İzlenimcilik akımının en önemli isimlerinden biri olan Claude Monet’nin 48×63 cm ölçülerindeki tuval üstüne yağlı boya olarak resmettiği bu eseri 1872 yılında tamamlanmıştır. Monet, İzlenimciler’in 1874 yılındaki ilk sergisine gönderdiği İzlenim: Gün Doğumu adlı bu eserinin ardından sanat camiasında ilgi odağı olmaya başlamıştır.

İzlenimcilik akımının öncüsü kabul edilen Claude Monet, 14 Kasım 1840’ta Paris’te dünyaya gelir. Henüz 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Le Havre’ye göç ettikten sonra gençlik yıllarının ilk zamanlarında karikatüre ilgi duymaya başlar. Monet’nin karikatürleri Le Havre’deki bir kitapçının vitrininde sergilenirken, manzara ressamı olan Eugene Boudin tarafından fark edilir ve sanatçı, Monet’yi yanına alarak onu eğitmeye başlar.

Ressam, buradaki eğitimlerinin ardından 1859 yılında Paris’e dönerek resim eğitimi almaya başlar. İlerleyen yıllarda birçok ressamla tanışarak eserlerini inceleme imkanı bulan sanatçı, 1866 yılında modelliğini Camille Doncieux’nün yaptığı bir portre çalışmasıyla isminden söz ettirmeyi başarır. Anlaşmazlıklar yaşadığı ailesiyle tekrar iletişime geçmeye başlamasına rağmen, ilerleyen yıllarda Camille ile romantik bir ilişki yaşamaya başlayınca ailesiyle tekrar arası açılır ve onlardan gelen para yardımı da böylelikle son bulur.

Getirilen tüm kısıtlamalara rağmen devam eden bu ilişkinin neticesinde; Camille ile Monet’nin Jean isimli bir erkek çocuğu olur. Oğlunun doğumundan sonraki dönemde zor zamanlar geçirmesine rağmen asla resim yapmayı bırakmayan ressam, her geçen gün eserlerinin değer görmesi için elinden gelen tüm çabayı sarf etmeye devam eder. Edindiği yeni çevrenin katkısıyla farklı satıcılarla tanışan Monet’nin eserleri, nihayet değer görmeye başlayınca ailenin maddi durumu da buna paralel olarak düzelmeye başlar.

Bu dönemlerde Paris’te Fransız Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurallarına karşı gelerek eserler üreten bir grup ressam dikkatleri çekmeye başlar. Eserlerinde görülen manzarayı doğrudan, gerçekçi bir biçimde resmetmektense, bu manzara karşısında hissettiklerini anlatan ressamlar, dönemin resim anlayışına aykırı hareket etmektedirler. Monet, Renoir, Sisley, Cezanne ve Degas gibi isimlerin yer aldığı bu grup, klasik resim kurallarının dışına çıkarak genelde kullanılan temalardan uzaklaşmayı tercih eder.

Monet, İzlenimciler olarak adlandırılan bu grubun 1874 yılındaki ilk sergisine İzlenim: Gün Doğumu isimli eserini göndererek katılır. Sergiye katılan eserlerin birçoğu dönemin sanat eleştirmenleri tarafından eleştiri yağmuruna tutulur. Eserlerdeki alışılmadık teknik ve anlatım, klasik resim anlayışıyla tam anlamıyla zıtlık gösterdiği için bu tarz eserler uzun bir dönem boyunca anlaşılamaz.

Monet’nin İzlenimcilik akımının özelliklerini yansıttığı bu eserini incelemeye başlarsak, öncelikle esere konu olan yerin Le Havre Limanı olduğu bilinmektedir.

Resmin arka planında soluk renkler kullanılarak anlatılan liman çevresi yer alır. Bacası tüten sanayi bacaları ve vinçlerin bulunduğu endüstriyel alanlar resmin gerisinde ufukla iç içe geçmiş vaziyettedir. Ayrıca büyük balıkçı teknelerine ev sahipliği yapan arka plan, belirsiz hatlarıyla kendini ele vermekten kaçınmaktadır.

Gökyüzünde hakim olan bulutlu ve puslu doku aynı şekilde denizde de devam etmektedir. Denizde yani resmin ön planında koyu renklerle gösterilmiş olan kayıklar arkadaki bulanık ve sisli görüntüyle tezat oluşturacak şekilde daha net olarak resmedilmiştir. Hatta resimdeki en belirgin hatlı nesnenin öndeki kayık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aynı zamanda arkada bulunan sanayi silüetinin denize yansıdığı da görülmektedir.

Resimdeki alışılmadık tekniğe ek olarak aynı zamanda kullanılan renk paleti de oldukça ilgi çekicidir. Monet, mavi ve gri dokuyla birlikte harmanladığı kızıl dokuyu resmin odak noktası haline getirmiştir. Resimdeki tüm puslu havayı mavi ve gri tonlarında resmederken, resmin odak noktasındaki güneşi ve onun deniz üzerindeki yansımasını kızıl ve turuncu tonlarla renklendirmiştir.

Ayrıca resimde çoğu İzlenimci eserde görülen bulanık ve titrek doku ilk bakışta dikkat çekmektedir. Belirsiz fırça darbeleri resme henüz bitirilmemiş olduğuna dair bir hava katmaktadır. Zaten sanat eleştirmenlerini kızdıran da tam olarak bu sonu getirilmeyen özentisiz görüntüdür. Ancak bu eserde görülen teknik, önem verilmeyen uğraşsız bir teknikten ziyade, Monet ve diğer İzlenimciler’in tercih ettiği aykırı üsluptan başka bir şey değildir.

Resim İzlenimcilik akımına uygun olarak manzaranın seyirciye hissettirdiklerine odaklanmıştır. Resmi izlerken manzaranın içinde kaybolmanız ve bulanık suyun duygusuna kendinizi kaptırmanız en olası sonuçlardan biridir. Çünkü Monet, kendi hissettiklerini resmi izleyecek olanlara aktarmakta son derece başarılı bir iş çıkarmıştır.

Resim içinde bulunduğu çerçevenin sınırlarını aşarak sizi, birlikte çıkmak üzere olduğunuz yolculuğa hazırlamaktadır. Bu, yeni doğan günün tüm karmaşaya ve düzensizliğe rağmen hoş görünen yüzüdür. Aynı zamanda her yeni günün beraberinde getirdiği yepyeni mucizelerin habercisidir.

Bizlere kaosun ve harabenin içinden doğabilecek olan tüm güzellikleri hatırlatır gibi duran bu eser, onunla birlikte yolculuk etmek isteyenleri Paris’te bulunan Marmottan Monet Müzesi’nde beklemektedir.

Kaynak: 1, 2, 3, 4,

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here