Bu içeriğimizde sizler için, romantizme ihtiyaç duyduğunuz günlerde işinize yaraması umuduyla, Güney Kore dramalarını derledik. Peki bu dramaların diğer aşk konulu dizilerden farkı nedir? Önereceğimiz dramalar kalplerin heyecandan yerinden fırladığı, dünyaya pembe gözlüklerle bakılan, karakterlerin aşkla uyuyup aşkla uyandıkları dramalar gibi değiller. Bunlar hem karakterlerin yaşı, hem de aşkın işleniş şekli açısından diğerlerinden farklılık gösteriyor. Karakterlerin yaşları ve sosyal durumları sebebiyle olgunluğun ve sorumlulukların oldukça fazla olduğu bu dizileri izlerken, siz de mantığınız ve kalbiniz arasında kalıyorsunuz. Yer yer dolan gözlerinizin sebebi ise karakterlerle kurduğunuz empati oluyor genellikle. Fakat öyle anlar geliyor ki iki insanın birbirine kaçamak bir şekilde fırlattığı minik bakışlarla liseli bir çocuğa dönüşüp yastıklara sarılıyorsunuz. İşte size bu içeriğimizde böyle dramalar önereceğiz. Haydi başlayalım. 🙂

Something In The Rain 

Başrollerini Jung Hae-In ve Son Ye-Jin’in paylaştığı dizi 2018 yapımı olup, yönetmenlik koltuğunda Ahn Pan-Seok bulunmaktadır. Karakterlerimizden Seo Jeon-Hee (Jung Hae-In) bilgisayar oyunları üreten bir firmada çalışmaktadır. 20’lerinin sonlarında olan Seo Jeon-He genç yaşında eğitim için gittiği Amerika’dan ülkesine dönüş yapmıştır. Bundan pek mutlu olduğu da söylenemez. Ta ki ablasının en yakın arkadaşı olan Yoon Jin-A ile tekrar karşılaşana kadar. Yoon Jin-A 30’larında bir kadın olarak bir kahve şirketinde çalışmakta ve ailesiyle yaşamaktadır. İş hayatı ve ev içi hayatında yaşadığı sıkıntıları unutabildiği tek yer en yakın arkadaşının yanıdır. Arkadaşının kardeşi ile tekrar karşılaştığında ise artık karşısında hatırladığı çocuğu görmemek onu şaşırtacaktır. İkilimizin yaşadıkları farklıdır. Güney Kore de -ülkemiz gibi- ilişki içindeki yaş konusunda oldukça muhafazakar görüşe sahip bir ülkedir. Sıkıntı sadece bu olmayacaktır onlar için. Spoiler vermemek adına burada susacağım fakat övmem gereken bir şey daha var o da şu ki kullanılan müzikler bir efsane. Rachael Yamagata’nın sesi her sahnenin kırıklığını ve taşıdığı umudu tınısıyla yansıtabilmiş. İzlerken ruhunuzu rahatlatacak bir dizi arıyorsanız şayet öneririz efendim.

(Diziden İçinizi Isıtacak Bir Şarkı)

Because This Is My First Life

Park Joon-Hwa tarafından yönetilen film 2017 yapımı olup başrollerini Jung So-Min ve Lee Min-Ki paylaşıyor. Dizide erkek karakter Nam Se-Hee 30’larındadır ve bir şirkette üst düzey pozisyonda çalışmaktadır. Hayattan hiçbir isteği ve beklentisi olmayan bu adamın her şeyi evidir. En büyük isteği de çektiği ev kredisini ödemektir tabi. Kadın karakterimiz Yoon Ji-Ho ise Kore’nin en prestijli üniversitesinde edebiyat okumuştur, en büyük hayali iyi bir yazar olmak ve kendi kendine bakabilmektir. Tüm hayallerine rağmen hayat onu dizi senaristliği yapmaya zorlamıştır. Bu işten oldukça mutsuz olsa da yaşamını devam ettirmek için yapmak zorundadır. Kader öyle bir oyun oynar ki birbirini hiç tanımayan bu iki insan evlenmek zorunda kalırlar. Nasıl mı? Merak ettiyseniz izleyin derim. Dizide hoşunuza gidecek şeylere gelirsek “gerçekçilik” yeterli bir kelime olacaktır. Gerçek hayat ve dizi evreni farklıdır hani, dizi kahramanları duygularını bir anda söylerler, esas oğlan esas kızı bir anda kendine çekip öpebilir hani. İşte bu dizi öyle değil. Anlatamadıkları şeyler sizin bile içinize oturuyor. Ayrıca yaşam kavgası veriyorlar. Başını sokacak bir yuva isteği bütün dünyada var sanırım.

Romance Is a Bonus Book

Yönetmenliği Lee Jeong- Hyo tarafından yapılan dizi 2019 yılında yayımlanmaya başladı. Lee Jong-Suk dizide Cha Eun-Ho karakterine hayat verirken Lee Na- Young ise Kang Dan-İ karakterini canlandırıyor.  Hikayemizde Cha Eun-Ho bir yayınevinde editörlük yapmaktadır. 30’larında olan karakter çok başarılı ve oldukça yakışıklıdır. Kang Dan-İ ise Cha Eun-Ho’nun eskiden beri tanıdığı bir arkadaşıdır. İyi bir üniversitede eğitim gören bu kadın kariyerinde bir anda yükselmiş ve başarılı bir reklam yazarı olmuştur. Evlendikten ve anne olduktan sonra ise çalışmayı bırakmıştır. Hikaye başladığında Dan-i hayatta tek başına ayakta kalmaya çalışmaktadır, yaşayacak bir evi bile yoktur. Durum böyleyken eski arkadaşı Cha Eun-Ho’nun lüks evindeki çatı katına gizlice girip yaşamaya karar verir. Kısa sürede yakalanır. İş için girdiği mülakatlardan da bir şey çıkmaz. Sonunda Eun-Ho’nun çalıştığı yayınevinde, eğitimi hakkında yalan söyleyerek, lise mezunu stajyer olarak işe başlar. İkilimizin yaşamı değişecek,  yan yana yaşayan bu iki insan geçmişin duygularını hatırlayacaktır. Bundan sonrası spoiler der susarım. Fakat dizide beğeneceğinizi düşündüğüm şeyleri yine sıralayacağım. Dan-i’nin  çaresizliği o kadar yoğun ve gerçek ki. Böyle bir durumda en güvendiği insana bile halini anlatamaması insanın içine öyle işliyor ki, kendinizi yerine koymaktan bile korkuyorsunuz. Bütün bu olayların içinden doğrulmaya çalışması da bir o kadar gerçek. Döktüğü gözyaşları özellikle. Dizide yayınevi gibi bir çekim mekanı oluşu özellikle mükemmel, çünkü her bölümde ekibin yayımlamaya çalıştığı yahut redakte ettiği bir kitabı görüyor ve yazarın hikayesini öğreniyorsunuz. Malum edebiyat ve hayat iç içedir sayın okur. 🙂

One Spring Night

2019 yapımı olan bu dizinin yönetmeni de Something In The Rain dizisinde olduğu gibi Ahn Pan-Seok olmuştur. Yönetmenimiz sayesinde de Jung Hae-In koskoca ülkenin gözünde romantik bir prens oldu. İlk dizide Kore’nin duygusal prensesi Son Ye-Jin ile oynuyordu. Bu dizide ise karşısında Han Jimin var ki mükemmel bir seçim olmuş. Hikayemize gelecek olursak, Yoo Ji-Ho eczacıdır ve bekar bir babadır. Bir gün çalıştığı dükkana gelen akşamdan kalma bir kadın Lee Jeong-In ile her şey değişecektir. Lee Jeong-In bir kütüphanecidir. Kwon Gi-Seok adında bir erkek arkadaşı vardır. İlişkileri aşk temelli bir ilişki değildir. Hayatında ne her şey çok iyi ne de kötüdür. Yaşam bir şekilde akıp gitmektedir. Bir sabah tanıştığı eczacı Ji-ho hayatını baştan aşağı değiştirecektir. İşin ilginç yanı bu eczacı aynı zamanda erkek arkadaşının üniversiteden bir tanıdığıdır. (Kader ağlarını örmüş yani sayın okuyucu.) Karakterlerimizin kendinden emin olmaları ve adım atmaları gerekecektir. Dizinin müzikleri ise muazzam. Yine Rachael Yamagata elinden çıkma şarkılar olduğu gibi Carla Bruni’den Oscar Dunbar’a bir sürü isim var. Her sahnesi fotoğraf gibi bir dizi aynı zamanda. Bu dizi de yüreğinizi yer yer acıtacak fakat öyle ufak mutluluklar göreceksiniz ki, sizin için aşkın ne demek olduğunu tekrar düşünecek, yutkunarak izleyeceksiniz.

( Belki şarkıları sever de bir şans tanırsınız diye )

Yaşamın her anıyla, acısıyla, tatlısıyla içinde olduğu bu diziler belki size de umut verir ne dersiniz. Duygularınızı elinizden geldikçe gösterin, hislerinizi anlatın ve unutmayın ki aşk şakaya gelmez sayın okur. 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here