Son 20 yıl içerisinde, yeni bir çalışma alanı gelişmeye başladı: metal çalışmaları. Bu alanın bilginleri sıklıkla kendi tutkularını eşzamanlı olarak araştıran müzik meraklıları oluyor. Peki bir hayranlık, akademik değere nasıl bağlanabilir?

Deena Weinstein, DePaul Üniversitesi’nde bir sosyoloji profesörü. Araştırmaları popüler kültür ve kitle medyasına odaklanıyor. Diğer kitaplarının yanında metal müzik hakkında yayımlanan ilk akademik yayın olan Heavy Metal: A Cultural Sociology (1991) kitabını ve Rock’n America: Social and Cultural History (2015) kitabını yazdı.

Gerome Guibert, kendini popüler müzik alanında özelleştirmiş bir sosyolog. Université Paris 3’te öğretim üyesi olan Guibert, Volume! The French Journal of Popular Music Studies dergisinin kurucu ortaklarından. Kendisi Uluslarası Metal Müzik Çalışmaları Topluluğu’nun dördüncü uluslarası konferansının organizatörlüğünden sorumluydu.

Bir insan nasıl metal müzik hakkında özelleşmiş  bir araştırmacı haline gelebilir?

Deena Weinstein: Bir sürü alanda eğitimim vardı -biyoloji, biyokimya, sosyolojik teori ve antropoloji- ve doktoramı alır almaz tarih ve felsefe eğitimi almaya başladım. Sonrasında bir kitle medyası dersi öğrenmeye başladım ve yetişkin hayatımda rock müzik ile ilgili neler kaçırdığımı öğrenmeye başladım. Öğrendikçe buldum ki rock müziğin bazı gerinimlerinin hoşuma gittiğini, bazılarına ise aşık olduğumu fark ettim: metal bunlardan biriydi. 1981 itibarı ile tamamıyla çığrından çıkmış bir metalciydim. Devamlı dinledim, müzik mağazalarına gittim ve rock hakkında ders veriyordum. Rock dersini öğretirken belirli bir yapı kavramam gerekiyordu -her zaman önce yapıya önem gösteririm çünkü işin iskeleti yapıdır; kaslar etler ve deriyi sonra eklerim. Dersi öğrettiğim ilk iki seferde anlattığımda, bir teorist olmama rağmen konuyu teorik bir bakış açısından tasarlamak konusunda sarsıntılı bir durumdaydım. Fakat sonra yapı Arthur Bentley’in çalışmasından geldi. [Bentley] Birlikte Knowing and the Known isimli epistemolojik kitabı yazdığı John Dewey’nin meslektaşıydı. Ve kendisinin, Simmel’in insanlarası etkileşim teorisi ile örtüşen bir “alışveriş” kavramı vardı.

Ben bir sosyoloğum. O yüzden konu rock müzik olduğunda önem arz eden sadece müziğin kendisi olmuyor. Bu “alışveriş” modeli ile taraftarlarınız, yaratıcılarınız ve -en az diğerleri kadar çıkan ürünün şekillenmesinde etkili olan- arabulucularınız var; plak şirketleri ve prodüktörlerden televizyonlara ara bulanlar vs. Böylelikle rock müzik bir “alışveriş” haline geliyor. Az önce bahsi geçen 3 çeşit sosyal aktör arasında geçen birtakım değişimler, sonuç da müziğin kendisi oluyor. Taraftarlar arabuluculara para veriyor; bunu albüm, tişört vb. şeyler alarak yapıyorlar. Yani direkt olarak sanatçının kendisine para vermiyorlar. Sanatçılara verdikleri şeyler kabullenme, hayranlık ve geri bildirimler oluyor. Arabulucu ise sanatçıyı taraftarları ile temasa sokuyor. Genellikle az bir kısmı olsa da ürünlerden aldığı paranın bir kısmını sanatçıya veriyor. Sanatçı da arabulucuya para kazanabileceği, taraftara ise haz alabileceği bir ürün sunuyor. Öyleyse denilebilir ki rock müziğin yapısı bu üç pozisyonun toplam 6 “alışverişinden” ortaya çıkıyor ve çıkan şey de o zamanın müziği ne ise ona uygun oluyor.

Rock sınıfım için bu yapıya sahiptim. Sonra arkadaşım George Ritzer bana bir kitap yazıp yazamayacağımı sordu. O zaman da, Tipper Gore ve Ebeveynler Müzik Kaynak Merkezi (PMRC) pankçılara ve metalcilere berbat şeyler yapıyorlardı ve yapmalarının sebebi -Al Gore’un dini insanlarla olan  ilişkisini ilerletmek için- beni şok etmişti. Böylece düşündüm ki “Pekala, heavy metal bir sosyal problem olarak görülebilir.” ve  Metal Music: A Cultural Sociology’i yazmaya karar verdim. Sınıfta rock için bulmuş olduğum  yapıyı kaydırarak heavy metal için kullandım.

Gerome Guibert: Birden fazla faktör mevcuttu. Popüler kültürlerin sosyolojisini ve bir tarafta ekonomik/politik güç ilişkilerinin diyalektiği fikrinin, diğer tarafta da direniş ve kurtuluş fikirlerinin 3 sosyal aktör [DW’nin belirttiği] söyleminde nasıl bahsinin geçtiğini keşfettim. Sosyoloji alanında eğitilmiş ve Jean-Claude Passeron’un çalışmalarından etkilenmiştim. İsim vermek gerekirse: Le Savant et le Populaire. Gençliğin müzik pratikleri üzerinde çalışırken Birmingham Çağdaş Kültürel Çalışmalar Merkezi’ni ve altkültür çalışmalarını keşfettim. Heavy metal konusunun bahsi bende özel bir yankı uyandırdı çünkü 80’lerde bir ergen olarak bu müziği dinleyerek büyümüştüm. Bu teorik araçlar benim kendi tecrübemi analiz etmemi sağladı. Bu yüzden onları ilk olarak sosyoanalizimin farkına varmak için kullandım, ve bu bana araştırmamı yönlendirecek sorular sormak konusunda rehberlik etti. Sonra 2002’de kurulmasına öncülük ettiğim Volume! İsimli popüler müzik jurnali ve onun için yarattığımız yayımcı şirket, aynı alanda çalışma yapan diğer bilginleri bulmamıza yardımcı oldu. O zaman da doktora adayı olan Fabien Hein ile tanıştım ve kitabı Hard Rock, Heavy Metal, Metal’i yayınladık. Soruşturulmamış bir alanda çalıştığımız hissiyatına kapılmıştık ki bu oldukça ilham vericiydi.

Metal çalışmaları nispeten yeni bir alan, fakat akademik açıdan metali araştırmak bilimsel olmayan söylemlerle uğraşmak anlamına geliyor. Metal hakkındaki diğer söylemlerle nasıl başa çıktınız?

Deena Weinstein: Metal üzerine neredeyse hiç akademik yazma yoktu. Fakat popüler müziğin sosyolojisi hakkında halihazırda bir literatür vardı. Rock müziğin sosyolojisi hakkında ders vermeyi mümkün kılan kitaplardan biri Simon Frith’in doktora teziydi. Diğer söylemler/düşünme biçimleri de mevcuttu. Ben özelleştirilmiş metal dergilerini keşfettim çünkü metali keşfetme sürecimin başındayken öğrencilerimden bazıları bana ilginç müzik gruplarından bahsediyorlardı. Fakat sonra onlar mezun oldular ve ben kendi başıma kaldım, bu yüzden dergiler aldım ve içlerinde bazı incelemeler vardı. Daha önce hiç okumadığım bir söylem içeriyorlardı; felsefik veya sosyolojik söylemden tamamen uzak ama yine de bir söylem. İçinde ayrıca rock eleştiriciliği ve benim için öğrenmesi büyük bir söylem oldu. Metalden tutkuyla nefret ediyorlardı ve ben rock eleştirmenlerinin neden metalden nefret ettiklerini analiz etme ihtiyacı hissettim ki sebepleri dindar insanlar ve PMRC’nin nefret etme sebeplerinden farklıydı. Bu metal karşıtı söylemleri hesaba katmanın, metal ve dinleyicilerin arabuluculuğu bakımından önemli olduğunu düşündüm.

Metal taraftarlarından gelen başka söylemler de vardı. Ben antropoloji alanında eğitilmiştim ve o zamanda antropoloji, diğer kültürlerden insanlarla saha çalışması yapmak anlamına geliyordu. Metal başka bir kültürdü ve ben yerlileşmiştim. Çocuklarla konuşarak, müzik dükkanlarına giderek ve konserlerde sıra bekleyerek öğrendim.

İnsanı yargılamaktan çok uzaklardı çünkü onların müziğini beğeniyordum. Araştırmaya ilk başladığımda metalin değerlerini ve kurallarını, onlarla etkileşimde bulunarak öğrendim. Fakat bu anonim çocuklar -basitçe söylemek gerekirse kolej çağındaki tüm erkekler- belirli bir müzik grubunun en iyi albümünün ne olduğu konusundaki algılarını benimle paylaşmaktan kusursuz bir şekilde mutluydular. Şimdi modern bireyselcilik olmayan bu davranış biçimine baktığımda, bu davranışın bana hem kültürü öğretmelerini sağlayan hem de metal konserlerini takdir etmemi sağlayan şey olduğunu görüyorum. Kant diyor ki: “Aşırısına sahip olamayacağımız tek şey iyi niyettir.” ve ben bu metalcilerin oldukça iyi niyetli olduklarını düşünüyorum. Şanslıyım ki kültürleri öğrenmek, rock ile kitle medyanın nasıl çalıştığını anlamak konularında tecrübe vardı ve biliyordum ki bunlar çalışmamın çerçevesinde üzerinde durulması ve açıklanması gereken kısımlardı. Çalışmamda fanlar, yaratıcılar ve sonuç üzerine bütün bir bölüm var. O yüzden diyebilirim ki söylemleri düzenleme ve bu söylemlerin konumunu görme konusunda bana yardımcı olan şey alışverişe dayalı yapı oldu.

Gérôme Guibert: Önemli metinlerin çoğu İngilizce’ydi ve zamanında bu kitaplara erişim sağlamak zordu. Bu yüzden konu ile ilgili bir cümle dahi olsa yazmış olabileceklerini umarak her Fransız sosyoloğu okuyordum. Fakat Deena’nın kitabından, Simon Frith’in Amerikan Sosyoloji Jurnali’nde kaleme aldığı inceleme yazısı aracılığıyla haberdar olmuştum ve bu kitap benim için çok önemli hale geldi. 2006’da Volume dergisinin bir sayısını metal üzerine koordine etme kararı aldık ve diğer araştırmacılarla bağlantıya geçtik.

Daha sonrasında bana metal hakkındaki belirli bilgileri veren şey alan çalışmaları oldu ve bu çalışmaların çoğu ya gazeteciler ya da kültürü eleştiren insanlar tarafından yürütülüyordu. Fransa’da soruşturmaların önemli bir kısmı 2007’deki Hellfest Festivali hakkındaki tartışmalar etrafında şekilleniyordu. Bu tartışmaları alevlendirenler ise metalin kafirce olduğunu düşünen ve festivalin yasaklanması gerektiğini savunan Katolik gruplardı. Rahiplerle (pro veya anti-metal), politikacılarla ve sivil toplum üyeleriyle yapılan münazaralara katılmak zorunda kaldım. Bu yüzden o zamanda çok şey okudum ve kendi bakış açısını savunan çok kişiyi dinledim. Toplumun metodolojik araçları, müzik türlerine ve müzik türleri ile bağdaştırılmış olan değerlerine karşı meydan okumaların ötesine geçebilmek konusunda büyük bir yardım olmuştu. Müzik sahnelerini bir bağlam içine almak, müzik tarihini de tıpkı tepki verme süreçlerinin  çeşitliliği gibi hesaba katmak olan biteni daha net görmemi sağladı. “Adanmışlık” ve “mesafe koymak” arasındaki ayrım -en azından seyirci ve grupların ilgilendiği kadarıyla- da ayrıca kullanışlı oldu. Ergenken metal ile ilgilenmiş biri olarak, kültür hakkında bilgiye sahiptim fakat bu araçlar mesafe koyup sadece taraftar değil aynı zamanda akademisyen olarak da bağdaştırabilmeme yardımcı oldu.

Araştırmanıza başladığınızda, akademik zümre ve metalin tanışması henüz gerçekleşmemişti. Akademik zümrede buna karşı gelen tepkiler neydi?

Deena Weinstein: Akademik çevrede, yayınlanan bir şeye saygı gösterirler. Ve ben halihazırda birkaç kitap yayımlamıştım ve bu araştırmam yayınlandığında tam teşekküllü bir profesördüm. Bu nedenle önceden değerli bir şey olduğunu varsaymışlardı fakat içeriğine bakmayacaklardı. Beni bir metal konserinde sırada beklerken gören bir meslektaşımın bana “Bu siyah deri ceket giyen uzun saçlı insanlarla birlikteyken korkmuyor muydun?” diye sormasını hatırlıyorum. Ben de “Her zaman orasının dünyadaki en güvenli yer olduğunu düşünüyorum.” demiştim. Rock müzik akademisyenlerinden gelen reaksiyonlar iyiydi fakat bu 80’lerde nispeten yeni bir durumdu. Benim için asıl önemli olan, çocukların kabul etmesiydi. PMRC uzmanları benim bir Satanist olduğumu söylediler. Amerikan medikal birliği bana metal hakkında bir demeç teklif etti. Ben de bu demeçte PMRC’nin yazdığının aksine metalin bu çocukların hayatını, akıl sağlığını kurtardığını; onlar için bir öz iyileşme teşkil ettiğini gösterdim. Demecin ardından gelen sorulardan, onları ikna ettiğimi düşünmüştüm. Fakat raporlarında çıkarım şuydu: “Onları Satanist haline getiriyor…”.

Gérôme Guibert: Fransız sosyolojisinde çoğu araştırmacı, tüm araştırma nesnelerinin eşit derecede geçerli olduğunu söylemeyi sever. Fakat aynı zamanda sosyoloji, sembolik güçteki eşitsizliklere parmak basar. “Popüler” terimi çoğu zaman eleştirilir. Fakat Stuart Hall’un anımsattığı üzere bu terim, biz güç ve eşitsizlik arasındaki ilişkilerle ilgilendikçe konuyla alakalı hale geliyor. Metal Fransa’da en sevilmeyen müzik türü olduğundan dolayı, bu sembolik eşitsizlikler somut hale geliyor ve bu konuda çalışmak kolay olmuyor; metal ya alay ediliyor ya da güvenilmez olarak adlediliyor. İlginç olan şu ki, sosyoloji bu temsillerin -metal ile ilgili- değişmesinde ya da kaymasında yardımcı olabiliyor; özellikle bu araştırmalar basın tarafından ifşa edildiğinde. Bazıları bu nebze marjinal bir kültür üzerinde bilimsel araştırma yapmanın işe yararlılığını sorguluyor. Fakat bazı içerikler kendi doğasında sosyolojik bir yaklaşımı talep eder cinsten. Bir kriz olduğunda -tıpkı Hellfest’te olduğu gibi- sosyologlar işe yarayabilir. Organizatörlerin “İzleyici kitlem nereden geliyor?” ve “Metal müziğin bireysel yörüngelerdeki etkisi nedir? gibi soruları cevaplamasını sağlar.

Bu yeni objeyi çalışmanın bazı sosyolojik konseptleri değiştirmek ya da yeniden çerçevelemek konusunda yardımcı olduğunu hissediyor musunuz? Bu yeni obje ve çalışma alanı sosyolojik araçları kullanma biçiminizi etkiledi mi?

Deena Weinstein: Herhangi bir şeyi yazmak teorinizi değiştirir. Kitabım, çalışmamın esas yapısının tatbiki için  bir testti ve sahada öğrendiklerim beni çalışmamdaki bazı elementleri değiştirmeye yöneltti. Fakat düzenli olarak metal üzerine çalıştığım için bana öğrettiği ana şey, değişimi görmem oldu. Şu an daha çok bir kültürel tarihçi gibiyim, değişimi gerçekleştiren çeşitli faktörler tarafından büyüleniyorum. Eğer bu kitabı saf yapı üzerine yapmış olmasaydım, değişimi kavramak konusundaki yetersizliğinin farkında olamazdım. Bu yüzden kitaba son bir bölüm ekledim ki diğer eşzamanlı bölümlerin aksine artzamanlı bakış açısına sahip bir bölümdü bu. Diyeceğim odur ki metal beni daha çok bir tarihçiye dönüştürdü.

Gérôme Guibert: Metalin evrimi ilginç ve bence kesinlikle üzerine yapılan araştırmaları etkiledi. Örneğin black metalde, cascadian black metal adlı bir alt türün -doğa, ruhsallık ve ekoloji ile ilgilenen bir alt tür- ortaya çıkışı  dini çalışmalarla ilgilenen bazı akademisyenleri bu konuda yazmak için harekete geçirdi. Metal ve dini çalışmalar arasında kesinlikle bir yakınlık var.

 Metal çalışmalarının tanımlayıcı özellikleri nelerdir, ve bu alanın gelişimine nasıl bakıyorsunuz?

Deena Weinstein: Metal çalışmaları disipline olmamış bir alan; metodolojisi yok, taban seviye varsayımları yok. Bence metal çalışmaları bir tür teorik brikolaj. Daha yapısal olması gerektiğini düşünüyor değilim ama sınırlarını bilmek istiyorum. Metal çalışmalarında köşeler var ve metal çalışmalarının “coğrafyasını” anlamak, yapılması gereken değerli bir tartışma ya da üzerine yazılması gereken bir durum.  Biyoloji biliminden gelmiş  biri olarak, tarihe dair evrimsel bir görüşüm var: kayıt endüstrisinin bozulmasına tanıklık etmekteyiz ve de daha baskın hale gelmeye başlayan canlı müziğe. Fakat ben, insanlar çalıştıkları disiplinlerden gelip o disiplinin araçlarını öncelikli kullanıp ek olarak metal çalışmalarını kullanarak araştırmalarını zenginleştirseler daha ilginç  olur diye düşünüyorum. Bunu söylemiş olmakla birlikte, temalara sahip olmanın -Gerome’un konferans için seçtiği lokasyonun teması gibi- aramızda ortak bir söylem oluşturabilmemiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun -tema seçimi- biraz daha gelişmesini isterdim.

Gérôme Guibert: Metalin toplum alanındaki analizini yaparken iki faz gözlemledim ve bunun bu alandaki evrimi yansıttığını düşünüyorum. İlk başta bu kültürün neden yanlış anlaşıldığını göstermek gerekliydi. Pragmatik sosyolojinin araçlarını kullanırken, metal taraftarlarının -kendi içinde birlikteliğe sahip olan- neden bu müziği sevdiklerini anlamak ve onları diskalifiye eden kalıpları bir kenara bırakmak önemli gibi hissetmiştim. Hatta bu tarz bir tartışma 1980lerin sonunda ABD’de PMRC ile başladı ve Deena Weinstein’ın kapsamlı bir sosyolojiye dayanan metodolojisi metal çalışmaları konusunda bir mihenk taşıydı. Fransa’da bu münakaşa 2007’deki Hellfest Festivali etrafında gelişti ve bu kültürü görünür hale getirdi.

Fakat daha sonra, metal konusunda araştırmanın ilerlemesi ve Uluslararası Metal Müzik Araştırmaları Topluluğunun (ISMMS) doğumu ile metal kültüründe (özellikle içindeki kapsamlı bakış açılarına: kadınların temsili, savaş estetiği, politik totaliterliğe göndermeler) neyin problematik olduğuna odaklanmaya başladık. Fakat bu limit ve paradokslar sadece metal kültüründe değil, herhangi bir kültürel “sistemde” varolan şeyler.

Halen çok az metal çalışmaları araştırmacısı bulunuyor; dünya çapında zar zor yüz kişiyi buluyoruz. Sonuç olarak konferanslar çoklu disiplinli olarak kalıyor. Bu duruma köken disiplinleri üzerine spesifik çalışmalar ilave edilmeli. Bazı bilginler metal çalışmalarına girişmiş çoğu araştırmacının altkültürler, yerel sahneler, sanat sosyolojisi ve popüler müzik çalışmaları gibi konulardan haberdar olmadıkları gerçeğine pişman oluyor. Metal çalışmaları hala emekleme evresinde.

 KAYNAKÇA:

1(metin içerisinde  bahsi geçen tüm kitaplar, ekstra okumalar, meraklısı için bu linkte de mevcuttur.)

NOTLAR:

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here