“Büyük ihtimalle ‘şurası şöyle olsaydı’ demeyeceğimiz bir albüm olacak. Çünkü önceki albümlerde oturmuşluk duygusunu yakalayamadığımızı hissediyorum. Bu albümde keşke dediğimiz hiçbir nokta yok!”

Grubun gitaristi Kerem Özyeğen’in 2004 yılında müzik yazarı ve müzisyen Melis Danişmend’e Radikal için verdiği röportajdan bir alıntı bu. Mor ve Ötesi’nin henüz o zamanlar bile Türk Rock müziğinin kaderini değiştiren bir albüm yapmış olduklarını içten içe hissettiğini bu cümlelerden bile anlayabiliyoruz.

Gerçekten de öyle oldu: Mor ve Ötesi‘nin dördüncü stüdyo albümü Dünya Yalan Söylüyor (2004), gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki Duman’ın Belki Alışman Lazım (2002) mükemmelliği ile birlikte ülkemizdeki Modern Rock müziğin en değerli iki eserinden biri haline geldi. Bununla da kalmayarak ana akıma taşınan başarıları sayesinde bu iki albüm, kendilerinden sonra gelen birçok Rock grubuna da yol açarak ülkemizdeki alternatif müzisyenlerin en kaliteli ve en verimli dönemlerine imza atmalarını sağladı.

Aynı röportajda grubun vokali Harun Tekin ise “Alternatif tavrımızı hep koruduk, hala koruyoruz ama dinleyiciyle diyalog da kurmak zorundayız. Ama bu, onlar için bir şey yapmak değil. Biz kendi doğrularımız içerisinde bir şey yansıtıyoruz. Bunu da kendi kendimize oturma odasında yapmak değil de mümkünse kitlelerle paylaşarak birlikte yoğurmak gibi bir tercih noktasına geldik.” diyerek grubun sound’unun hem olabildiğince sert kalarak hem de “herkesin dinleyebileceği” bir standarda indirgenerek evrimleştiğini anlatıyor.

Albümün içeriği hakkında detaylı bir inceleme yapmadan önce değinmemiz gereken ilk konu ise hiç süphesiz grubun buradaki siyasi duruşu hakkında olmalı. Zamanın ruhunu gerçekten acayip bir özenle yakalamış olan grubun, o dönemin ABD’si ve Türkiye’si başta olmak üzere dünya politikalarına da sessiz kalmadıklarına, hatta bu konularda cesurca avaz avaz bağırdıklarına tanık oluyoruz. Söz konusu göndermeleri ise tabii ki şarkı sözleri aracılığıyla dinleyicilerine aktarıyorlar. Bugün bunu bu kadar açık bir şekilde yapabilmek mümkün mü sizce?

Mor ve Ötesi’nin sonraki albümlerindeki şarkı sözleri ve Harun Tekin’in aktif kullandığı Twitter hesabı sayesinde hala muhalif bir çizgide kaldığı kesin. Ancak daha önce dediğimiz gibi 2000’lerin başında politik görüşlerini açıkça ifade etmeleri gerçekten muazzamdı. Bu arada değerli müzik yazarı Çetin Cem Yılmaz’ın, o zamanın meşhur Blue Jean dergisinde bu albüme 5 yıldız vermesinden yıllar sonra ise çekmiş olduğu inceleme videosunda da bahsettiği gibi, “politik duruş” bu albümün en değerli özelliklerinden biri oldu. Hatta onun da ifade etmiş olduğu üzere, Dünya Yalan Söylüyor’un kapağında, parlak takım elbiseli adamlar varken kapağı açtığınızda bombaların atıldığı uçak resmi ile karşılaşıyordunuz.

Aslında bu albümün şarkı sözleri de adeta grup tarafından atılan birer bombaydı: Kaydın açılışını yapan Yardım Et“Özür bekler gibi kızgın sokaklar. Teksas’tan gelen küstah tokatlar” gibi sözleriyle dikkat çekerken vites yükselttiği nakaratının sonunda ise albümün adını haykırıyor. Ayrıca grup bu enerjik parçayla albüme giriş yaparken kaydın tamamının da bu seviyede olacağının sinyallerini veriyor.

Ardından gelen Cambaz ise tabii ki inanılmaz özel bir hikaye: Eminiz ki şu an bu satırları okuyan herkesin bu parçayla ilgili iyi kötü birçok anısı bulunuyordur. Şebnem Ferah’ın sahnesinde görmeye alıştığımız Ozan Tügen’e ait cümbüş intro’suyla başlayan parça, efsane prodüktör / müzisyen Tarkan Gözübüyük düzenlemesi sayesinde birçok iniş çıkışlara sahip şekilde dinleyenleri büyülüyor. Özellikle belirtmeliyiz ki, intro’su kadar outro’sunun düzenlemesi de ayrı bir etkileyici. (Bkz. Kerem Kabadayı’nın muazzam davul hakimiyeti)

Şarkı, “Ne HABERsin ne TÜRKsün” dizesiyle başladığında ise birçok müzikseverin bildiği üzere bu göndermenin nereye yapıldığı çok bariz! Genel olarak ise tahmin edilebileceği gibi sözler, yıllardır “aşırı yakın” bir ilişki içinde olan medya sektörü ve siyasi iktidar ikilisine atıfta bulunuyor. Klibinde de bunu kolaylıkla hissedebilirsiniz. Bunun dışında ise bu eser, “Var mısın yoksun” nidalarıyla bizi bizden alan vokaliyle, güçlü gitarlarıyla ve enerjiyi ayarlayan davullarıyla bir bütün olarak gerçekten çok özel.

Bir Derdim Var ise albümün bir başka özel işi. Günümüzde de hala grubun en büyük hiti olarak benimsenen bu şarkı, albümün duygu yoğunluğu en yüksek parçalarından biri. Henüz ilk saniyesinden dinleyiciyi avucunun içine alan o gitar riff’lerinden sonra Harun Tekin’in duru vokalinin yönlendirdiği parça, yalın ama samimi şarkı sözleriyle ve özellikle sonlara doğru “İçimde!” bölümündeki hissiyatı ile birlikte tek kelimeyle mükemmelleşiyor. Kesinlikle Türkçe Alternatif Rock janrı altında yapılmış en unutulmaz birkaç şarkıdan biri bu. Klibi ise ayrı bir Dream Tv klasiği.

Grup, dinleyiciyi kendine hayran bırakmaya devam ediyor: Re ile bir kez daha darmadağın olurken şunu fark edebilirsiniz ki belki de bu albümde hak ettiği değeri görememiş bir eser bu. Underrrated teriminin karşılığı olan bu şarkı, sadece şu nakarat dizelerindeki incelik için bile el üstünde tutulmalı:

“İçim yanar, içim bilmez

İçim var, içim düşünmez

İçim aşk, içim değişmez

İçim saf, içim kirlenmez”

Şarkının isminin “Re” olması ise hem girişinin Re Majör akoru olmasıyla hem de “Yine de geldim dünyaya” gibi reenkarnasyonu çağrıştıran dizelere sahip olmasıyla açıklanabilir.

Ardından, dilimizde dinleyebileceğimiz en kusursuz cover’lardan birine kulak veriyoruz: Sevda Çiçeği‘nde grup, Fikret Kızılok gibi sakin bir singer-songwriter tarzına sahip ustanın eserini alıp elektro gitarların hakimiyetinde olan sert versiyonuyla şarkıya kendi yorumunu katıyor. Özellikle gitarların ön planda olmasıyla ve davulun ise nakaratta şarkıyı sürüklemesiyle enstrümana resmen doyduğumuz bir şarkı oluyor. Aslında Burak Güven’in uzun yıllar önce söylediği gibi, “Onlar sadece müzik yapmaya çalışıyorlar!” Grubun bu tarzda başka bir cover işi için ise (bkz. Yaz Yaz Yaz).

Bunun devamında, “Aldım, verdim, ben seni yendim. Kaçtın, sattın, beş paraya sattın!” dizelerini bilmeyenler varsa Serseri’ye kesinlikle bir uğramalısınız. Albümün enerjisini devam ettiren parça, “Ah, devrimim benim, nedir senden çektiğim. Sen gelmedin ama ben değiştim.” gibi sözleriyle de grubun duruşunu her fırsatta belli eden dinamik bir eser.

Aşk İçinde de bu albümde! İnanabiliyor musunuz o kadar Mor ve Ötesi hiti saydık ama bitmek bilmiyor… Günümüzde böyle Türkçe albüm dinlemeyeli gerçekten çok uzun zaman oldu. Bu şarkı ise uzun gitar riff’lerinin alıp götürdüğü ve acayip hislere sahip bir iş. Sözlerinde ise hem bireysel hem toplumsal yakınmalara rastlamak mümkün.

Az Çok ve Son Deneme ise albümün kalitesini kesinlikle düşürmeyen ancak diğer eserlere göre kaliteleri nispeten bir tık aşağıda, ancak dinlemesi gayet zevkli parçalar. “Gel sen de kopar bir parça – elinde boş bir tabanca” gibi dizeleri oldukça akılda kalıcı ve bizi doğrudan albümün sonundaki o unutulmaz kapanışa götüren güzellikler.

Uyan, albümün kapanışına konularak belki de grubun vermeye çalıştığı bütün mesajları özetleyen tek bir eser olarak seçilmiş. Zamanında Türk televizyonlarında izleyebildiğimiz (!) en harika kliplerden birine sahip olan bu şarkı, art arda dinlenmesi de kesinlikle sizi hiç bıktırmayacak güzellikte bir aranjmana sahip. Keskin gitar akorları, Harun Tekin’in mükemmel vokali ve şarkının zirveleri olan şu yaralayıcı dizeleri okuyunca bir kez daha anlıyoruz ki grubun belki de kaydetmiş olduğu en “anlamlı” şarkılardan biri bu:

“Uyan artık uyan

Uyan dostum uyan

Uyan artık uyan karanlık uykundan”

Genel olarak bakıldığında ise bu albüm, Hürriyet gazetesinin meşhur listesinde ilk 10’da yer aldığı ya da doğası gereği hiçbir konuda hemfikir olamayan Ekşi Sözlük’ün üzerinde anlaştığı gibi bir eser; yani gelmiş geçmiş en iyi Türkçe albümlerden biri.

Esas formül ise mükemmel bir gitar-bas-davul-vokal kombinasyonun yanında Okan Bayülgen’in de dile getirdiği gibi grubun entelektüel bir grup olması, hatta Harun Tekin’in Boğaziçi Felsefe mezunu olması gibi grubun her bireyinin düşünen ve sorgulayan niteliklerinin yanında ekibin üyelerinin inanılmaz birer şarkı yazarı olmalarında yatıyor.

Mor ve Ötesi, döneminin İngiliz gruplarından esinlenmeleri sayesinde sıra dışı Türkçe şarkılar yazarak ülkemizin en değerli birkaç grubundan biri haline geldi. Hatta Avrupa’da bile ne kadar iyi Türkçe şarkı yazabildiklerini kanıtladılar (Bkz. Deli). Grubun neredeyse çocukluk dönemlerinden kalma Güven Erkin Erkal röportajında da Harun Tekin’in belirttiği üzere Radiohead, Manic Street Preachers ve Suede gibi İngiliz gruplarından ilham aldılar. Bu ilham doğrultusunda bu etkiyi kendi dilimize uyarlamaları sonucunda ise olağanüstü derecede Türkçe şarkı yazma noktasına geldiler. “Dünya Yalan Söylüyor” ise bunun en değerli kanıtı! Grubun sanatını resmen ölümsüzleştiren bir albüm bu. Uzun uzun yıllar sonra ise Mor ve Ötesi isminin gururla anılacağı bir iş. Bütün kalbimizle bu dört sanatçıya teşekkür ediyoruz!

Kaynak: 12.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here