Bu içerik Melisa Atlı tarafından seslendirilmiştir.

İstanbul’daki en çok ilgi gören tarihi Osmanlı yapılarından olan Ihlamur Kasrı, Osmanlı Devleti’nin 31. padişahı Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Padişah burayı dinlenme maksadıyla kullanırken; aynı zamanda yabancı devlet adamlarını, şairleri, yazarları ve çeşitli sanatkarları ağırlamıştır.

 Kasır, sözcük anlamı olarak “köşk” demektir.

Kasırlar, tarih boyunca genellikle süslemesi ile ön plana çıkan, görkemli, bir bakıma küçük saray konumunda olan ve genellikle hükümdarlar için yapılan yapılardır. Bu yapılar şehrin biraz dışında, güzel manzaralı, orman ya da deniz gören yerlere inşa edilmekteydi. Hükümdarların, kralların ya da devlet başkanlarının buralarda kaldıkları, eğlendikleri, bazen misafirlerini ağırladıkları, çalıştıkları ve avlandıkları bilinir. Devlet işlerinden uzakta kafa dinlemelik sade bir alandır. Osmanlı Devleti padişahları da böyle kasırlar inşa ettirmiş ve buralarda kalmışlardır. Örnek olarak Kağıthane Göksu, Beykoz, Maslak, Sepetçiler ve bu yazımızda sizlere tanıttığımız Ihlamur Kasrı‘nı verebiliriz.

Ihlamur Kasrı; İstanbul’da Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi bölgesinde yer almaktadır. Ihlamur Vadisi’nin 18. yüzyılda Sultan III. Ahmet Dönemi’nde tersane eminlerinden Hacı Hüseyin Ağa’ya ait olduğu ve bu yüzden “Hacı Hüseyin Bağları” adıyla tanınan bir mesire yeri olduğu bilinmektedir. 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Hacı Hüseyin Bağları adıyla bilinen bu alan, I. Abdülhamid ve III. Selim dönemlerinde ilgi çeken bir yer olur ve devlet hazinesine katılarak has bahçe özelliği almıştır.

Abdülmecid, 1846 yılında ünlü Fransız şair Lamartine‘i Ihlamur ve çevresinde ağırlamıştır. Şair Ihlamur ve çevresinden söz ederken: “Binanın karşısındaki bahçede güzel yemiş ağaçları ile bu vadiye ismini veren büyük ıhlamurlar vardı. Köşke çıkan üç basamaklı merdivenin önünde, yasemin dallarını aşamayan küçük bir fıskiye, tatlı bir şırıltı ile mermer havuza dökülüyordu. Ihlamur padişahın en sevdiği köşktür, burada dinlenir ve mütalaa eder.” diyerek bahsetmektedir. Onun, burada kalırken sultana duyduğu hayranlık ise saklanamaz bir gerçekti.

Şair Lamartine’in bahsettiği bu alana sonraları Sultan Abdülmecid iki tane kasır yaptırmış ve “ferahlık, tazelik, sevinç” anlamına gelen  “Nüzhetiye” adını vermiştir. Bu iki yapı yapıldıkları tarihten günümüze kadar hem Nüzhetiye hem de Ihlamur isimleri ile anılmaktadır. Kasırlardan Merasim Köşkü ismiyle bilineni törenler için kullanılmış, Maiyet Köşkü ise sultanın maiyeti ve haremi için kullanılmıştır. Ayrıca sultanın burada av partileri düzenlediği de bilinmektedir. Her iki yapı da “Ihlamur Kasrı” adıyla özdeşleşmiştir. Ancak asıl Ihlamur Kasrı Merasim Köşkü’dür. Ihlamur adının ise vaktiyle çevrede sayısı çok olan ıhlamur ağaçlarından geldiği söylenmektedir.

Osmanlı İmparatorluğunda özellikle Lale Devri’nden sonra kendini gösteren batılı etki mimari alanda oldukça güçlü hissedilmekteydi. Üçüncü Ahmet Çeşmesi ile mimari alanda etkisini göstermeye başlayan barok izler Ihlamur Kasrı yapılarında da karşımıza çıkmaktadır. 19. yüzyıl yapıları mimari öge seçimleriyle batılı etkiyi yansıtırlar.

Araştırmalara göre; Ihlamur Kasrı yapılarının dış cepheleri o dönemlerin mimari bezeme anlayışına uygun olarak eklektik bir bütün içindedir. Köşklerin nişleri arasına yerleştirilen vazolar yapıya üç boyutlu bir görünüm kazandırırken, barok ve ampir süsleme geleneğinin bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aynı bahçe içinde yer alan iki kasırdan daha sade ve küçük olanı Maiyet Köşkü ismi ile bilinmektedir. İki katlı olarak inşa edilmiştir. Aynı Merasim Köşkü’nde olduğu gibi Maiyet Köşkü’nün de girişinde iki kollu bir merdiven bulunmaktadır. İki yapı içinden daha süslü, gösterişli ve büyük olanı Merasim Köşkü’dür. Girişindeki çift kollu büyük merdiven de barok izler taşımaktadır.

Ihlamur Kasrı I. Dünya Savaşı sonrasında uzun süre boş ve bakımsız kalmış, 3 Mart 1924’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bağlanmıştı. 1951 yılında İstanbul Belediyesi’ne ait bir yapı olarak belediye tarafından restore edilmiştir. Bu restorasyondan sonra İstanbul Belediyesi, köşkleri Köşk Tarihi Müzesi ve Tanzimat Müzesi adıyla ziyaretçiye açmış ancak beklenilen ilgiyi bulamamıştır. 1966 yılından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bağlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından restorasyona girerek düzenlenip dekore edilmiş ve çocuklar için bir sanat merkezi niteliği kazanmıştır.

Günümüzde Ihlamur Kasrı’nı ziyaret edip bu yaşayan tarihi yapıyı dolaşabilirsiniz. Merasim Köşkü müze olarak düzenlenmiş Maiyet Köşkü ise bahçe için oturma ve dinlenme yeri olarak hizmete açılmıştır. İsterseniz Milli Saraylar’a bağlı olan kafeteryasında oturup bu eşsiz manzaraya karşı çay/kahve de yudumlayabilirsiniz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here