Protestanlığın babası olarak kabul edilen Luther, 10 Kasım 1483’de Almanya’nın Eisleben şehrinde dünyaya geldi. Erfurt Üniversitesi’nde felsefe okudu. Ailesine yaptığı bir ziyaretin dönüşünde, yıldırım çarpması sonucu arkadaşı Alexis’i kaybedecekti. Bu olaydan çok etkilendiği için, yakınlarının itirazlarını dinlemeyip keşiş olmaya karar verdi. Aziz Augustin tarikatına bağlı bir manastırda ilahiyat eğitimi aldı ve aynı yıl rahipliğe kadar yükseldi. Ardından Wittenberg Üniversitesi’nde teoloji doktorasını tamamlayarak burada ders vermeye başladı. 

Luther, Orta Çağ Avrupası’nın dini anlayışlarından son derece rahatsızdı. Katolik Kilisesinin para karşılığı cennetten toprak satarak insanların günahlarını bağışladığını iddia etmesi (endüljans), ona oldukça komik geliyordu. Hatta toprak satan rahiplerin yanına gidip, “Ben Cehennem’i satın almak istiyorum. Orası sadece bana ait olacağı için geri kalan herkes cennete gidecek ve endüljansa gerek kalmayacak” dediği rivayet edilir.

Luther, Papalık kurumunun halkı sömürerek zenginleştiğine inanıyordu. Tanrı’ya ulaşmak için kiliseye ihtiyaç olmadığını, insanlığın kurtuluşunun sadece imanla gerçekleşebileceğini öne sürdü. Bu nedenle halka, “Endüljansları satın almayın” çağrısı yaptı. 31 Ekim 1517’de, Latince kaleme aldığı 95 maddelik “Endüljans’ın Kuvvetine Dair Tezler” adlı metni Wittenberg Saray Kilisesi’nin kapısına astı.

Bu 95 maddeden bazıları şunlardır:

  • Papa, ya şahsen ya da Kilise Kanunu’nun otoritesiyle verdiği cezaların dışındakileri bağışlayamaz. 
  • Tövbe usullerine dair Kilise Kanunları sadece yaşayan insanlar için bağlayıcıdır, söz konusu kanunlara göre hiçbir şey ölmüşlere tatbik edilemez.
  • Ölmekte olanların durumunda Araf için de kanuni kefaret  buyuran rahiplerin yaptıkları cahilce ve fenadır.
  • Papa’nın bağışlamasıyla bir insanın bütün cezalardan kurtulduğunu ve selamete erdiğini söyleyen endüljans vaizleri yanılgı içindedir.
  • Paranın para kutusuna atılmasıyla birlikte ruhun daha o an Araf’tan uçup kurtulduğu sadece bir insan öğretisidir.
  • Her hakiki tövbekar Hıristiyan, bağışlanma belgeleri olmadan da cezadan ve suçtan tamamıyla bağışlanma hakkına sahiptir.
  • Hıristiyanlara; fakirlere hibe ya da muhtaçlara yardım etmekle, bağışlanma belgesi satın almaktan daha hayırlı bir şey yaptığı öğretilmelidir.
  • Kilise’nin hakiki hazinesi kutsal İncil’dir.
  • Şimdiki zenginliği en zengin para babalarından daha çok olan Papa, sadece Aziz Petros Kilisesi’ni fakir inananların parası yerine kendi parasıyla neden inşa ettirmiyor?

Luther’ın görüşleri sadece Almanya’da değil bütün Avrupa’da yayılmaya başlamıştı. Yıllarca Ortaçağ karanlığına hapsolan halk, tünelin ucunda gördüğü ışığa doğru hızla yürüyordu. Endüljans alımları da durunca kilisenin ekonomik gücü iyice sarsılmış, Papa’nın otoritesi büyük oranda zedelenmişti. Bu sayede Reform hareketleri başlayacaktı. Papa X.Leo, 3 Ocak 1521’de Martin Luther’ı aforoz ettiğini duyurdu. Fakat Luther görüşlerinden vazgeçmemekle birlikte aforoznameyi halkın gözü önünde yakacak ve kendisine hem daha fazla taraftar, hem de daha fazla düşman edinecekti. Bu hareket, Papalığı adeta yerlere sermişti.

      Luther savunma yapmak üzere Roma’ya çağrıldı. Muhtemelen yakalandığı yerde idam edilecekti. Fakat kendisi bu çağrıya kayıtsız kalıp, savunmasını Augsburg’daki Kardinal Cajetan’a sunmayı tercih etti. Cajetan ile görüştükten sonra da fikirlerinde bir değişiklik olmayınca, Wittenberg’e geri döndü ve Saksonya Dükü III.Frederick tarafından himaye altına alındı. Papa, bu “günahkar rahibin” sürgüne gönderilmesini emrettiyse de Frederick bunu kabul etmedi. 1 yıl boyunca Wartburg’daki bir şatoda saklanan Luther, bu süre içerisinde bol bol yazacak ve İncil’i Latince’den Almanca’ya çevirecekti. Her Hıristiyan’ın İncil’i rahatça okuyabilmesini ve kendisine göre yorumlamasını arzu ediyordu. 

          Luther, din adamlarının da evlenebileceğini öne sürerek yine eski bir inancı temelinden sarsacak ve onun bu düşünceleri hem halk, hem de Alman prensleri tarafından fazlasıyla kabul görecekti.

Luther’ın Türkler hakkındaki iddiaları da oldukça ilginçtir:

            “Tanrı Türkleri; Hıristiyanlar’a ceza versin, onları yola getirsin diye gönderdi. Bunun için onlara karşı savaşmak mümkün değildir. Buna boyun eğip sabretmek gerek. Fakat Tanrı ileride, Hıristiyanların çektikleri cezayı kafi görecek ve Türkleri geri çekecektir.”

            1529 yılına gelindiğinde Luther bu kaderci görüşünden sıyrılarak, her Hıristiyan’ın Türklerle savaşmaya yükümlü olduğunu belirttiği “Türkler’e Karşı Savaşta” adlı eserini yayımladı. Ardından Hıristiyanlığın temel doktrinlerinin soru cevap şeklinde öğretildiği “Küçük ve Büyük Kateşizm”i sürdü piyasaya. 1532’de amacına ulaşacak ve Nürnberg Dini Barış Komitesi, Alman Protestanlarına özgürlük tanıyacaktı. Ardından Wittenberg İlahiyat Fakültesi dekanlığına getirilen Martin Luther, ömrünün sonuna kadar Papalıkla anlaşmaya yanaşmadı.  

Kaynak: 1,2,3, Hikmet Tanyu, “Martin Luther’in Türkler Hakkındaki Sözleri”

 

 

           

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here