Mehmet Turgut, 21 Temmuz 1977 doğumlu, Ankaralı fotoğraf sanatçısı. Aynı ismi taşıdığı dedesi de fotoğrafçı olan Turgut, kendine dedesinin yolunu seçmiştir.

Turgut’un son çalışmalarından biri ise “Bilim Sanatla Buluşuyor”

ODTÜ Kurumsal İletişim Ofisi çatısı altında faaliyetlerde bulunan ODTÜ Bilim İletişimi Grubu (BiG), bilimi topluma tanıtma, anlaşılır kılma ve bilimin eğlenceli halini insanlarla buluşturma kapsamında çalışmalar yapıyor. Ve bu kez bunun için Mehmet Turgut ile buluştu.

Mehmet Turgut’un önünde bu kez üniversitenin hocaları bulunuyordu. Herkes kendi çalışma alanına ve aktarmak istediği konuya uygun bir konsept ile kamera karşısına geçti. Mehmet Turgut’un objektifinden bu kez bilim yansıdı. Sergi meraklılarıyla da kısa bir süre önce buluştu. Sergide fotoğrafların yanı sıra fotoğraflarda kullanılan materyaller de sergilendi.

Yrd. Doç. Dr. Besim Can Zırh, ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden. Bu fotoğrafın adı ise “Göçebe Zamanlarda”

Türkiye’nin, daha öncelerde Avrupa’ya çok fazla göç vermiş bir ülke iken 2000’li yıllarla birlikte göç alan bir ülkeye evrildiğini ifade etmiş. Zırh, göçe ve göçebeliğe dair kadim insanlık hikayesinin önümüzdeki dönemlerde de yeni sayfalarla devam edeceğini düşünüyor.

ODTÜ Fizik Bölümü öğretim elemanlarından Doç. Dr. Bilge Demirköz’ün kamera karşısına geçtiği bu fotoğraf ise “Kozmik Işın Yağmurunun Altında”

Alfa Manyetik Spektrometresi Deneyi, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun üzerinde 2011’den beri kozmik ışın verisi topluyor. Bu verilerin; hem evrenin en uzak köşelerinden gelen bu fizik elçilerini anlamak, hem karanlık madde gibi temel fizik soruları açısından, hem de radyosunun uydulardaki malzeme ve elektroniklerde oluşturabileceği zararı hesaplamak ve azaltmak için önemli olduğunu düşenen Demirköz, fotoğraf konusunu bu şekilde seçmiş.

Yerleşim Arkeolojisi Ana Bilim Dalı’nda görevli Doç. Dr. Çiğdem Atakuman’ın fotoğrafı ise “Geçmişin İzlerini Okumak”

“Günümüzden 5000 yıl önce, yazının Anadolu’da yayılmasına çok az bir zaman kala, ODTÜ kampüs alanında iki küçük Erken Tunç Çağı yerleşimi vardı: Ahlatlıbel ve Koçumbeli. Bu yerleşimlerde yaşayan topluluklar, hem pişmiş topraktan, hem de gümüş, bakır, altın ve kalay gibi madenlerin karışımlarından yaptıkları insan ve hayvan heykelcikleriyle, kendi hikayelerini bugüne aktardılar. Ancak, resim ve heykellerin dilini anlamak, yazılı belgeleri “okumak” kadar kolay değil. Neydi acaba, bu heykelcikleri yapanların anlatmaya veya anlamaya çalıştığı dünya?” diyerek bu heykelciklerle kamera karşısına geçti.

Prof. Dr. Kürşat Çağıltay – “Gözler Yalan söylemez”

Yrd. Doç. Dr Mustafa Yücel – “Okyanuslar: Geleceğimiz”

Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Seyda Ertekin’in çalışması ise “Yapay Zeka Devri”

Yeni teknoloji çağının açacağı çığırı aktarmaya ve anlatmaya çalışmıştır. Geliyor “Düşünen Makinalar” Çağı!

Tüm bunlar ve daha fazlası üzerinde hep beraber çalıştıkları, bilimin birçok farklı dalının aktarmak istediklerini insanlara bir fotoğraf karesiyle aktardıkları bu çalışma takdire şayan.

Kamera arkası görüntüleri ise fazlasıyla ilgi çekici ve zevkli görünüyor.

Bilimle ve sanatla hep buluşmak dileğiyle…

Kaynak 1, 2