Başlangıçta Lucifer isimli melek cenneten kovuldu ve sonsuza dek cehenneme hükmetmeye mahkum edildi. Ta ki tatile çıkmaya karar verene dek…

Şeytan, cehennemdeki kötü ruhlara işkence etmekten sıkılıp Los Angeles’ta bir gece kulübü sahibi olmaya karar verseydi ne olurdu? İşte Lucifer bu şahane fikirden ortaya çıkmış bir dizi. İnsanların arasına karışmaya karar veren şeytan, Lucifer Morningstar ismiyle dünyadaki hayatına başlar ve dizi, şeytana bambaşka bir bakış açısı kazanmamızı sağlar. Zira Lucifer’a göre şeytan insanları kötü olmaya itmez, kötü insanları cezalandırır. Kötülük, insanın kendisinden gelir. 3. sezonunun sonunda Fox tarafından iptal edilen dizi, Netflix’in satın almasıyla tekrar gündeme geldi ve bir de 4. sezon eklendi.

Lucifer Morningstar, hiçbir zaman şeytan olduğunu gizlemiyor. Herkese kendi kimliğinden açıkça bahsediyor. E tabi şeytan söz konusu olduğunda “Deal with the devil” göz ardı edilemezdi. Şeytanla anlaşma. Lucifer, insanlara iyilik yapıp kendisine borçlanmalarını sağlıyor. Zamanı geldiğinde insanların borçlarını ödemesi gerek. Bir çeşit ruhunu şeytana satma olayı diyebiliriz.

Dizimiz, dinî motiflerini Hristiyanlık inancından alıyor. İncil’deki karakterlere hayat veriyor. Bazen İncil’de olmayan eklemeler yapsalar da karakterleri ve olayları çok farklı –ve harika– yorumladıklarını düşünüyorum. Çok örnek veresim var ama spoiler olur diye susuyorum…

Şeytanın kimsenin reddedemeyeceği bir cazibesi var ve herkes tarafından seviliyor. Kimse onu reddedemiyor. Ta ki o güne kadar. Chloe Decker ile tanıştığı gün. Bir cinayet soruşturmasında Dedektif Decker ile yolları kesişiyor. Kendisinden etkilenmeyen Decker, Lucifer’ın ilgisini fazlasıyla çekiyor ve beraber çalışmaya başlıyorlar. Şeytan, suçluların yakalanmasına yardım ederek onları cezalandırmaya devam ediyor.

Lucifer’ın Los Angeles polisiyle çalışmaya başlamasından sonraki neredeyse her bölümü bir önceki bölümle aynı. Bir cinayet işlenir, görgü tanıkları sorgulanır, “Herkes merhumu çok severdi, kim böyle korkunç bir şey yapabilir aklım almıyor!” repliği duyulur ve bölümün sonunda Dedektif ile Lucifer cinayeti çözer. Ama lütfen bu sizin hevesinizi kaçırmasın. Zira diziyi size izleten cinayetler değil, dizinin ana hikâyesi. İzlerken diziyi Mentalist’e çok benzetiyordum. Sürekli bir tuzak kurulup cinayet çözülüyordu ama asıl olay Jane’in Red John’u yakalamaya çalışmasıydı. Hem ilk 20-30 bölümde cinayetlerin çözülüşü de oldukça ilgi çekici geliyor.

Lucifer, Dc Comcis bünyesinde üretilen bir çizgi roman serisinden esinlenerek hazırlanmış. Henüz çizgi romanları okumadığım için hikâyeler paralel mi bilmiyorum ama karakterlere göz gezdirme şansım oldu. Lucifer’ı Lcanlandıran Tom Ellis ve Mazikeen’i canlandıran Lesley-Ann Brandt’ın kusursuz bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Hatta söyledim. Tom Ellis, dizideki performansına bir de söylediği şarkıları ekliyor. Piyano çalıp söylediği şarkıları. Çekiciliğinin bir sınırı olsun be adam!

Şarkılardan bahsettik, dizi müziklerinden bahsetmemek olmazdı. İnanılmaz içten yazıyorum bu cümleleri, bu dizide kötü müzik yok. Yönetmenin çok iyi bir playlisti var. Dizinin tüm sezonlarında kullanılan müziklerin bulunduğu playlisti buraya bırakıyorum. Ama benim favorim 3. sezon müzikleri. Her ne kadar 3. sezon pek sürükleyici olmasa da… Onu da buraya bırakıyorum. Keyifli dinlemeler.

Fox’un 3. sezonunda iptal edip sevenlerini üzdüğü, Netflix’in “Durun ya biz ne güne duruyoruz?” deyip tekrar yayınladığı, size şeytanı sevdirecek gizem ve komedi dizisi Lucifer, 4. sezonu ile birlikte Netflix’te yayında. İyi seyirler efenim.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here