Ressam Derviş Överin‘in oğlu olan Küçük İskenderi’in asıl adı Derman İskender Över‘dir. 28 Mayıs 1964 İstanbul doğumludur. İskender daha dünyaya ilk geldiği gün ailesini büyük bir şaşkınlığa uğratmıştır. Çünkü kız bebek bekleyen ailesini, erkek bir bebek karşılamıştır. İstanbul doğumlu olan yazar-şair bu şehri çok sevmekte ve önem vermektedir. Babasına karşı içinde sevgisizlik daha çok ağır bassa da onu İstanbul’da kaybetmiştir. Derviş Över’e karşı sevgisizlik -nefret- nedenine değinecek olursak; babasından çok fazla şiddet görmesi ve ağır otoriter kişilikte olmasıdır. Babasının bu kişilik değişmesine karşı tutumunu Kenan Evren‘e yazdığı açık mektupta şu şekilde dile getirmiştir:

“Komünist babam arkadaşlarının gördüğü işkencelere, yaşadığı coğrafyanın güzel insanlarının genç, yaşlı demeden imhasına tanık ola ola önce kendini, sonra yuvasını mahvetti. Akademik eğitim görmüş bir ressam olmasına rağmen tünelde yarısı yanmış, pislik içinde bir binanın karanlık odalarında canını teslim etti” demiştir. Bu söyledikleriyle babasına karşı sevgisizliğini dile getirmiştir.

Kabataş Erkek Lisesi’ni bitiren yazar Cerrah Paşa Tıp Fakültesini kazanmıştır fakat okulu bitirmeden ayrılmıştır. Çünkü parmakları yazmaya, kalbi edebiyatın peşinden koşmaktadır. Okulu bırakan Küçük İskender, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümüne geçmiştir. Burada da 3 yıl öğrenim gören şair okulu tamamlamadan ayrılmıştır. Sanat hayatı onu akademik ortamdan ve çalışmalardan uzaklaştırmış, sinema ve edebiyata karşı yüksek eğilimini göstermeye başlamıştır. 1980 yılında çeşitli dergilerde eleştirilerini, denemelerini ve şiirlerini İskender Över ismiyle yayımlamaya başlayan yazar ilk defa profesyonel olarak 1985’te Adam Sanat Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı ve Küçük İskender mahlasıyla tanınmış, ‘marjinal şair’ olarak anılmıştır. Onlarca deneme, eleştiri, roman, derleme, inceleme ve antoloji olmak üzere pek çok dalda eserler vermeye başlamıştır. Kanada‘da yayımlanan Descant adlı derginin Türkiye özel sayısında yazmıştır. Ayrıca ABD‘de Murat Nemet Nejat’ın “eda” kavramında yoğunlaştığı Türk şairlerinden çeviri antolojisinde de kendine yer edinmiştir. Daha sonrasında İtalya’da düzenlenen Avrupalı Genç Şairler Yarışması‘nda (La Giovane Poseia D’europa Nel 1999) ilk ona girmeyi başarmış ve bu başarısından sonra şiirleri kitaplaştırılmıştır. Yine aynı yıl içerisinde Orhon Murat Arıburnu Ödülleri‘nde ‘Bir Çift Siyah Deri Eldiven‘ adlı şiir kitabıyla birinciliğe layık görülmüştür. Daha sonrasında Almanya ve Hollanda‘da yapılan etkinliklerde şiirlerini okudu, 2003 yılında Berlin‘de düzenlenen İlk Türk Eşcinseller Kongresi‘nde bu konuyla ilgili bildirisini de sunmuştur. New York ve Kuzey Coralania‘da bulunan üniversitelerde konuşmalar gerçekleştirmiş ve tek gecelik okuma gecelerine konuk olmuştur. 2006 yılında İskender’i Ben Öldürmedim adlı şiir kitabıyla Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü‘nü kazanmıştır.

Hayatına ve başarılarına değindiğimiz marjinal ve aykırı şair Küçük İskender eserlerini birçok yerde tanıtmış, okumuş ve ün kazanmıştır. Başarıdan başarıya atladığı sanat hayatında ülkemizi birçok kez gururla temsil etmiştir. Parlak zekası ve edebiyata -sanata- aşık olan bu adam 03.07.2019 tarihinde bir yıldır mücadele ettiği kansere yenik düşerek hayata veda etmiştir. Artık son nefeslerini tüketmeye başlayan Küçük İskender insanlara çok güzel bir mesaj ve söz bırakıp ölüme yenik düşerek dünyadan göç edip gitmiştir. Son sözü; “Benim öldüğümü duydukları gün dansa gitsinler. Bir gün önce dansa gidenler de çok özledikleri sevgililerini arasınlar. Arayanlar varsa parti versinler. O gece çok eğlensinler. Ben öldüm diye eğlenmesinler. Böyle bir adam yaşadı diye eğlensinler.” şeklindedir. Son nefesinde bile insanlara güzel şeyler bırakan Küçük İskender’i daha iyi anlayabilmek adına çok sevilen şiirlerinden biri olan ‘Ben Ölürsem’ şiiriyle sizleri başbaşa bırakalım..

Sevgi ve Saygı ile…

BEN ÖLÜRSEM

Ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
Ne bir aşk zarafeti
Ne bir hayal tabiri.. küçücük ömrüm
Hep rüzgar gülleri kokacak!

Bir sinek cenazesinden dönmüşüm de sanki
Ağzım burnum kanyak
Denizden yeni çıkartmışlar yağmurun ölüsünü
Mevsimlerden napalm, günlerden ilkbahar

Hummalı sabrımın glayöllü dağ köyleri
Sana hasret şakımak mı yakışacak
Çok arayacak çocukluğum esas sırrını
Ben ölürsem o kendiliğinden çoğalacak!

Ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
Ne bir buz yorgunluğu
Ne bir sinema perdesi yırtık.. küçücük kabrim
Bir çocuk kalbi gibi haylaz olacak !

KÜÇÜK İSKENDER

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here