1990’lı yıllarda ilk filmlerini çeken ve bir yönetmen kuşağı oluşturan Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem ve Yeşim Ustaoğlu gibi isimler çöküş dönemindeki Türk sinemasını ayağa kaldırmışlardı. Yakın dönemde ise yeni bir sinemacı kuşağı ortaya çıktı.

Kendilerine özgü farklı bir sinema dili oluşturmayı amaçlayan bu sinemacılar dünyaca ünlü pek çok festivalde filmleriyle boy göstererek Türk sinemasının yeni yüzleri oldular. Bu isimlerin en önde gelenlerinden biri de Emin Alper. 2012 tarihli ilk uzun metrajlı filmi Tepenin Ardı’nda erkekler arasında geçen alegorik olduğu kadar da politik bir filme imza atmıştı. İkinci filmi Abluka’da (2015) ise hikayesini taşradan şehre taşıyan sinemacı, yine erkeklerin odakta olduğu politik bir filme imza atmıştı.

Bu yazının konusu ise Alper’in dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde gerçekleştiren yeni filmi Kız Kardeşler. Çeşitli yönlerden yönetmenin önceki filmlerinden ayrılan filmi bu yazıda incelemeye çalışacağım.

Senaryosunda da Emin Alper’in imzası bulunan filmin oyuncu kadrosunda Cemre Ebuzziya, Ece Yüksel, Helin Kandemir, Müfit Kayacan, Kayhan Açıkgöz ve Kubilay Tunçer gibi isimler yer alıyor (Dikkat spoiler içerir!).

Ä°lgili resim

Filmin konusu ise şöyle özetlenebilir; Reyhan, Nurhan ve Havva annelerini yitirdikten sonra babalarıyla baş başa kalmış üç kız kardeştir. Kız kardeşler babaları tarafından daha iyi bir hayat sürmeleri için şehirde yaşayan ailelere besleme olarak verilmişlerdir. Reyhan yaşadığı gayrimeşru bir cinsel ilişki sonucunda hamile kaldığından, Nurhan ailenin çocuğuna şiddet uyguladığından, son olarak evin küçüğü Havva ise besleme verildiği evdeki çocuk hayatını kaybettiği için baba evine geri gönderilmiştir. Reyhan’ın akli sorunları olan kocası Veysel’in de dahil olduğu bu grup, yaşanan çeşitli olaylar sonucunda geçmişleriyle hesaplaşmak ve yeniden bir aile olmak zorunda kalacaklardır.

Emin Alper’in Kız Kardeşler’le önceki filmlerinden farklı bir yapı oluşturarak cesur bir adım attığı söylenebilir. Erkek ana karakterlerin yerine üç kız kardeşin hikayenin merkezine konulmasıyla kendini belli eden bu farklılaşma teknik tercihler ve anlatımda da kendini belli ediyor. İlk filmindeki gibi bir köyü mekan olarak kullanan yönetmenin taşraya bakışının değiştiği gözden kaçmıyor. Tepenin Ardı’nda taşra, ataerkilliğin baskın olduğu ve kadınların kaba ve mantıksız erkeklerin baskısı altındaki son derece edilgen varlıklar olduğu bir yer olarak gösterilmişti. Ve bu durum ister istemez filmin gayet güçlü olan politik tarafını besleyen en önemli damarlardan biriydi.

Alper yeni filminde ise görünüşte politik tavrından vazgeçse de aslında bunu daha derinlere saklamayı tercih etmiş. Ve toplum tarafından cinsiyetlere atfedilen ast-üst ilişkisini dert edinmiş. Bu sefer köyde geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri adeta ters yüz edilerek kadın karakterler, erklerin baskıladıklarını düşündükleri içgüdülerini cesurca dışa vuruyorlar. Bu yönüyle evin ablası olan Reyhan’ın Yeşilçam’da genellikle Müjde Ar’la özdeşleşen cinselliğiyle ve kendiyle barışık, başına buyruk kadın tipinin günümüzdeki yansımasına dönüştüğünü düşünüyorum. Çalıştığı zengin evindeki kendisinden yaşça büyük olan patronuyla yasak bir ilişki yaşamaktan çekinmeyen karakter, çocuğuna baba olması için seçtiği saf Veysel’i ise cinsel ihtiyaçlarını doyurmak için zorla kullanmaktan çekinmiyor. Özellikle gizli cinselliğiyle akıllarda yer eden ayran çalkalama sahnesinde kız kardeşlerin bastırılmaya çalışılan cinsel ihtiyaçlarını doyurduklarına şahit oluyoruz.

kız kardeşler 2019 ile ilgili görsel sonucu

Zaten köydeki erkekler hikayenin edilgen tarafına oturtuluyorlar. Görünüşte erk sahibi olsalar da karakterlerin olayların gidişatını belirlemede son noktayı koymalarına izin verilmiyor. Kızların iş vereni olan doktor Necati ise köydeki erkekler tarafından kendisine atfedilen kurtarıcı pozisyonunu hiç de hak etmiyor. Yaptığı kötülüklerin bedelini ödemeye razı olmayan karakter, bebekle beraber hikayenin en masumu olan Veysel’i diğer karakterlerin gözünde daha da aşağı konuma düşürmek için elinden geleni ardına koymuyor. Kadınların en güçlü erk sahipleri olduğu yapımda cinsiyeti yüzünden erkini en baştan kaybetmiş sayılan Veysel zihinsel yetersizlikleri ve cılız hak arayışları yüzünden diğer hemcinsleri tarafından da susturuluyor.

Filmin biçimine baktığımızda ise köyün Tepenin Ardı’na göre daha pastoral şekilde yansıtıldığını söyleyebiliriz. Finali itibariyle de bir masal anlatısı olduğu belirtilen hikaye buna uygun bir görsellikle peliküle dökülmüş. Fakat Karadeniz’in eşsiz doğasını arka planına yerleştiren yapım bu nimetin yeterince değerlendirmediği için eleştirilebilir. Filmin büyük bölümü evin içinde geçiyor.

Oyunculuk tarafında ise tüm oyuncular başarılı performanslar sunmuş. Özellikle isminin anılması gereken iki oyuncu ise Ece Yüksel (Nurhan) ve Kayhan Açıkgöz (Remzi). Yan rollerde yer almalarına rağmen kendilerine alan açan zengin karakterlerinin içini doldurarak seyirciyi hayran bırakıyorlar.

Cemre Ebuzziya in Kiz Kardesler (2019)

Sinemamızın ustalarından biri olmaya her filmiyle dahada yaklaşan Emin Alper’in köy filmi kalıplarıyla oynayan yeni filmi Kız Kardeşler’i senenin en iyi yerli filmleri listemdeki yerini şimdiden garantiledi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here