nın sıradan değil, sinemada kara bir büyücü olması. Yönetmenin en iyi filmleri, Requiem for A Dream (2000) ve The Wrestler (2008), insan boyutunda batarken, bu film yapay bir insanlığın parçası. Filmi izleyin ve tuhaf teşhirciliğinin tadını çıkarın. Eğer gösterdiği gibi huzur kaçırıcı bir film olduğunu umuyorsanız korkmaya hazır olun.

Hikâyede Jennifer Lawrence, orta yaşlı, ünlü bir yazar olan Javier Bardem’in karakteri “him”in ikinci eşi “mother”i canlandırıyor. Lawrence’nin karakteri çiftin zarif bir şekilde zevkli, ferah ve kırsal Viktoria dönemine ait konağında değişiklikler yapıyor. Konak, hiçliğin ortasında çimler ve ağaçlarla çevrili. Daha önce bir yangının yaşandığı ev, Bardem’in karakterinin sahip olduğu her şeyi yok etmiş, ilk eşi de dâhil. Küllerin içinde cilalanmış bir kristal bulan Bardem, bu kristalden devam etme isteği kazanıyor ve Lawrence da aynı isteği hissetmek istiyor çünkü olay evi düzeltmek değil, hayatlarını düzeltmek.

“mother!” hakkındaki en sıra dışı şey, psikolojik bir drama olarak gözükse de yüzeyin altından işlenmesi gereken bütün gerginlikleri apaçık ortaya sermesi. Filmin yönetmeni ve senaristi Aronofsky, düşük bütçeli korku filmlerinin karakterleri hoyrat durumlara çekme geleneğini sürdürüyor. Peki, istekli şekilde gerçekleştirilen bu durum ustalıklı bir stil olabilir mi?

Gecenin bir vakti yolu eve düşen Ed Harris, gelir gelmez agresif tavırlar sergiliyor ve dakikalar içinde Bardem ile yıllardır tanışıyormuş havasına giriyor. Hatta Bardem, yatıya kalmasını bile teklif ediyor ama Lawrence bunu rahat bir şekilde karşılamıyor. Bu durum pek de akla yatmasa da film bizden Lawrence’ın düşündüğü, söylediği ve yaptığı her şeyin yanlış olduğu bir dünyada olduğumuzu kabul etmemizi istiyor.

Lawrence kurban/kadın kahraman karakterini, hislerle dolu (ve bebek sahibi olmak isteyen), sıcakkanlı, istekli ve makul ama hayatının işkence temalı bir eğlence evine dönüşmesini izleyen biri yapıyor. Film boyunca mother, daha büyük ve daha iyi yollarla cezalandırılıyor.

Daha sonra Michelle Pfeiffer’in canlandırdığı Harris’in sürekli sarhoş,vahşi eşi eve geliyor. Daha sonra da, Brian ve Domhnall Gleeson tarafından canlandırılan, ikilinin oğulları ile tanışıyoruz ve o ana kadar yaşanan her şey çocuk oyunu gibi gözüküyor.

Filmde soyut bir küstahlık var. Bu da filmi hırslı gösteriyor. Aynı zamanda filmi her şey ve hiçbir şey hakkında yapıyor. Bunun Aronofsky’nin bencil ve ünlü bir sanatçıyla evli olmak hakkında görüşü olduğunu söyleyebilirsiniz ama aynı zamanda filmin yaşadıklarını hak etmeyen bir kadına, tasarımında kadın düşmanlığı kalıntıları olan dehşet verici olaylar yaşatmak konusunda istekli olduğunu da söyleyebilirsiniz.

Filmi yaparken seyircinin, ana karakter mother gibi, asla güvende hissetmemesini istediğini söyleyen Aronofsky “Film her zaman seyirciye, filmi mother’in bakış açısından sunmak ile alakalıydı. Olayları onun bakış açısıyla yaşamalarını istedim.” dedi.

Jennifer Lawrence karakteri oynamak hakkında “ Daha önce oynadığım karakterlerden tamamen farklıydı. Hatta benim iletişimde olmadığım farklı bir yanımdı ve o yanımı gerçekten bilmiyordum.” dedi. Michelle Pfeiffer karakterini mother için bir melek gibi gördüğünü ise şöyle anlattı: “Karakterim geliyor ve bir şekilde onu uyandırıyor, o da cennette sorun olduğunu seziyor. Bence karakterim Jennifer’ın karakterine yardım etmeye çalışıyor.”.

Film ABD’de 15 Eylül’de, Türkiye’de ise 29 Eylül’de vizyona girecek. Fragmanı ve filmden yayınlanan bir sahneyi aşağıda izleyebilirsiniz:

Kaynak: Variety