Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

Tam adı Mary Stevenson Cassatt olan fakat bizim kısaca Mary Cassatt olarak tanıdığımız ünlü Amerikalı ressam, 1844-1926 yılları arasında yaşamıştır. ABD’nin Pensilvanya eyaletinde dünyaya gelmiş, hayatının belirli bir süresini Almanya’da ve daha sonra Fransa’da geçirmiş; Paris’te yaşadığı hayat eserlerine de tesir etmiştir. 1870 yılında Paris’e gelen sanatçı, arkadaşlık kurduğu Edgar Degas sayesinde 1877 yılında eserlerini Empresyonist (İzlenimci) ressamlara sunma şansı bulmuş ve böylelikle bu topluluğun içindeki üç kadından bir tanesi ve aynı zamanda grup içindeki tek Amerikalı olmuştur. Sanatının başlangıcında baskı resmiyle ilgilenmiş, eserlerinde daha çok figüratif konulara yer vermiştir. 1870-80 yıllarında genellikle ailesini tasvir eden veya tiyatro ve operayı konu edinen eserler ortaya koyarken devam eden yıllarda özellikle anne çocuk ilişkisinin yakınlık ve sıcaklığını konu edinen eserlere yoğunlaşmıştır.

In the Loge (Locada) eseri, bahsettiğimiz opera konusunu işleyen eserlerden bir tanesidir. 1876 yılında ortaya konulan eser, Cassatt’nın Amerika’da sergilenen ilk izlenimci eseriydi ve sanat eleştirmenleri bu eser karşısında hayranlıklarını gizleyememiş; bu resmin birçok güçlü erkek ressamın eserini gölgede bıraktığını söylemişlerdir. O dönemin Paris halkı arasında tiyatro ve opera gibi eğlence aktiviteleri çok yaygındı, insanlar sadece sahnelenen şovları izlemeye değil çevrelerindeki insanları görmeye ve kendilerini onlara göstermeye de giderlerdi. Bu konu izlenimci ressamlar tarafından ele alınan popüler konulardan biriydi; Edgar Degas ve Pierre Auguste Renoir da Paris’li kadınları şıklıklarıyla bu gibi etkinliklere katılırken resmetmişlerdi. Mary Cassatt’nın Locada eseri ise kadın karakterine diğerlerinden daha dinamik bir rol biçmiş gibi görünür. Tasvir edilen figür dikkatli bir biçimde elindeki küçük dürbünle etrafını izlemektedir, hatta daha rahat görebilmek için öne doğru eğilmiş ve kolunu loca balkonunun kenarına dayamıştır. Arka tarafa doğru baktığımızda ise başka locada bulunan bir erkek tarafından başrolümüzün izlendiğini görmekteyiz ve aslında biz, izleyiciler de locada oturup bu ikiliyi gözlemler konumundayızdır. Bu resim bakış kavramını, insanların neye ve nasıl baktığını konu eder; bizi hem gözlenen hem de gözetleyen durumuna koyar ve içinde bulunduğumuz ortamı daha rahat anlamamızı sağlar. Resmedilen figürlerden anlaşılacağı üzere sahnede sergilenen performans önemli değildir, eğer kadın figürümüzün pür dikkat izlediği şey sahne olsaydı dürbününün aşağı doğru eğik olması gerekirdi.

Eserde izlenimcilik akımına özgü teknik detayları da görmek mümkün; eserin genelinde sanki bir taslakmış hissine kapılırız, bazı figürlerin yüzleri dahil edilmemiş, duvarlarda renkler karışmamış sadece fırçayla oraya sürülmüştür. Dikkatle bakacak olursak, arka bölümde kadın figürümüzü izleyen erkek figür bitmemişlik hissi veren, özensiz fırça darbelerinden oluşmuştur; yakından bakıldığında detaylar görülemez ama uzaktan gözlerimiz o darbeleri elinde dürbün tutan bir insan gibi görür. Hem dönemin eğlence ortamlarına bizi götüren hem de akımını güçlü bir şekilde temsil eden bu önemli eser, günümüzde Boston’daki Museum of Fine Arts’ta sergilenmektedir.

Kaynak 1,2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here