Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

”İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara…”

Birçok insanın küçük yaşlarda okuduğu, belki de o zamanlar okuduğu kitabın hayat hakkında ne çok derse sahip olduğunu fark etmediği bir eser, Martı. Masal türünde bir kitap olan Martı, spiritüalizm, kişisel gelişim, uzun öykü türlerinde de anılır. Yazarı Richard Bach 23 Haziran 1936’da Amerika’da doğdu. Bir dönem Hava Kuvvetlerinde pilot olarak çalışan yazar, kitaplarının çoğunu kendi yaşamından esinlenerek yazdı. Bir çok eserinde bir şekilde ”uçmaktan” bahseden yazarın, 1970 yılında yayınladığı Martı ise onun her zaman en çok dikkat çeken ve hayatlarda iz bırakan eseri olarak kaldı.

Kitaptan birçok anlam çıkarılabilir ama Martı aslında bize farklı bir bakış açısını aktarıyor. Sınırlar yoktur ve aslında varlık düşünceden meydana gelir. Kitabın bize anlatmaya çalıştığı bir diğer konu ise istemenin ve çalışmanın önemi. Amacından emin olduktan ve ona ulaşmak için çabaladıktan sonra başarılmayacak hiçbir şey yoktur. Bize gereken şeyler sadece çalışma azmi, sabır ve inançtır.

Oldukça kısa olan kitabı bir saat içinde bitirebilirsiniz buna karşın size öğrettikleriyle hayat boyu aklınızın bir köşesinde kalmayı başaracaktır.

Gelelim kitapta geçen, tekrar tekrar okunması gereken ve hayata dair oldukça önemli mesajlar barındıran kısımlardan bazılarına;

”Neden Jon, söylesene neden?” diye inleyerek sordu annesi. ”Diğerleri gibi olmak bu kadar mı zor? Alçaktan uçmak pelikanların ve albatrosların işi, bunu onlara bırakmalısın. Hem niçin avlanmıyorsun oğlum? Artık bir kemik bir tüy kaldın.”

”Bir kemik bir tüy kalmak umurumda bile değil anne. Ben sadece havada ne yapıp ne yapamayacağımı öğrenmek istiyorum, anlıyor musun, hepsi bu. Sadece öğrenmek istiyorum.”

Yumuşak bir ses tonuyla, ”Buraya bak Jonathan,” dedi babası. ”Kış gelmek üzere. Balıkçı tekneleri giderek azala­cak, balıklar da artık suyun üzerinde değil, derinlerde yüzecek. Eğer bir şey öğrenmek istiyorsan, nasıl yiyecek bulacağını öğren. Bu uçma çaban gerçekten çok hoş ama uçmanın karın doyurmadığını sen de biliyorsun. Şunu hiç aklından çıkarma; senin uçma nedenin yiyecek bulabilmek!”

Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!”

Onu üzen şey yalnızlık değildi; diğer martılar uçmanın keyfine varamamış, uçmalarıyla gurur duyamamışlardı. Gözlerini azıcık aralayıp ileriye bakmayı reddetmişlerdi. 

Martı Jonathan bezginliğin, korkunun ve öfkenin bir martının ömrünü kısalttığını, bunları zihninden uzaklaştırdığında ise hoş ve uzun bir yaşam sürebileceğini de fark etmişti.

”Bildiğim tek yanıt, senin milyonda bir rastlanan ender kuşlardan olduğun Jonathan. Yola çıkanlarımızın çoğu çok yavaştı. Nereden geldiğimizi hemen unutup nereye gittiğimizi merak bile etmeden, günübirlik yaşayarak çoğu kez birbirinin aynısı olan şeyi yaptık; bir dünyadan gelip diğerine gittik. Yemekten, birbirimizle mücadele etmekten, sürüye gücümüzü kanıtlamaya çalışmaktan daha başka yaşama nedenleri olduğunu öğrenmek için kaç yaşamdan geçmek zorunda kaldık, bir fikrin var mı Jonathan? Binlerce Jon, on binlerce! Ardından, mükemmellik diye bir şeyin varlığını fark edene kadar yüzlerce yaşam daha… Yaşama amacımızın mükemmeli bulma ve onu açığa çıkarma olduğunu anlamak için diğer yüzlercesi daha yaşandı. Şimdi de aynı kural geçerli, tabii ki diğer dünyayı bir öncesinde öğrendiklerimizle kurarız. Fakat hiçbir şey öğrenilmemişse, sonraki yaşam öncesinin aynısı olacaktır; aynı sınırlar ve kazanmak için yüklenilen aynı sıkıntılar…”

”…Cennet bir yer, bir mekan değildir, bir zaman dilimi değildir. Cennet öğrenmektir, mükemmelliktir.”

”…Çünkü rakamlar sınırları belirler; iyinin, mükemmelin sınırları yoktur. Mükemmel hıza ulaşmak oğlum, orada olmak demektir.”

”İlginç. Mükemmelliği küçümseyen martılar yavaştır, hiçbir yere gidemezler. Mükemmele ulaşmak için uçanlar ise hızlıdırlar ve her yere gidebilirler…”

”Eğer ne yaptığını iyi biliyorsan her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek gerek…”

Derken, Chiang’ın gitmesi gereken gün geldi çattı. Chiang, hepsiyle sükunet içinde konuştu ve onlara öğrenmeyi, öğrendiklerini uygulamayı ve yaşamın gizli saklı kalmış tüm mükemmel ilkelerini anlama çabalarını hiçbir zaman bırakmamalarını tembih etti. O konuştukça tüyleri aydınlandı, aydınlandı ve sonunda hiçbir martının bakamayacağı kadar parlaklaştı. 

”En yüksekten uçan martı, en uzağı görendir.”

”…Dostluğumuz zaman ve mekanla sınırlıysa, zamanı ve mekanı aştığımız an, kardeşliğimizin bitmesi gerekir.”

”Bizler sürünün bir parçası değilsek, kurallarını da uymak zorunda değiliz.”

”Bir kanat ucunuzdan diğerine kadar tüm bedeniniz, düşündüklerinizden başka bir şey değil. Düşüncelerinizin zincirinden kurtulun, bedenlerinizin zincirlerini kırın…”

+Martı Maynard, burada ve şimdi, kendin olmakta, kendi gerçek kişiliğine sahip çıkmakta özgürsün ve hiçbir şey seni yolundan alıkoyamaz. Bu, Yüce Martı Yasası’dır. -Şimdi sen benim uçabileceğimi mi söylemek istiyorsun? +Ben senin özgür olduğunu söylüyorum.

”En doğru yasa bizi özgürlüğe götürecek olandır.” 

”Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi? Üstelik çok kısa süren bir çalışmayla bunu kendilerinin de anlaması bu kadar mümkünken. Bu iş bunca güç olmak zorunda mı?”

”Zavallı Fletch. Gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış. O zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin.”

Son olarak Yaşar Kurt’un kitaptan ilham alarak yazdığı şarkıyı dinlemenizi tavsiye ediyoruz.

 

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here