Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
81

Bazen zamanı yaşadıklarımızdan dolayı geriye almayı, bazen de hayallerimize ulaşabilmek için ileriye sarmayı düşlüyoruz. Zaman; hayatında en az bir kere böyle bir şeyi düşlemiş olan sıradan bir insandan, tüm hayatı boyunca zamanın sırlarını anlamaya çalışan olağanüstü bir insana kadar hemen hemen herkesin aklını kurcalayan yegane kavram. Göreceli olarak farklılık gösterse de, hepimiz için açıklaması ve anlaması son derece güç.

Peki zaman insanlık tarafından yaratılan bir illüzyon mu, yoksa yadsınamayacak kadar kuvvetli dördüncü bir fiziksel boyut mu? Paralel evrenlerde farklı zaman dilimlerinde hayatlarına devam eden alt ve üst kopyalarımız mevcut olabilir mi? Biz onların eylemlerinden onlar da bizim eylemlerimizden etkilenebilir mi? Sanırım bunun gibi binlerce soru sıralanabilir. Hatta zaman ve evren işleyişi üzerine tahminler yürütüp hayal kurmak, ilk günden bu yana yapmayı sürdürdüğümüz sıradan bir aktivite dahi olabilir.

Beyinlerimizi bu kadar kurcalayan bir mesele, elbette evreni anlamak için başvurduğumuz en ideal yol olan sanatın içinde de kendine doğal bir biçimde yer bulmuştur. Çizgi romanlardan sinemaya, resimden müziğe kadar hemen hemen sanatın her dalında bu konunun farklı versiyonlarının işlendiğini görebiliriz.

Özellikle sinema, görsel iletişimi sayesinde bizimle daha kuvvetli bir bağ kurmayı başardığı için bu konudan kendine pay çıkarmak için geç kalmamıştır. Ay’a Seyahat’ten, 2001: Uzay Macerası’na, Zaman Makinesi’nden Yıldızlararası’na kadar birçok film bu konu hakkında kendilerine ait fikirlerini beyan ettiler.

Ama 1985 yapımı ilk filmiyle hayatımıza giren Geleceğe Dönüş serisi, diğerlerinin olamadığı kadar büyük bir fenomene dönüşmeyi başardı. Bu seri bizleri bilim meraklısı iki sıra dışı insanla tanıştırdı. Dr. Emmett Brown ve Marty McFly.

Seride nasıl tanıştıklarıyla ilgili detaylı bilgiye yer verilmemiş olsa da, yönetmeninin yaptığı açıklamaya göre ikili, Marty’nin yıllar boyunca çatlak ve tehlikeli bir insan olarak anlatılan Doktor Brown’un laboratuvarını gizlice ziyaret etmesi sayesinde tanışır. Genç Marty bu zamandan sonra Dr. Brown ile beraber çalışmaya başlar. İkilinin hikayesi Dr. Brown’un uzun yıllar süren çalışmalarının ardından zaman makinesini icat etmesiyle daha farklı bir yöne doğru yol alır. Geçmişe ve geleceğe yaptıkları yolculuklara bizi de ortak eden bu ikiliden Dr. Emmett Brown’u başka bir yazımızda ele alacağız.

*** Yazının bundan sonraki kısmı spoiler içermektedir. ***

Bugünün konusu olan kişi, en büyük hayali insanların karşısına çıkıp müzik yapabilmek olan ancak Doktorla yaptıkları olağanüstü yolculuklarla hayatının seyri tamamen değişen Marty McFly.

Marty McFly, 12 Haziran 1968 yılında Kaliforniya’nın Hill Valley adlı kasabasında dünyaya gelir. Annesi Lorraine McFly, babası George McFly’dır. Ayrıca Dave adında bir abisi ve Linda adında bir de ablası vardır.

Bu ailenin en ele avuca sığmayan ve meraklı üyesi olan Marty, Doktor’la tanıştıktan sonra onun laboratuvarında çalışmaya başlar. En büyük hayali grubuyla beraber kalabalıkların karşısına çıkarak müzik yapmak olan bu genç, doktorla birlikte geçirdiği zamanlardan geriye kalan vaktini kız arkadaşı Jennifer Parker’la veya müzik provalarıyla geçirir.

Okulda geçirdiği vakitlerde Müdür Stanford Strickland tarafından sürekli eleştirilir ve onu memnun etmeyi asla başaramaz. Bay Strickland’e göre Hill Valley tarihinde adam olmuş bir tek McFly bile çıkmamıştır. Ancak Marty babasından dolayı oluşan bu ön yargıyı değiştirmeye niyetlidir.

Babası George McFly, gençlik yıllarında ona zorbalık eden Biff Tannen’a hiçbir zaman karşı gelememiş olmasının acısını yetişkinlik döneminde de çekmektedir. Marty, biraz da bu durumun etkisiyle ona korkak denilmesinden rahatsızlık duyarak fevri hareketlerde bulunmasıyla bilinir. Bu durum, onun hayatı boyunca aptalca kararlar almasına ve bunun sonucunda aksilikler yaşamasına sebep olur.

Bu olaylar yaşanırken Dr. Brown uzun zamandır devam eden çalışmalarının neticesini alır ve DeLorean marka bir arabadan yaptığı zaman makinesiyle ilk deneyini gerçekleştirir. Bu deney sırasında Dr. Brown’a yardımcı olan Marty, yaşanan bir talihsizliğin ardından onları kovalayan kişilerden kaçmaya çalışırken kendini Delorian’ın içine atar ve farkında olmadan 88 kilometre hıza ulaşınca kendini birden 5 Kasım 1955 yılında bulur.

İşte, yapıldığı zamanın ötesine ulaşarak büyük bir izleyici kitlesi oluşturan serinin ilk filmi de bu olaylarla birlikte başlar. Geleceğe Dönüş filminde geçmişteki anne babasıyla tanışan Marty McFly, hayatında memnun olmadığı konular üzerinde bazı değişiklikler yapar.

Ancak zamanda değişiklikler yapmak elbette ki sorunları da peşinden getirir. Sadece anne babasının değil, Dr. Brown’un hatta Biff Tannen’ın bile o zamanki halleriyle tanışan Marty, 1955 yılındaki Hill Valley ve o zamanın yaşantısıyla tanışır.

Marty, yaşadığı talihsizliklerin ve edindiği güzel anıların ardından Doktor’un yardımıyla 1985 yılına geri döner. Ancak Geleceğe Dönüş II vakti geldiğinde, Doktor bu sefer gelecekten getirdiği uyarılarla Marty’nin kapısını çalar.

Çocuklarının yardıma ihtiyacı olduğunu öğrenen Marty, yanına Jennifer’ı da alarak bu sefer 2015 yılına doğru bir yolculuğa çıkar. Oraya vardıklarında, kendi ailesinin ve kasaba halkının gelecekteki üst versiyonlarıyla karşılaşır. Babası hakkında yaşadığı hayal kırıklığının bir benzerini kendi yetişkinliğinde de gören Marty, bu ziyaretindeki zamanını, gelecekteki kötü ihtimalleri düzeltmek için harcar. Ancak yine, zamanda yapılan değişikliklerin birbirini tetikleyen bir sürü soruna yola açtığı görülür.

2015 yılında uçan kaykaylar, kendi kendine bağlanan ayakkabılar ve türlü teknolojik ürünle karşılaşan Marty, Tannen’ın kendi çıkarı için yaptığı planlardan sonra bunları düzeltmek için tekrar 1955’e gider. Tüm aksiliklerin üstesinden gelmelerine rağmen yıldırım çarpması sonucu Doktor, DeLorean’la birlikte kendini bir anda 1885 yılında bulur. Ardından Marty, 70 sene 2 ay 12 gün öncesinden gelen bir mektupla beraber yeni bir serüvene atılır.

Sıra Geleceğe Dönüş III’e geldiğinde 1955 yılında sıkışıp kalan Marty, o zamandaki Doktor’u bularak yaşadıkları karmaşayı anlatır. Yine onun yardımıyla 1885 yılına giderek onu kurtarmaya çalıştığında ise kendini birden Vahşi Batı’da bulur. Marty burada, diğer karakterlerin o dönemdeki atalarıyla tanışır. Başını yine Tannen ile belaya sokmayı başarsa da, bu sefer karakterinin en önemli kusurunu fark ederek ilk kez ona korkak denildiğinde fevri bir karar almaktan vazgeçer ve asıl yapması gerekenlere odaklanır.

Marty’nin, Doktor’un hayatını kurtarmayı başardıktan sonra 1985 yılına dönebilmesine rağmen Doktor, aşık olduğu kadın Clara ile birlikte 1885 yılında kalır. Marty döndükten sonra ilk iş olarak Jennifer’ın yanına gider ve ona her şeyi anlatır. Marty’nin ondan tamamen ümidini kestiği bir anda, Doktor ve ailesi beklenmedik bir zamanda devasa bir zaman makinesiyle çıkagelir. Jennifer ve Marty, Dr. Brown’un hayatta ve sağlıklı olduğunu gördükten sonra her şey 1985 yılındaki olağan düzenine geri döner. Tabi bir zaman makinesinin varlığından haberdar olup, onunla zamanda yolculuk yaptıktan sonra her şey ne kadar olağan olabilirse.

“Geleceğiniz henüz yazılmadı çocuklar. Kimseninki yazılmadı. Geleceğinizi kendiniz belirleyeceksiniz.”  

Dr. Emmett Brown

Marty’nin haylaz ve uçarı zamanlarından bir aile babası olduğu zamanlara kadar geçirdiği değişimlere ve yaşadıklarına şahit olduğumuz bu seri, tüm zamanların en çok sevilen yapımlarından biri. Marty Mcfly ise bu seri sayesinde hepimizin tanıdığı eğlenceli ve hayalperest bir zaman yolcusu.

Ve bu da Marty’nin hayalini gerçekleştirdiği, sinema tarihinin en güzel müzikli sahnelerinden biri.

 

Kaynak: 1, 2, 3,

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
81

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here