9 Nisan 2012.

Senarist, oyuncu, söz yazarı, TİP’li, gazeteci, yapımcı, Yaman’ın eşi… Hayatlarımıza ilk olarak Kasap Nebahat olarak dahil oldu, ardından Havva Ana‘mız rolüne büründü; hepimizin dün gibi hatırladığı Asmalı Konak‘ı kazandırdı bize.

Bugün aramızdan ayrılışının 5. yıldönümü; hayatına sığdırmak zorunda kaldığı onlarca acıya, mutsuzluğa, ikiyüzlülüğe inat; mutlulukları, aşkları, umutlarımızı paylaşmayı öğretmeyi daima bilirdi. Öyle ki 1993 yılında kaybettiği Yaman’ına hâlâ aşıktı; “En zoru, bir ölüye aşık kalmaktı.” derdi.

Uzun yolda yalnız kalmışsanız; yaralanır, paralanır, yaşlanırsınız, lakin bağlandığınız imkansız, yarasız, hasarsız, yaşsızdır; ebediyen genç kalır. Sadece güzellikleriyle anımsanır. Kuşkulanmazsınız hiç; gece nerede yattığını bilirsiniz. Ve çok aşıksanız, ona kavuşmak için acele edersiniz.

Taraf gazetesine verdiği röportajda hayatın anlamını sorduklarında “Hayat kısa ve hafif bir şeydir.” diye özetlemişti Meral Okay. 2012’nin Nisan’ında öldüğünde, adımız gibi emindik Tanrı’nın ona “Geç kaldın.” diyeceğini. Okay’ın ölümü bizim için çok erkendi henüz.

Yaman’ı da ölüme adım adım ilerlerken birkaç cümle yazmaya gayret etmişti, cümleleri okurken dahi boğazıma düğümleniyordu; “Ölüme koşan birine eşlik edince pek çok şey öğreniyorsun. O gidecek, engel olamıyorsun, durduramıyorsun. Ne tıpla, ne aşkla ne duayla. Bir anlaşma var sanki. Ve sen tanıksın.”

Muhteşem Yüzyıl’ı pek konuşamadık sahi; hani üstüne ölümler tehditi aldığı, medyada alabildiğine hedef gösterildiği diziden bahsediyorum. Ölüm tehditlerinin ardından kendisine yöneltilen “Ülkeyi terk edecek misiniz?” sorusuna;

12 Eylül’den sonra gitmemişim, şimdi mi gideceğim. Burası benim de ülkem. Beni küstüremezler çünkü arsızım. Arsızca seviyorum bu ülkeyi. Çok canımı yaksa bile. 50 yaşındayım, bu bir demokrasi mücadelesiyse bu ülkedeki kaçıncı sınavım? Bundan da geçerim. Sopamı yerim ama iki taşı da ben sektiririm. Yok öyle vazgeçmek.

yanıtını vermişti. 53 yaşında yitip gitti sonra aramızdan. Onu 5 yıldır kaybetmenin acısını değil de 5 yıldır Yaman’ına kavuşmanın sevincini paylaşıyoruz her yıl bugün.

Fotoğraf: Mustafa Kaya

Bize çok şey bıraktı; poşetlenmiş eşyaların burukluğunu, birbirine sımsıkı sarılmanın özlemini, sabah vapurunda yüzümüze yediğimiz boğaz rüzgarının hırçınlığını ama her şeyden önce aşkı, mutluluğu hatta ayrılığı miras bıraktı.

Her geçen gün, özlemi daha da pekişerek ve gelişerek, Yaman’ını bizim yerimize de öp bir kere. Öp ki şarkılarına her sığındığımızda yalnız kalmayalım.

5 yıldır, aynı özlemle…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here