32 yıldır Amerikan Vogue dergisinin editörlüğünü yapan 71 yaşındaki Anna Wintour, 14 yaşından beri değiştirmediği küt kesimli saçları, neredeyse hiç çıkarmadığı güneş gözlükleri (defilelerde tasarımlar karşısında verdiği duygusal tepkilerin görülmemesi için taktığını açıklamıştı), her daim cool görüntüsü, mesafeli duruşu ve kendine özgü giyim tarzıyla kuşkusuz çağımızın en önemli ikonlarından biri!

Moda dünyasında kendisine “Nükleer Wintour” diyorlar. Bu lakabın sebebi ise sektörün gelmiş geçmiş geçmiş en güçlü kadını olması. Tüm önemli defilelerde ve davetlerde onur konuğu olarak her zaman en ön sırada yer alıyor. Dünyanın en ünlü modacılarından top modellerine, en ünlü iş insanlarından kraliyet mensuplarına ve politikacılara kadar herkesin saygıda kusur etmediği, moda dünyasında verilen kilit kararlarda danışmanlığına başvurulan bir otorite Anna Wintour.

“Kendinize dürüst olmanız önemli! Saygı duyduğunuz kişilerin fikirlerini önemseyin, onlardan ilham alın fakat yaratıcılığın sizden geldiğinden emin olun.” 

1949’da Londra’da doğan Anna’nın annesi Harvard’da hukuk profesörü, babası ise Londra Evening Standart gazetesinde genel yayın yönetmeniydi. North London Collegiate School’da eğitim aldıktan sonra ilk olarak Harrods mağazalarında çalışmaya başlayan Wintour, aynı zamanda üniversitede moda konusunda dersler alıyordu.

Moda dergileriyle olan macerası ise önce hayatına giren Oz dergisi, ardından da Harper’s Bazaar UK ile başladı. Özel hayatından tanıdığı modellerle ve fotoğrafçılarla yaptığı moda çekimleri beğenilmesine rağmen, ekip arkadaşlarıyla geçinemediği için Anna Wintour bir süre sonra Harper’s Bazaar’dan ayrıldı. Aynı zamanda sevgilisi de olan gazeteci Jon Bradshaw ile birlikte Amerika’ya taşınan Wintour, çok geçmeden New York Harper’s & Quenn dergisinde editör yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Bu dergideki göreviyse, editör Tony Mazzola’nın genç Wintour’un yenilikçi moda çekimlerini beğenmemesi üzerine sona erdi. Önce Viva adlı kadın moda dergisine editör oldu, sonra da Savy’ye. Ancak Wintour’un tek bir hedefi vardı: Vogue’a editör olmak. Savy dergisi adına Vogue dergisinin o zamanki editörü Grace Mirabella ile yaptığı röportajın ardından Vogue dergisinin kreatif direktörlüğü görevine getirilen Wintour, 1984 yılında çocuk psikiyatristi David Shaffer’le evlendi. 1985’de British Vogue’un editörü oldu ve derginin geleneksel, klasik İngiliz çizgisini modernize ederek çok başarılı çalışmalara imza attı. 1998 yılında ise hayalleri gerçek oldu ve Anna Wintour, Vogue Amerika editörlüğü görevine getirildi.

“Hayallerinizi gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktan geçer.”

Anna Wintour, yaptığı çokça yeniliğin yanında pahalı ve ucuz kıyafetleri birlikte kombinleyerek moda çekimi yapan ve dergi kapağına basan ilk kişidir. Kaldı ki günümüzde de moda olan vintage akımının onunla parladığı söylenebilir.

“Kendi stilinizi yaratın. Sadece size özgü olsun!”

Wintour, ilk olarak 2003 yılında, bir dönem Wintour’un özel asistanlığını yapmış olan Lauren Weisberger’in filme de uyarlanan The Devil Wears Prada (Şeytan Marka Giyer) adlı kitabıyla, onu tanımayan çok sayıda insanın ilgi odağı oldu. Yazar Weisberger kitabında, Wintour’un asistanı olduğu dönemde yaşadıklarını anlatıyordu. Hikaye, Anna Wintour’un hem iş hem özel hayatını tüm detaylarıyla gözler önüne serdiği için büyük yankı uyandırdı ve yazılanların ne kadarının doğru olduğu, uzun zaman tartışıldı. Kitaptan ve filmde anlatılanlardan hiç hoşnut olmasa da; filmin galasına Prada giyip gitti Anna Wintour. Ardından R.J. Cutler’in The September Issue adlı belgeseline de konu oldu. Hayranları, bu filmin çok daha gerçekçi olduğunu, başarılı editörün kişiliğini ve tavrını daha doğru yansıttığını savundular.

“Rakibinizi geçemiyorsanız, en azından ondan daha iyi giyinmeyi deneyin!”

Wintour hakkında iki kitap daha yazıldı: Bunlardan biri Wintour’un iş hayatının anlatıldığı, Kate Kastelein tarafından yayımlanan bir kitapçık; diğeriyse Jerry Oppenheimer’ın ünlü dergi editörünün hayatını ve başarı öyküsünü anlattığı, uzun süre en çok satanlar listesinin birinci sırasını elinde tutan Front Row adlı kitabıydı.

Dünyanın en ünlü dergi editörü, 2013 yılından beri Vogue Amerika’daki genel yayın yönetmenliği görevinin yanı sıra Conde Nast Şirketler Grubu’na bağlı Allure, Architectural Digest, Ars Technica, Bon Appétit, Brides, Condé Nast Traveler, Details, Epicurious, Glamour, Golf Digest, Golf World, GQ, Lucky, The New Yorker, Self, Teen Vogue, Vanity Fair, Vogue ve Wired dergilerinin sanat yönetmenliğini sürdürüyor.

“Her şey doğru zamanlamayla ilgilidir. Erken davranırsınız anlayan olmaz, geç kalırsınız unutulur”

Wintour ayrıca moda endüstrisinde yaratıcı genç yeteneklere fon bularak, destek vermesiyle de tanınıyor. Hatta geçmişte Marc Jacobs ve Alexander McQueen’e bu güne gelmeleri için kariyerlerinde yardım ettiği ve dostları kanalıyla sponsor bulduğu biliniyor. Anna Wintour ayrıca New York Metropolitan Sanat Müzesi ve AIDS derneği yararına da çalışmalar yapıyor.

Kaynak: 1, 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here