“Mermere sıkışmış bir melek gördüm ve onu özgürlüğüne kavuşturuncaya dek mermeri oydum.” Michelangelo

Michelangelo, 1496’da Roma’ya taşındıktan bir yıl sonra Fransız kardinal Jean de Billhères kendisinden bir heykel yapmasını istedi. Ölümünün ardından hatırlanmak isteyen kardinal bu heykeli mezarı için sipariş etmişti. Aslında kardinalin isteği bundan çok daha fazlasıydı: yaşayan hiçbir sanatçının daha iyisini yapamayacağı bir heykel istiyordu. Bu istek karşısında başka heykeltıraşlar çekinseler de Michelangelo için bu bir sorun değildi.

Pietà, çarmıha gerilmesinin ardından İsa’nın ölü bedeninini taşıyan Meryem’i gösteriyor.

Michelangelo, heykeli dev bir Carrara mermeri bloğu üzerine yaptı. Beyaz ve mavi renklerde olan bu mermer, adını İtalya’da çıkarıldığı bölgeden alır ve Antik Roma’dan beri heykeltıraşların popüler tercihlerindendir. Michelangelo’nun bu blok için kullandığı en mükemmel blok olduğunu düşündüğü ve bu sebeple Pietà’nın bakımına diğer tüm eserlerinden daha fazla özen gösterdiği söyleniyor.

Tam da bu sebeple olsa gerek Pietà, Michelangelo’nun imzaladığı tek eseridir. Dikkatlice bakılırsa, imzası Meryem’in göğsünde görülebilir.

İmzanın da etkisiyle Michelangelo adı hızla yayıldı, halkın Pietà’ya olan hayranlığı arttıkça Michelangelo da henüz 24 yaşındayken büyük bir ün kazandı.

Pietà, sevildiği kadar birçok eleştiriye de maruz kaldı. Bu eleştiriler arasında en çok tartışılanı Meryem’in tasvir edilme biçimiydi. 33 yaşında bir oğlu bulunan bir anneye göre fazla genç tasvir edildiği sebebiyle eleştirildi. Michelangelo bu eleştirilere biyografisini yazan Ascanio Condivi aracılığıyla veriyor:

“Namuslu kadınların namuslu olmayan kadınlardan daha genç göründüğünü bilmiyor musunuz? Özellikle bir bakire vücudunu değiştirebilecek şehvetli bir deneyim dahi yaşamamıştır.” 

Michelangelo’ya göre Meryem bakirelik, saflık ve sonsuz inanç sayesinde genç kalmıştı.

Eğer dikkatle bakarsanız, Meryem’in başının büyük gövdesine göre oldukça büyük kaldığını fark edeceksinizdir. Meryem’in ölçülerini tasarlarken Michalengelo, hem Meryem’in gerçekçi ölçülerini koruyup hem de oğlunu taşımasını sağlamanın pek de mümkün olmadığını fark etti. Bu nedenle Meryem’in gövdesini olduğundan iri yapması gerekti. Bunu kamufle etmek içinse Meryem’in elbisesinin nazikçe dökülen pilelerinden faydalandı.

Yapımından 200 yıl sonra Pietà, Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilikası’na taşındı. Bazilikayı online olarak buradan ziyaret edebilirsiniz.

Yüzyıllardır ayakta bütün ihtişamıyla duran Pietà, 1972’de Macar Lazslo Toth’un çekiçli saldırısına uğradı. Toth, tam 12 çekiç darbesiyle Meryem’in sol kolunu ve burnunu kırıp sol gözünü ve yanağını da zedeledi. Saldırıdan sonra Toth, adli bir ceza almadı. Sosyal olarak tehlikeli bir insan olduğu gerekçesiyle 2 sene akıl hastanesine yatırıldı. Çıktığında da sınır dışı edildi.

Eserin restore edilip edilmeyeceği uzun süren bir tartışma konusu oldu fakat son olarak restore edilmesine karar verildi. Etrafa saçılan her bir mermer tanesi toplandı, görünmez bir yapıştırıcıyla özenle bir araya getirildi ve yerine yerleştirildi. Restorasyon 10 ay sürdü. Restorasyonun ardından Pietà, ziyaretçilerini artık kurşun geçirmez bir camın ardından selamlıyor.