Bu içerik yazarlarımızdan Emircan Demir tarafından seslendirilmiştir.

Tutankhamon, “sapkın kral” olarak bilinen Akhenaton’un (IV. Amenhotep) küçük eşinden olan oğludur. Genç yaştaki firavun, 18. hanedanın sonlarında (Yeni Krallık dönemi) eski Mısır’ın zenginlik ve güçte muazzam seviyede olduğu bir dönemde hüküm sürmüştür. Bugün hala önemini ve ihtişamını koruyan Gize Piramitleri’nden de eski geleneklere sahip olan ülke bin yıldır gelişmekteydi.

Zenginliğin ve gücün yanında aslında Tutankhamon tahta çıktığında Mısır karışıklıklar içerisindeydi. Tutankhamon’un babası sapkın firavun Akhenaton (IV. Amenhotep) Eski Mısır’ın bütün dini geleneklerini yıkarak, güneş tanrı Aton’u tek tanrı ilan etmiş ve halkı bu tanrıya tapmaya zorlamıştı. Bütün Amon-Ra tapınakları Akhenaton’un emriyle kapatılmış ve Amon’un tüm putları yıkılmıştı. Gelenekten bu şekilde kökten kopulmasının sebebi, kraliyet ailesinin Mısır dinindeki yeni rolü, geleneksel tanrı gruplarının yerini alan kutsal bir aile haline gelmesiydi. Akhenaton’la büyük eşi Nefertiti’nin heykelleri tanrıların imgelerinin yerini almıştı.

 

(Yukardaki resimler Akhenaton ve Nefertiti)

Akhenaton’un ikinci eşinden olma dokuz yaşındaki oğlunun tahta çıkması Atoncular için uygundu. Onun Akhenaton’un birinci eşi Nefertiti’nin ”varisi” üçüncü kızı Ankhesenpaaton’la (üvey kardeşi) evlenmesi taht üzerindeki iddasını da güçlendirmiştir. Saray mensuplarının, rahiplerin ve etkili subayların da onayıyla, dokuz yaşındaki bu çocuk kral ilan edilmiştir.

Aslında ismi en başlarda ”Tutankhaton” yani ”Aton‘un yaşayan imgesi”ydi fakat zaman geçtikçe yeni çocuk firavunun tahtının arkasındaki güçler, Mısır’ı babasının başlattığı gelenekten kurtarmaya niyetlendi. Bu güçlerin baskı ve yol göstericiliğiyle, kral adını değiştirmeyi kabul etti ve yoluna “Aton” değil “Amon” olarak devam etti. Böylece Tutankhaton Tutankhamon, karısı Ankhesenpaaton Ankhesenamon (Amon için yaşayan) oldu.

Tutankhamon, Akhenaton’un reformlarını yıkmak adına tanrı Amon’a ibadeti yeniden başlattı ve Teb’i dini merkez ilan etti. Daha sonra geleneksel başkent Memfis’te kral adına arkasındaki güçlerin ve akıl hocalarının gölgesinde tamamlanmış olan büyük bir ”Restorasyon Buyruğu” yayımlandı. Buyrukta babası Akhetaton’un adı geçmese de; bizzat onun eleştirildiği çok açıktı.

”Kral Hazretleri kral olduğunda, Abu’dan Delta bataklıklarına kadar tanrıların ve tanrıçaların tapınakları … çok kötü durumdaydı. Mihrapları dökülmekteydi, otlarla kaplanmıştı. … Ülke felaket bir durumdaydı; tanrılar bu ülkeyi terk etmişti. Ordu Mısır’ın sınırlarını genişletmesi için Yakın Doğu’ya gönderildiyse de, başarılı olamadı. Birisi tanrıya koruması için yalvardıysa da, sonuç alamadı.”

Buyrukta tek bir tanrıdan değil  ”tanrılardan” yani çoğul olarak bahsedilmesi; yeni kralın icraatlarını sözleriyle de desteklemesini sağlamış oldu.

Tutankhamon Eski Mısır’ı geleneklerine tekrar kavuşturma yolunda yalnız değildi. Tapınakların restorasyonundan, ülkenin içinde bulunduğu kaostan kurtarılmaya çalışılmasına kadar birçok işte danışmanları Horemheb ve Ay’la birlikte çalıştı. Horemheb, Tutankhamon’un hem silahlı kuvvetlerinin komutanı hem de genç kralın korumasıydı. ”Kralın bütün ülkedeki temsilcisi”, ”kralın sözcüklerini yanında tekrarlayan” olarak Horemheb devlet siyasetinin yönetimi üzerinde büyük etkiye sahipti ve Amon kültüne geri dönüşün baş mimarlarından biriydi.

Sonra, beklenmedik bir biçimde, genç firavun hayatını kaybetti. Nedeni hala kesin olarak bilinmemekle birlikte; bir kazada bacağını kırdıktan sonra yakalandığı ölümcül bir iltihap, sıtma ya da kraliyet ailesi arasında sıkça yapılan kardeş evliliklerinden kaynaklanan; ölümle sonuçlanan genetik bir rahatsızlık olasılıklardan birkaçıdır.

Bu ani ölüm herkesi şaşkına uğratmakla birlikte, arkasında çok büyük bir de sorun bıraktı. Firavunun gömüleceği mezar henüz hazır değildi. Kimse bu genç yaştaki kralın öleceğini tahmin etmemişti. Mısır’ın yönetici sınıfı, firavunun ebedi istirahat yerini hazırlamak için önlerinde yıllar olduğunu düşünmüştü.

Tutankhamon’un diğer firavunların yaptırdığı gibi görkemli mezarlardan birini bile yaptıramadan genç yaşta ölmesi, kraliyet dışı bir mezarın yerine gömülmek zorunda kalmasına sebep oldu. Krallar Vadisi’ndeki mezarlar onunki gibi değildi çünkü ana vadideki mezarların her biri bir kaç yılda ancak tamamlanabiliyordu ve tanrıların mezarları gibiydi.

Birçok uzman Tutankhamon’un başkası için inşa edilmiş, hazır durumdaki bir mezara gömüldüğünü düşünmektedir. 18. ve 19. hanedanların yöneticilerinin ve akrabalarının mezarlığı olan Krallar Vadisi’nde ortaya çıkarılmıştır.

Kasım 1922’de Howard Carter isimli İngiliz arkeolog ve adamları önceden çok dikkat edilmemiş üçgen şeklindeki bir alanı temizlemeye başladılar. Birkaç gün sonra da, onları Tutankhamon’un yeraltı mezarına götürecek olan taş merdivenlere ulaştılar. Ayın sonunda, üzerinde Tutankhamon adı yazılı, sıvayla kaplı bir kapıya ulaşmışlardı. Carter sıvada ufak bir delik açtı, bir mumu doğrulttu ve içeri baktı. Gördüğü şeyler tüm dünyanın gazete manşetlerini süsleyecekti.

Carter’ın Tutankhamon’ın hazinelerini kataloglaması on yılını almıştır. Çocuk kral, ölümden sonraki hayatında ihtiyacı olabilecek 5398 eşyayla birlikte gömülmüştü. En büyük ve belki de en ikonik hazine, kralın neredeyse 10 kilo altın içeren ölü maskesiydi. Altın tabut, maskeden taht ve yatağa, savaş arabalarından ok ve yaylara, yiyeceğe, şaraba, terliklere ve temiz keten iç çamaşırlara kadar her şey düşünülmüştü. Eski Mısırlı yağmacıların odaya en az iki kez girmesine rağmen bu keşif Mısır’da bulunan en ihtişamlı gömü alanı olmayı sürdürmektedir.

Tutankhamon ve karısı Ankhesenamun erkek bir varisi olmamakla birlikte iki kızları da ölü doğmuş, küçük vücutları mumyalanıp gelenekler doğrultusunda babalarının yanına gömülmüştür. Tutankhamon’un bir evlat veya varis bırakmadan ölmesi sebebiyle Mısır bir kez daha bir bilinmezliğe gömülmüş ve 20 yıl süren bu siyasi kriz yeni bir hanedanın kurulmasıyla aşılmıştır.

Genç kral Tutankhamon’un hükmü sırasında büyük askeri zaferler veya darbeler gerçekleşmemişse de, o; Eski Mısır’ın firavunlarından biri olmaktan öte, varis bırakmadan ölmesi sebebiyle Mısır’ın geleceğini şekillendiren en önemli isimlerden biridir.

KAYNAK : 1, 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here