İtalyan kökenli Amerikalı sanatçı Laura Pergolizzi, 20 yaşından beri müzik piyasasında aktif olan bir isim: Sahne adı LP olan müzisyen, 2001 yılında yayımladığı ilk albümü Heart-Shaped Scar’da ve ardından gelen Suburban Sprawl & Alcohol’de rock ağırlıklı işler yaptı. Çok fazla ses getiremeyen bu albümler sonrasında ise şarkıcı, yazdığı şarkıları başka sanatçılara verme işine ağırlık verdi: Backstreet Boys, Christina Aguilera, Rihanna ve Rita Ora gibi sanatçıların parçalarına imza attı. Şarkıcılık kariyerindeki ilk büyük adımını ise önceki rock tarzını fazlasıyla hafiflettiği 2014 çıkışlı Forever for Now albümüyle attı: Bu eserden Night Like ThisInto the Wild ve albümle aynı adı taşıyan muazzam balad Forever for Now gibi birçok etkileyici parça yayımlandı.

Sanatçının dünyaca üne kavuşması ise müzisyene adeta seviye atlatan Lost on You single’ı ile oldu: Dünyanın birçok ülke listelerinde hiç beklenmedik bir şekilde 1 numaraya yerleşen bu parça, yabancıların sleeper hit olarak tabir ettiği sıfatın adeta kelime karşılığı oldu. Acı bir sona sahip ilişkilere kadeh kaldıran bu büyülü eser, özellikle nakaratında o acıyı dinleyiciye geçirmesiyle çok etkileyici bir iş. Bunun yanında, şarkı sözlerinin vuruculuğunu ile birlikte parçanın ilk saniyesinden son anına kadar özenli bir prodüksiyona sahip olmasıyla da tekrardan dinleme isteği uyandıran bir eser. Parçanın bu noktaya gelmesindeki en güçlü sebep ise şarkıcının hafiften No Doubt zamanındaki Gwen Stefani’yi andıran ancak aslında kendine has olan ses rengi.

Albüm kayıtlarının yabana atıldığı bu “single dünyası” çağında daha önce viral olarak başarılı olmuş birçok tekli ile karşılaştık. Ancak LP, hem bu hit parçasında hem de 2016’nın son günlerinde yayımladığı parçayla aynı adı taşıyan albümünde oldukça değerli bir işe imza atıyor: Albümün ilk single’ı Muddy Waters, orta tempoda bir altyapıya sahip olsa da geri vokallerin çok yerinde kullanılması ve özenli nakarat vokallerinin akılda kalıcığıyla akıp giden bir parça oluyor. Bunun dışında, önceki albümde de yer alan Into the Wild da albümün bir başka ön plana çıkan işi. Parçanın efsane filmi anımsatan isminden mi bilinmez ama özellikle birçok sesin bir arada kullanılması ve dinmeyen enerjisiyle eser tam bir macera filmi müziği gibi. Albümün eksi yönü olarak ise bütün şarkı yapılarının birbirine benzemesi ve bu yüzden bazı parçaların kendini tekrardan dinletmesinin zor olması  söylenebilir.

Albümün genişletilmiş versiyonunda bulunan When We’re High ise sürekli haldeki hafif beat’leri ve tekrarlanan akustik gitar riff’leriyle Milky Chance hitlerini andıran dingin ruhta bir şarkı. Ayrıca Suspicion da kaydın bu versiyonunda yer alıp akılda fazlasıyla yer eden yeni parçalardan biri. LP’nin buradaki vokal iniş çıkışları ve performansı gerçekten oldukça üst düzeyde. Yer yer sesini titretmesi ise parçaya fazlasıyla yakışmış bir detay. Other People ise o şahane ıslıklarıyla albümün en çok akılda kalan eserlerinden biri. Parçanın “You broke the spell and wanted something else. Well, go fuck yourself with other people” gibi agresif şarkı sözleri de ıslıklarla birleşince ortaya dinlemesi zevk veren bir iş çıkıyor. Ayrıca, hemen ilk dinleyişte de benimsenecek bu yapısıyla birlikte şarkı aynı zamanda radyo dostu bir eser oluyor.

Böylelikle albüm, LP’nin tek şarkıdan ibaret olmadığını bizlere fazlasıyla kanıtlıyor. Ayrıca 25. İstanbul Caz Festivali kapsamında 3 konser verecek olan sanatçı, bu albümdeki en etkileyici işlerini ilk defa ülkemizde sergileyebilecek. Let’s raise a glass or two!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here