Anılara sahip olan melodiler ruhunuza işlemeye başladığı andan itibaren sizi sonunu tahmin edemeyeceğiniz yolculuklara çıkarabilir.

Tony Gatlif’in yönettiği Gadjo Dilo böyle bir yolculuğun ve değişimin filmi.

Filmimizin ana karakteri olan Stephane’ın yolculuğunu ve ruhunun değişimini ele alan film, aynı zamanda çingenelerin yaşamını yakından inceleyen, onların dışlanmışlığını etkili şekilde anlatan bir kurguya ve sahnelere sahip.

Film ilk andan itibaren yalınlığı ve gerçekçiliği ile izleyiciyi filmin içine hapsediyor. İzleyici evet Stephane’ın yerinde ben olsaydım beni de bu şekilde karşılayacaklardı duygusunu çok iyi şekilde hissediyor. Oyuncuların doğal cast olarak seçilmesi bu noktadaki en önemli faktör.

Babasının ölmeden önce duymak istediği son ses olan Nora Luca’yı aramak için yola koyulan Stephane Romanya’da bir çingene köyünde her şeyin yabancısı olarak kendini bulacak ve değişim o andan itibaren Stephane için başlayacaktır. Stephane ise henüz bunun farkında değildir.

Stephane köyde ilk olarak çingene bir kemancı olan İsidor ile tanışarak köylülerin yaşamına dahil oluyor, şanslı ki köyde daha önce Belçika’da dansözlük yapmak için bulunmuş Fransızca bilen Sabrina onun bu yabancılığını bir nebze de olsa azaltıyor. Sabrina’nın çevirmenliği sayesinde köylülerle anlaşabilen Stephane geliş amacını anlatabiliyor ve o andan itibaren macerası yeni bir boyut kazanıyor. O günden itibaren kemancı dostu ve Sabrina ile çingene köylerini gezerek oradaki müzisyenlerin şarkılarını kayıt altına almaya başlıyor Stephane. Stephane’ın bu kayıtları onun geçmişi ile olan bağlantısını temsil ediyor, çünkü içinde o kayıtlarla tekrar ülkesine dönme isteği mevcut.

Hikayenin ve Stephane’ın kırılma noktası ise bir gün gittikleri köyde karşılaştıkları bir cenaze sırasında oluyor. Mezarın başında dans eden bir adamı görmek biz izleyicileri etkilediği kadar Stephane’ı da oldukça etkiliyor ve o andan itibaren çingenelerin yaşamı içerisinde kendisini daha iyi hissetmeye başlıyor.

Stephane gün geçtikçe içerisinde bulunduğu hayatın, kalbinin aradığı özgürlük olduğunu anlamaya başlıyor. Filmin içinde bu sekansları iyi bir gözlemle anlayabilirsiniz. Tercümanı Sabrina ile yaşamaya başladığı aşk da bu düşünceyi güçlendiriyor.

Filmin sonlarına yaklaşırken çingenelerin yaşamına dair sıkıntılar fazlasıyla ön plana çıkmaya başlıyor. İsidor’un oğlunun yaşadıkları ve İsidor’un herkesi kalpten etkileyecek isyanı Stephane’ın geçmişinden tamamen kurtulup çingene köyünde özgürlüğü ve Sabrina ile yaşamaya tam olarak karar verdiği an oluyor.

Stephane bir sesin ve melodilerin peşinden koşarken hayatına bu tutkuyla değiştiren, her şeyi geride bırakarak kendine yeni bir hayat kurmanın en güzel örneklerinden birini bize yaşatıyor.

Gadjo Dilo düşük bütçeli mükemmel filmler listesinin en tepesinde; doğallığı, muhteşem detayları ve değişim hikayesi ile kendisine yer buluyor.

Filmin müzikleri hakkında söyleyebileceğim tek şey ise hepsini tek tek dinleyip, dans ederken nasıl ağlayabileceğinizi hissetmeniz.

Nora Luca