Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Evliya Çelebi’nin kitabına göre II. Selim bir gece rüyasında Hz.Muhammed’i görür. Hz.Muhammed bugün Selimiye Camii’nin üzerinde bulunduğu yeri işaret eder. Bunun üzerine II. Selim’i rüyasında gördüğü yere bir camii yapılmasını emreder. 90 yaşındaki Mimar Sinan bir an önce planlar çizerek 1568 yılında caminin yapımına başlar ve yedi yıl sonra resmen bitirir. Caminin açılışı 27 Kasım 1574 günü olarak planlanmıştır ancak II. Selim’in vefatıyla bu tarih 14 Mart 1575’e ertelenmiştir. Yani II.Selim hiçbir zaman caminin bitmiş halini görememiştir.

Mimarlık tarihinde en geniş mekana kurulmuş yapı olarak nitelendirilen Selimiye Camii 2475 metrekarelik bir alana kurulmuştur. Yerden yüksekliği ise 43 metredir. Böylece Edirne’nin her yerinden rahatlıkla görülmektedir. Kubbesi Dünya’nın en büyük kubbesidir. 32 metre çapında 2 bin ton ağırlığında olan kubbe, Ayasofya’nın kubbesinden bile büyüktür. Cami tek kubbeden oluşur. Bu Allah’ın birliğini temsil etmektedir. Kubbenin ortasındaki 5 tonluk kilit taşı ve 70 ton kurşun kaplamayla bu kubbenin sırrı hala çözülememektedir.

Selimiye Camii, bugün halen ibadethane olarak işlevini sürdürmektedir. Dış avluda ise sübyan mektebi, darülkurra, darülhadis, medrese ve imaret bulunmaktadır. Sübyan mektebi günümüzde çocuk kütüphanesi, güneydoğusundaki medrese Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Temeller atıldıktan sonra kullanılacak taşlar zeminde yedi yıl kadar bekletilmiştir. Mimar Sinan aynı Süleymaniye’de yaptığı gibi zeminin oturmasını hedeflemiştir. Böylece inşaat süresince ve bittikten sonra oluşabilecek çatlamaların ve göçmelerin önüne geçmiştir.

Camii 4 minareden ve 12 şerefeden oluşmaktadır. 12 şerefe II. Selim’in 12. padişah oluşunu temsil etmektedir. Ayrıca camideki pencerelerin 5 kademede oluşu İslam’ın 5 şartını, Selimiye Külliyesi’nde bulunan 32 kapı İslam’ın 32 farzını, vaaz kürsülerinin 4 tane oluşu 4 hak mezhebi, arka minarelerinde 6 yolun olması imanın 6 şartını sembolize etmektedir.

4 minare 82 metre uzunluğunda dünyanın en uzun ve en ince minaresi özeliği taşımaktadır. Gövdeye yaslı olan iki minarenin üçer merdiveni bulunur ve tepeye çıkan 3 kişi merdiven boyunca birbirlerini görmeyecek şekilde tasarlanmıştır. Caminin dört minaresini, kubbenin dört tarafına oturttum. Her birine üçer şerefe yaptım. İki minaresinin üçer merdiveni vardır, çıkanlar birbirini görmezler. İlk merdiven birinci şerefeye, ikinci merdiven ilk iki şerefeye, sonuncu merdivense her üç şerefeye çıkar.”  Minarelerin altında raylı sistem kullanılmıştır. Bu sayede deprem olduğunda 82 metre uzunluğundaki bu minareler beş derece eğilerek yıkılması önlenmiştir. Bu ilk kez ülkemize gelen Japon araştırmacılar tarafından fark edilmiştir. Bugün ülkelerinde sıkça kullandıkları raylı sistemi buradan öğrendikleri söylenmektedir.

Camiye ilk girişte müezzinler mahfili bulunmaktadır. Mermer sütunların üzerine yerleştirilmiş bu ahşap yapının tavanında çarkıfelek resmedilmiştir. Çarkıfelek sonsuzluğu ifade eder ve burada caminin sonsuza dek yaşaması anlamında kullanılmıştır.

ters lale

Mermer sütunların birinde ”ters lale” kabartması bulunur. Bu ters lale için iki rivayet bulunur. Biri; Mimar Sinan’ın torunu çok hastalanır ve bir süre sonra vefat eder bunun üzerine Mimar Sinan mahfelin inşaatı sırasında sütunlardan birine ters lale resmeder. Bir diğer rivayet ise cami arsasının sahibi olan ve burada lale yetiştiren kişinin cami yapımı için çıkardığı güçlüğü simgelemesidir.

 

Ayrıca Hünkâr mahfili caminin mihrap kısmının sol tarafında bulunmaktadır. Hünkâr mahfilinin bulunduğu yer dört mermer sütuna dayatılmış olup, sütunlar dört kemerle birbirine bağlanmıştır. Hünkâr mahfili’nin duvarları döneminin en değerli çinileri ile kaplanmıştır. Mahfil bir insan genişliğindedir ve iki kanatlı bir penceresi bulunmaktadır. Bu pencereler külliyedeki mezarlara bakmaktadır. Hünkarın burada ölümü düşünmesi amaçlanmıştır. Çinilerin büyük bölümü 1878 Osmanlı Rus işgalinde sökülmüş ve Moskova Müzesi’ne götürülmüştür. Hünkar Mahfili’nin ön tarafında “Hamelehu”, arka tarafında “İlmihi” yazıları dörder kez tekrarlanmıştır. 

hünkar mahfili

Caminin zeminine su kanalları yapılmıştır. Hamam suyunun sürekli olarak aktığı rivayet edilen kanal sayesinde kış aylarında sıcaklığın sağlanması düşünülmüştür. Aslında bir nevi Mimar Sinan yerden ısıtmanın temelini atmıştır.

Kazı çalışmalarında ortaya çıkartılan suu yollarının başlangıcı.

Ayrıca Selimiye Camii’den bahsederken ince düşünülmüş bir detayı da anlatmak gerekir. Diğer camilerde sıkça rastladığımız çörten; yani yağmur oluk sistemi Osmanlı mimarisinde sıkça kullanılan bir sistemdi. Selimiye’de tek bir kubbe vardır. Allah’ın varlığını ifade eder. Kubbeden akan yağmur suları birçok çörtenle toplanır ve tüm çörtenlerden gelen su özel bir sistemle devasa bir çörtene gelir. Buradan su dışarıya akıtılır. Ve yönü kıbleye doğrudur. Yani kubbeden gelen su kıbleye gitmektedir. Çevresine yapılan çörtenler özel bir sistemle tek bir çörtene toplanır. Yani Allah’tan geldik Allah’a gideceğiz” felsefesi düşünülerek yapılmıştır.

Külliyenin içinde mezarlar bulunmaktadır. Biri Sultan III. Ahmet’in oğlu Şehzade Selim’in türbesi. Diğeri, Cezzar Ahmet Paşa’nın torunu Dilaver Bey’e aittir.

1913 yılındaki Bulgar kuşatmasında camiye isabet eden top izlerinden biri hala görülebilir durumdadır. Sultan Mahfili yönünde ve kubbecikte bulunan bu iz, 1930 yılında Atatürk’ün Edirne’ye yaptığı ziyarette Onun emriyle ve bir “ibret” olarak yerinde bırakılmıştır.

 

Şöyle bir söz söylenir Edirne’de; “Bir yapısını yaptırana(Selim) bir de yazısını yazdırana(Hasan Çelebi) nasip olmamıştır burayı görmek.’’ Selim’in ömrü yetmemiştir. Hasan Çelebi ise gözüne kireç taşı kaçması sonucu kör olmuştur.

KAYNAKÇA: 1, 2, 3, 4, 5, 6,7, 8, 9,10,11

3D Gezinti 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here