Moralabs şirketinin kurucu ortaklarından olan Kamer Hanım ile keyifli ve bilgilendirici bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisine röportaja vakit ayırdığı için teşekkür ediyoruz.

İlk olarak sizi tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Aslında Elektrik-Elektronik Mühendisiyim. Ama kariyer hayatıma hep yazılımla devam ettim. 20 yıldır Mobil Oyun sektöründeyim. Yazılım Mühendisi olarak başladığım kariyerimde Teknik Ekip Liderliği, Proje Yöneticiliği ve Ürün Yöneticiliği görevlerinde çalıştım. Şimdi de kurucu ortağı olduğum Moralabs Oyun Stüdyosunun Genel Müdürü olarak devam ediyorum.

Mobil oyunlar benim oyun oynamaya başladığımda henüz yoktu tabii ki. Daha çok bilgisayar üzerinden oyun oynuyordum. Mezuniyetten sonra oyun geliştirmek arzusuyla yazılıma yöneldim. Sonra mobil cihazların dünya üzerindeki yayılımı ve biraz da karşıma çıkan iş fırsatlarını değerlendirme sonucunda mobil oyun sektöründen devam ettim. Oyun geliştirmenin en az oyun oynamak kadar keyifli olduğunu söyleyebilirim.

Moralabs şirketini kurma fikri nereden geldi? Moralabs’ı kurmaya kadar geçen süreçte neler yaptınız?

1999 yılında iş hayatıma Yazılım Mühendisi olarak Başarı Holding bünyesinde başladım. O zamanlar henüz mobil oyunlar popüler değilken, mobil cihazlar için melodi ve logo servisleri geliştiriyorduk. Sonrasında eski Nokia telefonlara mobil oyunlar geliştirerek devam ettik. Düşünün artık ne kadar eskiyim. 7 yıllık bir çalışma süresinin ardından oradan ayrılıp başka bir oyun şirketinin kurucu ortağı oldum. 2012 yılı sonunda kurucu ortağı olduğum bu oyun firmasından şu anki ortağım Kemal Şen ile birlikte ayrıldık. Türkiye’de oyun sektörü çok gelişmediği için fazla seçeneğimiz yoktu. Biz de elimizi taşın altına koyalım ve kendi oyun şirketimizi kuralım diye düşündük. Moralabs Oyun Stüdyosu 2013 yılı başında, mobil oyunlar geliştirerek Türkiye’den bu alanda Dünya çapında bir başarı hikayesi yaratmak vizyonu ile yola çıkmış oldu.

Türkiye’deki oyun sektörünü nasıl buluyorsunuz? Dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere baktığımızda sizce buna ayak uydurabiliyor muyuz?

Pazar araştırma şirketi Newzoo’un yaptığı araştırma sonucunda hazırladığı 2018 Küresel Oyun Pazarı raporuna göre Türkiye’deki Oyun Pazarı 1 Milyar Dolar büyüklüğüne ulaştı. Ülkemizin içinde bulunduğu Avrupa ve Orta Doğu bölgesinde geçen seneye oranla %8,8’lik bir büyüme göstermiş oyun sektörü. Bu rapora göre Türkiye’de yaklaşık 81 milyon olan nüfusun 32 milyondan fazlası oyun oynamakta.

Bütün bu bilgiler ışığında hem gelir hem de oynama sürelerine bakıldığında Türkiye’nin önde gelen oyun pazarları arasında yer aldığını ve birçok büyük oyun üreticisinin Türkiye pazarına girmek istediğini görmekteyiz. Ancak ne yazık ki oyun geliştirme anlamında içinde olduğumuz pazardan aldığımız pay % 5’ler seviyesinde kalmaktadır. Oyun sektörü yaratıcı olması dolayısıyla katma değerli sektörler arasındadır. Yani kâr marjı çok yüksek aslında. Eğer beğenilen bir oyunu dünya markası haline getirebilirsek ülkemiz için ciddi bir ihracat kazanımı ve ciddi bir istihdam alanı yaratabiliriz. Son zamanlarda başarılı örnekler çok umut verici gerçekten. Bunların çoğalması ve gerçekten birçok insanın bu işten ekmek kazandığı bir sektör olması bu nedenle çok önemli.

Start-up kuracak insanlara önerileriniz var mı? Sizce akıllarında bir fikir varsa bunu korkmadan hayata geçirmeliler mi?

Girişimci aksiyon insanıdır ve kesinlikle cesaretli olmalıdır. Ancak cahil cesareti şeklinde işe hemen girme değil de, planlı olmalı bence. Önce araştırmalılar, fikir gerçekten bir ihtiyacı karşılıyor mu diye bakmalılar. Benim şu an bambaşka bir alanda başka bir girişimim var mesela. Onda hemen şirket kurmaya gitmedim. Önce küçük bir deneme ile gerçekten beğeniliyor mu diye pazar araştırması yapmakla başladım. Önce çevremden başladım, arkadaşlarım ve  tanıdıklarım denediler. Onlar beğendikten sonra küçük bir reklam ile belirli bölgelere satışa çıkarıp sonuçlara baktım. Önce ürünleri ya da ürün prototipi ile bir deneme yapsınlar. Gerçekten beğeniliyorsa kesinlikle korkmadan şirketlerini canlıya geçirsinler.

Günlük hayatta oyun oynayan birisi misiniz? Oyun oynarken kendi oyunlarınız ile bir karşılaştırma yapıyor musunuz? (En sevdiğiniz mobil oyun ve bilgisayar oyunu hangisi?)

Keyif için çok oynayamıyorum maalesef. İş için benzer oyun mekaniklerine sahip oyunları inceliyorum. Benzer bir oyun çıkaracaksak, ne tür  yenilikler ekleyip zenginleştirebiliriz diye sorguluyoruz. Ben genelde puzzle oyunlarını seviyorum. En sevdiğim mobil puzzle oyunu “Cut The Rope”, bilgisayar oyunu ise “Age of Empires”.

Oyun geliştirmeye meraklı insanlara neler tavsiye edersiniz? Bu alana girecek ve kendini geliştirmek isteyenler ne ile başlamalılar? Tek başına oyun geliştirmek sizce ne kadar zor?

Öncelikle buldukları her fırsatta kendilerini geliştirmelerini tavsiye ederim. Eğer okuyorlarsa yazları staj yapsınlar. Sevdikleri, ilgilendikleri alanlarda oyun şirketlerine staj başvuruları yapabilirler. Kabul mu etmiyorlar, kapıdan kovsalar bacadan girsinler. Fırsatları varsa okul zamanı da çalışsınlar. Oyun sektörünün en güzel yanı farklı disiplinleri bir araya getiren bir sektör olması. Yazılım, görsel, müzik, veri analizi, kullanıcı kazanma kısmı, sosyal medya üzerinden oyuncularla iletişim kurma ve daha birçok alan var. Bir ucundan işi yakalamaya çalışsınlar.

Tek başına biraz zor olduğunu düşünüyorum. Hem görsel anlamda hem de yazılım anlamında çok yetkin bir insan olmak zor. Bildiğim birkaç örnek var, ama onların da sayısı bir elin parmaklarını geçmez. En azından iki kişilik bir ekiple güzel işler çıkarabilirler.

Bir oyun geliştirme sürecinde hangi aşamalardan geçiyorsunuz?

Her şey önce bir fikir ile başlıyor. Ekip içinden bir arkadaş fikrini ekip ile paylaşıyor. Sonrasında genel olarak beğenilirse üzerine bir beyin fırtınası toplantısı yapıyoruz. Fikir biraz daha şekilleniyor. Sonra fikir sahibi arkadaş üzerinde çalışıyor, benzer oyunları araştırıyor. Biz nasıl yenilikler katabiliriz diye üzerine düşünüyoruz. Bazen kağıt üzerinde oyunu oynayıp keyifli olup olmadığına bakıyoruz. Hem ekip içinde hem etrafımızda arkadaşlarımızla deniyoruz. Sonunda çıkan fikirden memnunsak oyuna başlıyoruz. Oyun başlangıcında Oyun Tasarımcı arkadaşımız bir Oyun Tasarım Dokümanı hazırlıyor. Oyuna ait bütün hipotezlerin, oyun özelliklerinin, hikayesinin içinde olduğu detaylı bir doküman çıkarıyor. Bu doküman bütün ekibin ortak bir dilde konuşmasını da sağlıyor. Sonra görsel tasarımlar ile devam ediyoruz. Tasarımlar üzerinden ekipçe geçerek nasıl ilerleyeceğimize karar veriyoruz ve sonrasında da kodlama başlıyor. Soft Launch* oluncaya kadar oyun ara ara ekip içinde oynanarak hem kullanıcı deneyimi hem de hata ayıklama açısından çok kez test ediliyor.

*Soft Launch: Bir ürün veya servisi resmi olarak duyurmadan önce küçük bir grup kullanıcı ile buluşturmak anlamına geliyor.

Moralabs olarak oyun geliştirme sürecinde dikkat ettiğiniz noktalar neler?

Oyunların en temel özelliği olan “Gameplay’i yeterince keyifli mi?” sorusuna cevap arıyoruz. Bir diğeri de aklımızdaki fikrin bir an önce kullanıcı ile buluşması ve onların geri bildirimleri ile doğru yolda ilerlemeyi sağlamak. Özetle bahsettiğim aslında Lean Development’ın* temel felsefesi olan Minimum Viable Product’a** ulaşmak ve onu hızlıca kullanıcılar ile buluşturmak. Sonrasında onların isteklerine göre oyunu birlikte şekillendirmek. Denemeler ve ölçümlemeler yaparak doğru ürüne/oyuna ulaşmaya çalışmak.

*Lean Development: Yalın girişim. Ölçme-değerlendirme döngüsü içinde gerçekleştirilen bir gelişme süreci. Harcanan para daha az.

**Minimum Viable Product: Kısaca MVP. Ürün veya hizmetin uygulanabilir temel özelliklerine sahip çıktısıdır. Minimum: Ürünün sadece çekirdek özelliklere sahip olması anlamına gelir. Viable: Ürünün çekici olması ve kullanıcı için değerli olması anlamına gelir. Product: Son kullanıcı için değerli, en yalın üründür. Üreten için kullanıcıdan geri dönüşler alabileceği, pazarda geçerliliği olan, en az zaman ve emekle üretilmiş üründür.

Oyun endüstrisinin film endüstrisini geçtiği söyleniyor. Bu kadar gelişen bir sektör beraberinde yenilikleri de getiriyor. Şirket olarak yeniliklere açık mısınız? Yeni geliştirdiğiniz oyunlarda piyasaya ve ihtiyaca göre mi hareket ediyorsunuz?

Hayatta başarılı olmanın baş etkenlerinden biri de yeniliklere açık olmak ve kendini tekrarlamamak. Bence Moralabs’ın en önemli özelliği kendi alanındaki teknolojik yenilikleri takip etmesi ve yeniliklere hızlı adapte olmasıdır. Yeni oyunlarda bazen bizim sevdiklerimizden yola çıkıyoruz, bazen de ihtiyaca göre hareket ediyoruz.

Daha çok hangi türde oyun çıkartıyorsunuz? Geliştirdiğiniz oyunlar ve gelişme sürecindeki oyunlarınız neler?

Çok oyunculu çoklu platform mobil oyunlar geliştiriyoruz.  İnsanlara dokunmak bu işin en sevdiğimiz tarafı. Bunun yanında hemen hemen birçok tarzda oyunlar geliştirdik ve geliştirmeye devam ediyoruz. Ama öne çıkan oyunlarımız kelime ve trivia tarzındakiler oldu: Düello, Sorupanda, Kelime Tatlısı ve Kelime Küpü. Şimdilerde üzerinde çalıştığımız mid-core oyuncular için bir futbol oyunumuz, hidden-object tarzında bir casual oyunumuz bulunmakta.

Moralabs’ta kaç kişi çalışıyor ve çalışma ortamınız nasıl? Yeni birini işe alacağınızda nelere dikkat ediyorsunuz?

Moralabs, her biri 10 kaplan gücünde 3 yazılım mühendisi, 1 illüstratör ve 1 sosyal medya sorumlusu olmak üzere 5 kişilik bir ekipten oluşuyor. Oyun sektöründe konusuna hakim insanlar bulmak Türkiye’de çok zor. Bunun farkında olduğumuz için genelde yeni mezunlar içinden birilerini seçmeye çalışıyoruz. Temelde baktığımız şeyler, “Yaklaşımının nasıl olduğu, bizim ekibe uygun mu, biz onun hayalindeki iş tanımına uygun muyuz, problem çözmeyi, oyun oynamayı seviyor mu?” şeklinde. Açıkçası dünyanın en zeki mühendisi de olsa, inanılmaz oyunlar bile geliştirmiş olsa eğer uyumla ilgili bir sıkıntı varsa hiç düşünmüyoruz. Bu kısmı aşabildiysek, iş alanına göre bazı teknik değerlendirmelerimiz de oluyor sonrasında.

Herhangi bir oyunla ilgili tasarım aşamasında ya da oyun yayınlandıktan sonra telif ya da benzer fikri haklarını korumak adına neler yapıyorsunuz ve bu süreçte herhangi bir zorlukla karşılaşıyor musunuz?

Açıkçası bu konuda çok fazla bir şey yapamıyoruz. Dünya üzerinde de popüler oyunların hemen kopyalandığını, benzer oyunlar çıktığını görüyoruz.

1700 başvuru arasından seçilen 30 firmadan biri olarak Google’ın Oyun Hızlandırma Programına kabul edildiniz. Öncelikle bu büyük başarınız için tebrik ederiz. Peki, nedir bu program bize biraz anlatır mısınız?

Çok teşekkürler. Bizim için çok güzel bir deneyim. Google bu hızlandırma programını ilk kez 2018’de yapmış. Dünyadaki gelişen pazarlar (emerging market) olan Asya, Latin Amerika, Orta Doğu ve Afrika’dan yapılan 1700 başvurunun arasından 30 firmadan biri olarak 2019 sınıfına seçildik. Amaçları oyun firmalarını hızlandırmak ve onlara destek olmak. Bir oyun projesi ile başvurduk. Temmuz ayının son haftası Singapur’a gittik. Oyun sektörünün en iyilerinden birebir mentörlük alma şansını yakaladık. Oyun tasarımı, retention, monetization, acquisition gibi her konuda size destek oluyorlar. Oyun için gerekli geliştirmeleri tamamlayıp bitirdiğimizde Aralık ayında tekrar gideceğiz. Neler yaptığımızı, hedeflerimize ulaşıp ulaşamadığımıza bakacaklar ve programdan mezun olacağız. Bu dönemde her konuda yardımcı oluyorlar. Yeter ki projemiz başarıya ulaşsın. Deneyimlerimizi bir yazı serisi olarak LinkedIn üzerinden paylaşıyoruz. http://linkedin.com/company/moralabs adresinden bizi takip edebilirsiniz.

Mobil oyunlar ile bilgisayar ve konsol üzerinde çıkış yapan oyunları düşündüğümüzde hangi pazarı daha büyük buluyorsunuz? Mobil oyun pazarının sağladığı avantajlar neler?

Bilgisayar oyunlarının pazarı her zaman daha büyük. Oyunların en güzelleri, en kapsamlıları bilgisayar üzerinde bence. Ancak bilgisayar oyunları hem çok uzun sürelerde hem de büyük ekiplerle yapılabilen oyunlar. Bu tarz bir proje yapabilmek için çok büyük bütçeler gerekli. 2-3 yıllık bir süre sonunda harcanan yüksek maliyetleri karşılamama ihtimali de yüksek. İşte burada mobil oyunlar avantajlı konuma geliyor. Çok daha makul sürelerde küçük ekiplerle oyun geliştirme fırsatınız oluyor.

Moralabs mobil oyun dışında başka platform için oyun geliştirmeyi hiç düşündü mü?

Moralabs, özellikle mobil oyun tarafında deneyimli olduğu için, bildiğimiz işi yapmanın en doğru yol olduğunu düşünüyoruz. Öte taraftan yukarıda bahsettiğimiz gibi bilgisayar alanında başarılı bir oyun yaratmak inanılmaz maliyetler gerektirdiği için ve Türkiye’de başlangıç aşamasında olduğu için mobil oyun dünyasından ilerlemenin bizi daha kısa sürede başarıya ulaştıracağını düşünüyorum.

Oyuncular oyun tasarımlarına aşırı önem veriyor. Oyun tasarımları aslında oyun sanatını doğuruyor ve bir oyunun gerçekten sanat eseri olmasını sağlıyor diyebiliriz. Oyun müzikleri, karakter çizimleri ve ortam çizimleri bu atmosferi sağlıyor ve oyuncuyu içine çekiyor.  Moralabs olarak yarattığınız özgün karakter tasarımları ve oyun tasarımları ortak bir çalışmanın eseri mi? Bunlar fikir alışverişleri ile mi ortaya çıkıyor?

Oyun tasarım sürecinin hepsini ekip ile birlikte ortak bir çalışma olarak yürütüyoruz. Hep fikir alışverişi yaparak ilerliyoruz. Farklı düşünen birçok insanın ortak paydada buluşması oyunun başarısını da etkiliyor. Mesela oyun ikonuna karar verirken illüstratör arkadaş seçenekli çalışmalar çıkarıyor. Ekipten herkes kendi seçimini belirliyor, en çok oy alan oyunun ikonu olarak seçiliyor. Bazen sosyal medya üzerinden takipçilerimize de soruyoruz, onların seçimlerine göre de ilerliyoruz.

Bazı oyuncular hikâyeye çok önem verirken, bazı oyuncular ise hikâyeden çok rekabete önem veriyor. Moralabs geliştirdiği oyunlarda daha çok nelere önem veriyor? Oyun hikâyesi sizler için ne kadar önemli?

Bizim için en önemli faktör, oyun gameplay’inin keyifli olması. Hikâye de önemli tabii. Kullanıcıların oyunu anlayabilmesi için en önemli etkenlerden biri hikâyesi. Oyun amacının ne olduğunu anlamada hikâye bize oyun tasarımında yardımcı oluyor. Oyun tasarım dokümanımızda hikâyesi de her zaman yer almakta.

Türkiye’deki eğitim yazılım ve oyun sektörü için yeterli mi? Bahçeşehir Üniversitesinde Dijital Oyun Tasarımı bölümünün olduğunu biliyoruz. Bunun gibi daha çok bölümün açılması gerekiyor mu sizce? Oyun sektörü yönünden yazılım ya da tasarım anlamında ülkemizde iş bulma durumu gözlemlediğiniz kadarı ile nasıl?

Yeterli değil maalesef. Sektörün en önemli girdisi insan kaynağı kapasitesidir. Ancak bu alanda yetişmiş nitelikli insan gücüne ulaşmak çok mümkün değil. Bunun olabilmesi için üniversitelerde oyun sektöründeki birçok pozisyon için eğitim programlarının oluşturulması gerekmekte. Aynı zamanda başlangıçta yüksek lisans programlarında ders vermek için öğretim görevlisi kadrolarında sektörden uzman kişilerin yer alması ihtiyaçlarını karşılanması anlamında destek olacaktır diye düşünüyorum.

Daha sonrasında sektörün desteklenmesi ve tanıtılması ile cazip bir sektör haline gelebilir ve yeni mezunların ilgisini çekerek insan kaynağının artması sağlanabilir. Açıkçası biz nitelikli insan kaynağına ulaşamadığımız için bu sektöre girmeyi heves eden yeni mezunları alarak onları kendi içimizde eğitmeye çalışıyoruz.

VR ve AR oyunların günden güne yaygınlaştığını düşünürsek gelecekte bu tür oyunları daha çok göreceğiz. Moralabs gelecekte bu tarzda bir oyun düşünüyor mu? Mobil oyunların geleceğini nasıl görüyorsunuz?

VR ve AR platformlarının oyunlara çok uygun olduğunu düşünüyoruz. Teknolojilerin biraz daha gelişmesi gerekiyor sadece. İleride bu platformlar için oyunlar geliştirmek isteriz.

Global oyun sektörü şu an loot box-kumar meselesini tartışıyor ve oyun içi satın almanın gelecekte değişmesi bekleniyor. Siz oyun içi satın alımlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Oyun içinde nasıl kurgulandıklarıyla ilişkili aslında. Oyun içi satın alma ile diğer kullanıcıları yenme durumuna geçiliyorsa kullanıcılar açısından hoş bir durum olmayacaktır. Adaletin olmadığı bir ortamda olmak hiç kimsenin hoşuna gitmeyecektir diye düşünüyorum.

Google Stadia, oyunculuğun yapısını tamamen değiştirecek gibi gözüküyor. Sizce bu başarıya ulaşabilir mi?

Bu konuda size katılmıyorum. Birlikte yaşayıp göreceğiz.

Biz WannaGate olarak bağımsız yapım oyunları çok seviyoruz. Hem müzikleri hem tasarımları çok hoşumuza gidiyor. En çok sevdiğimiz oyunlar; Gris, Undertale, To the Moon ve Stardew Valley diyebiliriz. Peki Moralabs ekibinin en çok sevdiği oyunlar neler?

Bağımsız oyunlardan Limbo, Monoment Valley, Machinarium. Büyük oyunlardan da  bütün dünyaya oyun oynamayı sevdirdiği için Candy Crush. Supercell oyunları en favorilerimiz: Boom Beach, Clash Royale vb.


Umarız Moralabs daha nice başarılara imza atar ve birbirinden güzel oyunlar geliştirmeye devam eder. Kamer Hanıma vakit ayırdığı için çok teşekkür ederiz.

Moralabs’ın Google PlayStore sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Sosyal medya hesapları ise Twitter, Instagram ve Facebook.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here